Eskişehirli üçüzlerin babasına!

Şinasi Kula yazdı

22 Nisan 2015 10:14
A
a
Yüreği olan yüreğinde sevgi barındıran insanoğlu çok iyi bilir ki evlat, kadın ve erkek birlikteliğinin en tatlı meyvesidir. Ve net bir gerçek daha vardır ki dünyada en büyük acı evlat acısıdır. Yaratan hiç kimseye ama hiç kimseye bu büyük acıyı yani evlat acısını tattırmasın dilerim. Bu güzel kentimizde genç bir anne babanın da çocukları olmuş. Hem de birbirinden sevimli üçüz çocukları olmuş. Allah onlarında yüzünü güldürsün her daim, yarınlarını aydınlık eylesin, acılardan arındırsın öncelikli dileğim budur…

Bu üçüzlerimizin babası “bizim çocuklarımızla Tepebaşı Belediyesi gerektiği biçimde ilgilenmiyor” diye basına açıklama yapma gereği duymuşlar. Özgürlük onlarındır, elbette ki seslerini duyurmak adına gerektiği biçimde ellerindeki hakkı sonuna dek kullanmalılar. Kullanmalılar kullanmasına da, bir yerde yanlış yapmıyorlar mı acaba? Ya da işin en kolayına kaçıp, yanlış hedefler belirleyerek yapmıyorlar mı bu hak arama(!) işini ne dersiniz? Şimdi o anne ve babaya birkaç soru sormamız gerekmiyor mu?

Örneğin sorularımızın ilki şu olmalı mesela. Belediyelerin doğan her çocuğa mama, bez ya da buna benzer zaruri gereksinimleri temin etmek gibi bir zorunluluğu var mı? Var ise şimdiye kadar iktidar partisinden seçilmiş belediye başkanlarından kaç tanesi kentindeki yeni doğmuş tüm bebeklere sistemli bir biçimde bu yardımı yapmaktadır? Medya karşısında göstermelik biçimde hediyelerini verip, bir daha tozunu dahi bulamadığımız belediye başkanlarına alışkınız! Benim kastettiğim biçimde bu yardımı sürekli yapan üç tane örnek isim verebilir mi bana bu baba? Belediyelerin böyle bir zorunluluğu var ise madem, bu kentte doğan diğer bebeklerin ailesine de ayırım yapmaksızın yardım etmesi gerekmiyor mu? Ailelerin bu ayrıcalıktan yararlanabilmeleri için ikiz, üçüz ya da dördüz bebekleri mi olması gerek ne dersiniz? Biliyor musunuz esas beklentiniz kimden ya da nerelerden olmalıydı? Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın ben hiçbir söyleminde üç ya da beş çocuk yapın gibi telkinde bulunduğunu anımsamam. Bu sözü söyleyen biri vardır bu ülkede ama Ataç değildir. Önceleri “üç çocuk doğurun ha” diye hayatın her alanında, her gittiği yerde bu açıklamayı yaparken, sonraları “üç de yetmez beş” diyen kişi başkasıdır. Eğer vicdan varsa ve o sese kulak verilmesi gerekiyor ise, sizler bu siteminizi o kişiye duyuracaksınız kardeşim! Sizlerden en az beş çocuk isterken, kendi yakınlarının dahi bu isteği gerçekleştirmedi devlet büyüğümüzden isteyeceksiniz beklentilerinizi. Diyeceksiniz ki; “ey devlet büyüğüm, yap dedin yaptık, haydi sizler de sözünüzü tutun o zaman…”

Her bakana bir uçak verilmeli diyenleri, duble yollar yaptık diyenleri, hava alanları açtık diyenleri, bana ne faydası var diye sorgulamaksızın koşulsuzca alkışlayanlar; iş hesap sormaya ya da hak aramaya geldiği zaman neden kolay olanı seçerler hiç düşündünüz mü?

 

Anakara’dan Abim Gelmiş!

Gurup Gündoğarken’den dinlediğimiz ve belleklerimize kazıdığımız hoş bir şarkının adıdır bu başlık biliyorsunuz. Ama benim dün Ankara’dan gerçekten kardeşim geldi “Sabah Kahvesi” programıma. CHP Ankara Milletvekili sevgili Bülent Kuşoğlu konuğumdu. Gaye Usluer ve Utku Çakırözer ise ona hoş geldin için gazetemize buyurdular. Polatlı Lisesinden arkadaşım, gençlik yıllarımın tanığı olan sevgili kardeşimle bir saat keyifli bir programa imza attık birlikte. Bu seçimlerde yine Ankara’dan milletvekili adayı olup, seçilmesi garanti gibi görünen Kuşoğlu ile zaman tünelinden kırk beş yıl öncesine gittik. Düşünebiliyor musunuz insanın geçmişinin bir tanığı olmaz ise kafayı yiyebilir duruma düşeceğini hiç düşünebiliyor musunuz? Geçmişinizi bilen tek bir Allah kulu yok yeryüzünde, daral geliyor değil mi?

Bizleri televizyondan izleyen değerli izleyenlerimiz de gördü ki, Bülent Kuşoğlu çok samimi biçimde gelecekle ilgili güzel bir tablo sundu herkese. Yani hiç kimse bölünmez bütünlüğümüz, bağımsızlığımız ve Cumhuriyet değerlerimiz adına kesinlikle karamsar olmasın vurgusunu sıkça yaptı. Yeter ki Mustafa Kemal’in 92 yıl önce çizdiği o aydınlık yoldan sapmayalım ve birleşelim artık bugün…

 

OZANCA

Çanakkale Şehitlerine!

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;

Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;

Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;

Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.

Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,

Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.

Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;

O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaz-ı beşer...

Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,

Boşanır sırtlara vadilere, sağmak sağnak.

Saçıyor zırha bürünmüş de o namert eller,

Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.

Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,

Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.

Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...

Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!

Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;

Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman?

Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?

Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm… M. Akif Ersoy
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi