YAZIYORUM
Cep telefonunuzun ayarlarına bir bakın.
Teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerliyor.
Akıl sır erdirmek olası değil gerçekten de.
Lakin hepsinde de ortak bir özellik var.
Ne kadar son model de olsa ortak özellik ne?
Ortak özellik, “fabrika ayarlarına geri dön”
tuşu hepsinde bulunmakta…
Yani ne özellikler yüklerseniz yükleyin,
istediğiniz an bir tuşa basarak fabrika
ayarlarına geri dönebiliyorsunuz…
Kendi kendime düşünürken aklıma ilginç
fikir saplandı kaldı. İnsan hayatında da bir
kerelik olsun böyle bir olanak olsaydı keşke!
Son yıllarda böbrek ameliyatı(taş), hiper
Tansiyon hastalığımın tavan yapması, davalar
vs. derken “yeter üleynn” nidası eşliğinde
Kadir İnanır olasım geliyor. İşte bu duruma
düşmeden, bir tuşa basıp fabrika ayarlarıma
geri dönebilseydim keşke! Bilumum organlar
turfanda sebzeler misali capcanlı, diri diri!
Fabrika ayarlarına döner dönmez, acilen
ülkemin sayılı liboşları arasına girmek için
gereğini yapardım. Vatandan sana ne,
bağımsızlık neyine, Ulusal değerler ne haddine.
“Bi ipim, bi sapım” felsefesini baş tacı etmiş
güruhun bir parçası olarak salt nefsim için…
Ya da her ülkenin de fabrika ayarlarına geri
dönmek gibi bir seçeneği olsaydı keşke.
Ülken dolma biber gibi oyulurken bas düğmeye!
Yıl 1923’ün 29 Ekimi…
Cumhuriyetin kurulduğu ilk anlarda git yanına
Mustafa Kemal’in, bir bir anlat olacakları.
“Atam bak, ilerde şunlar sana ve memlekete
ihanet edecekler. Senin hayata veda edeceğin
günün ertesine başlayacak hem de bu ihanet”
diyerek, olacakları sırala kulağına…
Bir kerelik olsaydı ya şu fabrika ayarlarına dönüş!
UZAKTAN GAZEL
ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE KIYMAYIN!
Şu sıralar ardı ardına şikâyetler duyuyorum üniversite öğrencilerinden. Bazı ev sahiplerinin çeşitli katakulliler deneyerek, öğrencileri bezdirme oyunları içerisinde olduklarını öğreniyorum. Rahatsız olan öğrenciler de doğal olarak
Yeni ev arayışına giriyor. Bu da ev sahibine yeni kiracı ve artış demek tabii!
Şimdilik sadece “bindiğiniz dalı kesmeyin ey ev sahipleri” demekle yetiniyorum. Gerektiğinde isim isim yapılanları bu köşemden paylaşacağım…
OZANCA
En uzun koşuysa elbet Türkiye’de de Devrim,
O, onun en güzel yüz metresini koştu
En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak...
En hızlısıydı hepimizin,
En önce göğüsledi ipi...
Acıyorsam sana anam avradım olsun,
Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!
Can YÜCEL
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Ülkemiz karanlığa gömülüyor
Kerem Akyıl
Eskişehir’de trafiğin azalmasını beklemek hayal!
Tarkan Demir
Sanayi bölgesindeki eski yapılar için uyarı!
Kaan Özcan
Susuz bir hayat düşünülemez…
Seval Erci
Cezalar ağırlaşınca ihlaller azaldı
Ümit Polatbaş
Sağduyu her şeyden önemli
Ahmet D. Canoruç
Tepebaşı Belediyesi’nin iş birliği Eskişehirlileri ulaşımda rahat…
Funda Morgül
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy