Eskişehirspor’u yıpratmak değil, yönetimi uyarmaktır amaç…

Eskişehirspor’u yıpratmak değil, yönetimi uyarmaktır amaç…

30 Haziran 2014 11:02
A
a
Hani ligin tam ortasındasınızdır, en hayati maçları yaptığınız süreçtesinizdir. “Olmak yada olmamak” türünden bir durumun merkezindesinizdir. Böylesi zamanlarda bu kentin güzide takımına zarar vermemek adına imtina edersiniz. Yanlış yapmamak adına doğruları dahi söyleyemez, yazamaz, uygun bir dönemi beklersiniz. Lakin ortada maç yokken, lige verilen aradan ötürü herkes tatilini yapıyorken, kimileri futbol borsasında nasibini arıyorken de “Eskişehirspor’u yıpratıyorsunuz” demiyor mu birileri insanın gülesi geliyor. Ben her şeyden önce 25 yıl aktif görev yapmış bir beden eğitimi öğretmeniyim.
 
Gençlik yıllarımda Bilecik ve Ankara amatör liglerinde yıllarca futbol oynamış biriyim. Futbol topunu daha düne kadar bomba sanıp karakola ihbarda bulunan nice futbol yöneticisinden daha aşinayım bu konuya. Lakin bir köşe yazarı olarak haddimi bilmek adına, asla Eskişehirspor başlıklı bir köşe yazısı yazmamıştım daha bu yazıma dek. Üstelik de konu bulamayınca sıkışıp buna sığınanlardan olmadığımı cümle alem de iyi bilir…

Önce Aydın Begiter aradı tafralı bir sesle telefonla. “Eskişehirspor kurucularından yaşayan tek kişi benim Şinasi. Çok yakında mali kongre var ama Eskişehirspor yönetiminden bir davet olsun almadım. Hadi onların aklına gelmiyor, senin aklına da mı gelmiyor. Yaşayan tek kurucu olarak söylemem gerekenleri, yüreğimdekileri futbolseverlerle paylaşmaya hakkım yok mu” diyerek sitemini dile getirdi. Aydın ağabeyi ertesi gün ES TV’de yayınlanan “Ekstra Gündem” programına konuk alacağımızı söyleyerek haklılığını onayladım. Lakin yine de haddimi bilerek Anadolu Gazetesi spor müdürü sevgili Osman Cemoğlu’ndan programı yönetmesini rica ettim. Çok da güzel bir program olduğunu gelen tepkilerden zaten öğrenme olanağımız oluyor. Yine birkaç gün sonra hafta içi her sabah canlı yayınlanan “Sabah Kahvesi” programıma Eskişehirspor ile ilişkisi kopan futbolcu Necati Ateş telefon bağlantısı ile katıldı. Yaralı olduğu konuşmalarından çok belliydi. Kendisi ile zaten bir konuda net anlaşmıştık, Eskişehirspor camiasına zarar verecek özel hiçbir açıklama olmayacaktı canlı yayında.
 
Duygusal anından yada boşluğundan yararlanıp özelleri canlı yayında anlattırarak prim yapmayı, ucuz gazetecilik yapmayı hiç düşünmediğimi izleyen tüm kamuoyu gördü zaten. Çok büyük takdir alsam da istisna eleştiriler vardı. “Yahu bu adam ne güzel her şeyi anlatacaktı canlı yayında, yeri yerinden oynatacaktınız. Neden engel oldun özel açıklamalarına” diyerek eleştirildiğim de oldu. Bu hayatta maddesel hiçbir ama hiçbir şeyim yok dostlarım. Onurla söylüyorum ki kendime ait bir evim dahi yok. Hasbel kader on yıllık bir düldülüm var ayaklarımı yerden kesen. Bu konumumla onur duyuyorum bilesiniz, Atatürk’ü, Aziz Nesin’i, Neyzen’i pir saymışım bilesiniz. Yani benim tek mirasım, kitlelerin yakıştırdığı ve bundan da çok haz aldığım “dik duruşlu” yakıştırmasıdır. Ben asparagas haberlerden, magazinsel haberlerden, niceleri gibi köşe kadılığından istikbal bekleyenlerden değilim ki! İşte bu yüzdendir sadece doğru bildiklerimi söyler, söylemlerimdeki gibi yaşamaya gayret ederim. Eskişehirspor’umuzu kötü konumlarda görüp kına yakacaklardan asla değilim bu böyle biline. Ama yönetim bazında bazı yanlışların, hataların ve en önemlisi de yanlış yönlendirmelerin olduğu kanısındayım. Başta Mesut Hoşcan olmak üzere büyük çoğunluğun Eskişehirspor’u çıkar kapısı olarak görmediğine inanıyorum. Lakin bu, tamamı da böyledir anlamı taşımamakta. Bireysel beklentileri için her şeyi göze alıp, koca bir camiayı sıkıntıya sokabilecek bazı istisnalardan arınılması gereğini düşünüyorum. Önemli bir konu da, bazılarındaki inanılmaz tavır değişikliğidir. Hani tabir caiz ise “burnundan kıl aldırmama” modudur! Dostlar, Eskişehirspor ile ilgili kariyerler yarın elinizden alındığında siz yine bizim insanımız hani “bizim oğlan”sınız… Nasrettin Hoca'ya sormuşlar: Kimsin? “Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.” Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca: Sen kimsin? “Mutasarrıf” demiş adam kabararak. “Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasrettin Hoca. “Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam. “Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca. “Vezir” demiş adam. “Daha daha sonra ne olacaksın?” “Bir ihtimal sadrazam olabilirim.” Peki, ondan sonra? Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş: “Hiç.” “Daha niye kabarıyorsun be adam. Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: "Hiçlik makamında…”

OZANCA
Yaşamak direnmektir
Bir ölü çıkar evden ve ölüm
Paslı bir çivi gibi saplanır beynine
Hesaplaşma başlar kendinle.
Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak
Hayaller yanıltır insanı,
Hiç bekleme
Ölen ne pencereden bakacak
Ne de kapıdan çıkacak
Yürek burkan anılar artık geride kaldı
Doğmak ne kadar zorunluluksa
Yaşamak ta bir görevdir aslında
Sen önüne bak, gününü yaşa, onurlu yaşa
Utanılacak bir şey bırakma ardında
Hayat devam ediyor tüm ihtişamıyla
Şimdi ilk görevin karamsarlığı yenmektir
Şöyle bir soluklan toparla kendini,
Yaşamak Direnmektir.
Şener TALİ
    

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi