Eylül…

Şinasi Kula yazdı

14 Eylül 2015 00:06
A
a
Eylül deyince içimi kapkara bir hüzün kaplar.

Sonbahar rüzgârlarının savurduğu yapraklar değildir ama beni hüzünlendiren. İçinde romantizmden çok uzak çok derin acıları barındırır Eylül.1980 Yılının 12 Eylül’ünde ülkemin üzerine çöken ve bugün hala aydınlatamadığımız karanlığın hüznüdür bu…

Kolay mı; 650 bin gözaltı, 210 bin dava, 230 bin yargılama, 517 idam kararı ve ne yazık ki bunlardan 50 sinin infazı…

Daha bitmedi!

Pasaport verilmeyen 388 bin kişi, sakıncalı bulunarak işten atılan 30 bin kişi, vatandaşlıktan çıkarılan 14 bin kişi, işten çıkarılan 3 bin 854 öğretmen, 120 öğretim üyesi ve 47 hâkim…

Devam ediyor!

Kuşkulu bir şekilde ölen 300 kişi, işkencede öldüğü belgelenen 171 kişi, doğal ölüm raporu verilen 73 kişi, intihar eden 43 kişi, çatışmada ölen 95 kişi, kaçarken vurulan 16 kişi, açlık grevinde ölen 14 kişi…

Basın özgürlüğündeki durum daha da iç karartıcı.

400 gazeteci için toplam dört bin yıl hapis istemi ve bunun sonucunda verilen 3315 yıl altı ay hapis cezası.

31 gazeteci cezaevine girdi, 300 gazeteci saldırıya uğradı.

3 gazeteci silahla öldürüldü.

13 büyük gazete için 303 dava açıldı.

Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.

39 ton gazete ve dergi imha edildi…

Demokrasi adına, ülkeyi aydınlığa çıkarmak adına yapılan askeri darbenin sonucu işte yukarıda saydıklarım. İstatistiksel rakamlar gibi yazılınca bazılarınıza basit gibi görünse de, ülkemin aydınlık geleceğine koyulan binlerce ton dinamitten başka hiçbir şey değildir ne yazık ki!

12 Eylül’ün (adını ağzıma alıp kirletmek dahi istemediğim) baş mimarı da ruhunu teslim etti yakın zamanda. Gelişi muhteşem olan, kerameti kendinden menkul bu zatın gidişi sessiz sedasız oldu. Dilerim Allah’tan yaktığı her bir can için ayrı ayrı kemikleri sızlıyordur toprağın altında… Kaldı ki böylesine ihanet ettiği vatanının toprağı onun o kirli bedenini kabul etmemiştir zannımca.

Börtü böceklerde doğaya aykırı davranarak cesedine dokunmaktan bile iğrenmişlerdir…

2010 yılının 12 Eylül’ünde ise yine, yeniden bir demokrasi hamlesi adına oylanan Anayasa Referandumu, bu oylamada yine demokrasi adına “Yetmez ama evet” diyen kuşumun aydını liboş tayfasına da selam olsun. Mutlu musunuz sizin oylarınız sayesinde ortaya çıkan bugünkü demokrasi şöleninden?

Son olarak gelen onlarca şehit haberleri… Her bir ocağa düşen ateş, yüreğimizi dağlayan anaların, babaların, eşlerin, kardeşlerin, evlatların feryatları!

Eylül sen sadece yapraklarını dök, gözyaşlarımız bizde kalsın, 1 Kasımda olsun düş yakamızdan artık…

 

Sabah Kahvesi hafta sonlalarında daha tatlı!

Hani hoş bir söz vardır “Allah nasip ederse” diye. Gerçekten de kısmet olursa 26 Aralık’ta ben de ESTV çatısı altında beşinci yılımı doldurup, altıncı yıldan gün alacağım. Zamanı tutmam olası değil, avucumun içinde eriyen kar tanesi gibi zaman adeta…

“Kent Ozanı” adlı programım 26 Aralık 2010 yılında başlamıştı unutmam olası mı? Sevgili Vedat Ergün sağ idi, canlı idi, deli dolu aramızdaydı. Ve ilk programımı canlı sunacağım Pazar akşamı elinde bir kutu çifte kavrulmuş lokumla bana yürek vermeye gelmişti ES TV Genel Müdürü olarak. Rahmet diliyorum sana mavi gözlü adam, ışıklar içerisinde ol dilerim…

Kent Ozanı programından sonra en uzun soluklu programlardan biri olan “Sabah Kahvesi” programım da şaka maka üçüncü yılında. Düzenli olarak ve hiç yaz tatili yapmaksızın hafta içi her sabah sundum bu programı da. Kar, kış, yaz, sıcak demeden hem de. Sevgili Gökhan Günser, Ufuk Azbay, Onur Çırak, Ersin Süni emek ve güzellik kattılar programlarıma yıllardır…

Yeni yayın dönemi ile beraber sadece hafta sonları(Cumartesi-Pazar) sabahları yapmaya karar verdim aynı içerikte programımı. Ne yalan söyleyeyim doğru ve isabetli bir karar vermişim. Yıllardır hafta içerisinde 11.00-12.00 saatleri arasında tırnağımla kazıyarak izleyici aramışım. Oysaki izleyici hemen yanı başımızdaymış. Onlar hafta sonlarında kahvaltılarını ederken izleyebilecekleri bir de televizyon programı arıyorlarmış. Şarkı ve türkülerle süslenmiş, sohbetin olduğu, umudun olduğu ve ülke gerçeklerinin çarpılmadan yiğitçe konuşuldu bir programa hasretlermiş…

Mustafa Kemal Atatürk sevdalıları,

 Vatan sevdalıları.

Bağımsızlık ve bölünmez bütünlük sevdalıları.

İnsan sevdalıları.

Barış sevdalıları.

Türkü ve şarkı sevdalıları…

Biz buluştuk efendim birbirimizle…

Teşekkürler ES TV…

 

OZANCA

MEMLEKET İSTERİM

Memleket isterim

Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;

Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim

Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;

Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim

Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;

Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim

Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;

Olursa bir şikâyet ölümden olsun… Cahit Sıtkı TARANCI

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi