Haftalardır gazete köşemden ve ES TV hafta içi her sabah yayınlanan “Sabah Kahvesi” programından çığlıklar atıyorum. Yazılı ve görsel medyadaki tüm meslektaşlarıma Allah rızası için birkaç kelam olsun bu konu ile ilgili bir şeyler yazın diyerek haykırıyorum. Soner Yüksel kardeşime teşekkür ediyorum, daha çocuğu olmamasına, bu sorumluluğu tatmamasına rağmen duyarlı davranıp çığlığıma çığlık kattı. Boşa konuşmadığımı biliyordum, boşa kaygılanmadığımı biliyordum oysaki! Eskişehir’de bonzai denen bu sinsi tehlikenin büyük boyutlarda olduğunu düşünüyordum. Bu düşüncemi değerli bir akademisyen teyit etti.
Halkın Sesi dediğiniz Anadolu Gazetesi de manşetten haber yaptı bunu; “Eskişehir’de Bonzai Yaygın…”
Başta Emniyet Müdürlüğümüz olmak üzere, İl Sağlık Müdürlüğüne, Hastaneler Birliği Genel Sekreterliğine, Diyanet İşlerine, Akademisyenlere hitaben seslenmiştim. Bu tehlikenin dillendirilmesini, yaygınlık boyutunu açıklamalarını istemiştim. Ne yazık ki hiçbirisinden en ufak bir yanıt gelmedi. Bunun üzerine Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Bağımlılık Biriminin değerli akademisyeni Doç. Dr. Gülcan Güleç’in açıklamaları ufkumuzu açtı. Boşu boşuna yaygara yaptığımı düşünenler eminim ki şu an bu ön yargılarından arınmanın yollarını aramaktadırlar. Haftalar öncesinden ilk kez dillendirdiğim bu konuyu artık ciddiye almak durumundalar. Sayın Doç. Dr. Güleç diyor ki; “dün itibarı ile hastanemiz aciline bu uyuşturucudan rahatsızlanıp müracaat eden kişi sayısı 3 tür…” İnanılmaz korkunç bir sayı değil mi bir gecede 3 rakamı? İşin bir başka ilginç yanı daha var. 2011 yılına dek adını bile duymadığımız bu uyuşturucunun adının ilk telaffuz edildiği yer maalesef Eskişehir! Ve sıkı durun kullanım yaşının 8 e düştüğünü vurguluyor. Eskişehir’de zaten esrar ve uçucunun yaygın olduğunu son üç yılda bonzai tehlikesinin inanılmaz boyutlarda arttığını söylüyor. Ve hastaneye müracaat edenlerin savunmaları ise işin en dramatik tarafı! Savunmaları ise “bunu herkes içiyor” oluyormuş. Meslektaşlarımız ister bu konuya değinsin, isterlerse bildikleri tarz yazılar yazmaya devam etsinler! Lakin Anadolu Gazetesi olarak biz üzerimize düşün yurttaşlık görevimizi yerine getirmenin huzuru içerisindeyiz. Muhabir kardeşim Gökhan Koçal’a bu haberle emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Ama en büyük teşekkürü Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Bağımlılık Birimi Öğretim Üyesi Doç Dr. Gülcan Güleç başta olmak üzere, o kurumun tüm saygıdeğer öğretim elemanlarınadır. Eksik olmayın dilerim…
DIŞARDAN GAZEL
ES TV İle Dünyaya Merhaba…
Dile kolay, tam dört yıldır ES TV’de program yapmaktayım. “Anadolu’nun incisi ES TV’den hepinize merhaba saygın izleyenlerimiz” diyerek dört yıldır selamlamaktayım sizleri. Büyük ozan Nazım Hikmet’in bir şiirini sunayım öncelikle.
Seni Düşünmek
Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum…
Sanırım ne demek istediğimi anladınız saygın okurlarımız. Bizleri ekranları vasıtası ile baş tacı eden siz saygıdeğer Eskişehirlilere elbette ki sonsuz saygı ve sevgi beslemekteyim. Ama artık tüm Türkiye’den, hatta dünyanın her tarafındaki insanlarımız tarafından da paylaşılmak istiyoruz. Nitelikli programlar üreten bu güzide kanalın, hak ettiği biçimde sesinin duyurulmasını istiyoruz. Paylaşmak ve paylaşılmak(yârin yanağından gayrı her şeyde)dünyanın en güzel hazzı ise eğer, bu hazzı artık yaşamak istiyoruz biran evvel…
Diliyorum başta Eskişehir’imiz olmak üzere güzellikler katsın ülkemize ES TV. Tüm içtenliğimle inanıyorum ki çığ gibi büyüyerek tüm Türkiye’de adımızı duyuracağız. Ulusal bazda yayın yapan nice televizyon kanallarına güzel bir örnek olacağız. Hep birlikte Eskişehir, el ele…