Fasarya gazetesi...

Fasarya Gazetesi, ezberinin bozulduğu andan itibaren salya sümük saldırıyor malumunuz. Kendi ayıplarını, yamukluklarını, geçmişt

26 Haziran 2012 00:00
A
a
Fasarya Gazetesi, ezberinin bozulduğu andan itibaren salya sümük saldırıyor malumunuz. Kendi ayıplarını, yamukluklarını, geçmişteki edepsizliklerini hasıraltı ettiğini sanarak saldırıyor hem de. Topluma, “nasıl olsa yaptıklarımızı unutmuşlardır, bunlar balık hafızalıdır” dercesine hem de...
Hak ettikleri biçimde, yedikleri nanelerin belgeleri gözlerine sokulduğunda da tamamen rot balans ayarları bozuldu doğal olarak. Yürümeyi şaşırdılar, zemheri tilkisi gibi dımdızlak kaldılar. Ama Allah insanoğlunu şaşırtmasın bir kere. Artık kaybedecekleri bir şeyin olmadığını anlayınca ahlakta kurala gerek de görmüyorlar... Hele bir tane zavallı var ki, bu iyiden iyiye sapıttı. Beni “gazeteci değildir, köşe yazmamalı” yaygarası yaparak bir yerlere şikâyet ediyor. Şöyle bir bakayım dedim, Başbakanlık basın yayın ve enformasyon genel müdürlüğünün sayfasına girdim. Eğer gazeteci(!) olmanın kıstası basın kartı almaktan geçiyorsa o zübüğün de böyle bir kartının olmadığını gördüm. Yılların nice gazetecilerine baktım, onların bir kısmının da yoktu basın kartları. Bir de kimler alabilirmiş bu kartı dediğimde gördüm ki lise mezunundan, mastır yapanına dek herkes alabiliyor. Yani gazetecilik-iletişim-sinema televizyon gibi okulları bitirmelerinin de bir önemi yokmuş gençlerin boşu boşuna! Bu kart için müracaat edenlerin bekleme süresi; “Lise mezunları için 28 ay, İletişim Fakültesi mezunları veya iletişim konusunda mastır yapmış kişiler için 12 ay, üniversite mezunları için 18 ay, Yüksekokul mezunları için 24 aydır” yazıyor şartnamede... Tam on yıldır yazılı ve görsel medya içinde, gönüllülük esasında toplumsal görevimi yapmaktayım. Ne gerek duydum bu karta, ne de duyacağım anlayacağınız...
Kâmil Paşa, Kıbrıs’a geziye gitmeye karar verir. Şair Eşref’e “Bir isteğin varsa oradan getireyim” der. Eşref buna çok sevinir: “Paşam görüyorsunuz artık yaşlandım, yürüyünce yoruluyorum, yokuş da çıkamıyorum. Bana bir Kıbrıs eşeği getirirseniz ömür boyu size dua ederim” der.
Kâmil Paşa’yı dönüşünde, Eşref’te karşılamaya gider. Paşa, Eşref’i görünce: “Aaa, Eşref, affedersin istediğini getirmeyi unutmuşum, seni görünce eşek aklıma geldi” der. Eşref’te lafını yerleştirir: “Aman Paşam, üzülmeyin, o eşek gelmese de olur, siz geldiniz, ya, sağ olun”...
Benim gazeteci olmama gerek yok, sen varsın ya sağ ol...
 
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi