Fırınlar ve Fırın Ruhsatları Üzerine…

Fırınlar ve Fırın Ruhsatları Üzerine…

9 Eylül 2014 23:12
A
a
 
Dün öğleden sonra değerli bir okurumuz aradı telefonla. Yazdığım yazı için gelen teşekkür konuşmalarına benzemeyen bir üslupla kendisini tanıttı sağ olsun. Ekmek fırını ile yazmış olduğum yazı ile ilgiliydi konu ama tamamen beni bilgilendirme, eksik kalanları tamamlamak adınaydı telefonun amacı. 9207 sayılı maddenin 5. fıkrasının C bendi gereği doğrultusunda diye söze başlayınca anladım ki konuya vakıf bir dostumuzdu arayan. Kısacasışunu diyordu; “Bu özellikler doğrultusunda zaten oturma mekânlarının zemin katında böyle bir iş yeri yasal olarak açılamaz. Nüfusu 100.000 üzerindeki yerleşim alanlarında iş merkezlerinde ve müstakil olarak işlevini sürdürebilir yerlerdir böylesi işletmeler. Zaten 2010 yılının altıncı ayından itibaren zaten hiçbir fırına ruhsat verilmemiştir…”
Gerçekten de farkında olmaksızın önemli bir konuyu ele almışım dünkü yazımda, bilgilendiren dostumuzun sayesinde bunun farkına vardım…
 
Bir Başka Konu da
Mahalle Düğünleri!
Mustafa Demir sevdiğim bir kardeşim olup, MÜSADER Eskişehir Başkanıdır. Sosyal Paylaşım sitesine şöyle bir sitemini göndermiş. Eksiksiz olarak paylaşıyorum; “Sokak düğünlerinin yasaklanması ile: son birkaç gündür sosyal paylaşımlarda basında okuyoruz ki büyük bir rahatsızlık veriyor. Hayır, anlayamadığım bir konu var kimileri yasaklanmalı diyor kestirip atıyor. Merak ediyorum ve soruyorum nerede yasıyorlar kraliyet ailesinden mi geldiler Eskişehir’e. Bakın bazı tespitlerinize hak veriyorum. Yalnız dilerseniz konuya birde benim meslektaşlarımın penceresinden bakalım. Bir akşamki sokak düğününde sadece müzik icra edenler haricinde ses sistemi fabrikasında çalışandan tutun kameraman hatta sandalye kiralayıcısı ve aşçısına kadar kaç kişi ekmek yiyor. İnanılmaz ama bir düğünde 20 kişiye yakın para kazanıyor 4 kişilik ailesi olsa 80 kişinin rızkını duşunun birde bunu bir günde yapılan düğünlerden hesaplarsak 200 düğün olsa 80 ile çarparak 1600 kişi olur. Herkes şapkasını önüne koyacak düşünecek 1600 kişinin rızkını mani olmak ne derece doğru. Ama lakin haklı bulunulduğu yerler var ama bunun sonucu şeriat gibi kestirip atmak değil. Sizlerde duyarlı olmalısınız çözüm ortaklığında buluşmak en doğru olan şey. Herkes bilmeli ki sokak düğünleri iptali için savaşanlara sahsım adına ve yönetimimiz olarak meslektaşlarımızın yanındayız sonuna kadar…”
 
Mustafa kardeşim; dört müzik albümü üretmiş, besteleri birçok sanatçı tarafından okunmuş, Ulusal beste yarışmalarında finaller tatmış, İzmirli Sanatçılar Birliği Başkanlığı yapmış birisi olarak şunu yanıtlamanı rica edeceğim sadece! Senin mantığınla baktığımızda seyyar satıcılar da namusları ile evlerine ekmek götüren yurttaşlarımızdır. Onların da aynı feveranla tezgâhlarımıza dokunmayın on binlerce kişi ekmek yiyoruz demek gibi hakları olmaz mı? Bu durumda dünya kadar dükkân kirası ödeyen, vergisini daha kazanamadan devlete ödemek zorunda kalanların günahı ne bu durumda? Görüntü, gürültü kirliliğini kader olarak algılamak zorunda mıdır hastası olan, üniversite sınavına giren, nöbetten gelen(daha yüzlercesi eklenebilir). Evet, benim müzisyen kardeşlerim ekmek götürmelidir evlerine. Ama artık olur olmaz her mahalle arasında yaşatılan gürültü kirliliği ve kural tanımazlık da bu toplumun kaderi olmamalıdır öyle değil mi? Bunlara çoğu düğünde havaya atılan tabanca seslerini ve havai fişekleri eklemedim daha dikkat edersen!
 
 
DIŞARDAN GAZEL
 
Mehmet Sakarya(Mehmet Usta)…
 
Bu coğrafyanın çocuğu olan Mehmet Sakarya 1951yılında dünyaya merhaba etmiş. Bilecik’in Söğüt ilçesinden alarak, minicik yaşlarda Eskişehirli etmiş ailesi onu. Kendi buruk anlatımı ile okumayı çok isterdim dese de, yoksul babası on iki yaşında bir lokantaya çırak vererek, “eti senin kemiği benim” demiş. Türkiye’nin sayılı mutfaklarında aşçı, aşçıbaşı ve şef olarak çalışmış. Genç aşçı adaylarına seminerler vermiş defalarca…
 
Onu meslektaşlarından farklı kılan özellikleri farklı bir ilgi alanından kaynaklanıyor tabii. Küçük yaşlardan itibaren sevdalandığı şiir okuma alışkanlığı zamanla kendisini şiir denemeleri yazmaya teşvik etmiş. Bir kitap çıkarmış hayatının en olgun döneminde. Hayattan umudunu kesmiş yaşıtlarına inat, bir de şiir albümü üretmiş hemen ardından da! “Benim için her yemek bir şiir, her şiir bir yemek kadar hazdır” diyen ve içindeki çocuğu asla küstürmeyen bu dingin adamı ES TV’de her sabah yayınlanan programıma konuk aldım. Gerçekten de ellisinden sonra karalar bağlayıp amaçsız yaşayan yurdum insanına öylesine güzel bir örnek oluşturdu ki bu güzel insan. Yaşama dört elle sarılan, kendisini çok güzel ifade eden, üreterek kalıcı eserler bırakmayı gaye edinin toprağımızın güzel insanına bir kez daha selam olsun…
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi