Eskişehir denildiğinde herkesin aklına çağdaş, modern, herkesin birbirine saygı gösterdiği hoşgörü düzeyi yüksek bir kent gelir. Muhafazakâr ya da seküler, herkesin kendisine bir alan bulabildiği, kimsenin kimseye karışmadığı, kadınların, gençlerin kendisini var edebildiği bir şehirdir Eskişehir.
Eskişehir denildiğinde herkesin aklına çağdaş, modern, herkesin birbirine saygı gösterdiği hoşgörü düzeyi yüksek bir kent gelir. Muhafazakâr ya da seküler, herkesin kendisine bir alan bulabildiği, kimsenin kimseye karışmadığı, kadınların, gençlerin kendisini var edebildiği bir şehirdir Eskişehir.
Ama ben bu yazıda şehre ve siyasete daha çok ‘kadın’ gözünden bakmaya çalışacağım. Ve tabi ki uzun uzun yazıp sizleri yormayacağım. Zamanında yapılırsa genel seçimlere de erken seçimlere de henüz vakit var. Ama buna rağmen gerek CHP’den gerek AK Parti’den bazı isimler için milletvekili ya da belediye başkan adayı olabilir, olacak gibi yorumlar yapılıyor. Tabi bu bazı isimler hep erkek isimleri. Şehrimizdeki bazı erkekler sürekli bir yerlere yakıştırılıyor. Yakıştırılabilir, konuşulabilir tabi. Peki bu isimler arasında kadınlar nerede?
Evet, şehrimizi şu an kadın büyükşehir belediye başkanı Ayşe Ünlüce yönetiyor. Ünlüce, Eskişehir’in ilk kadın büyükşehir belediye başkanı olarak şehrin tarih kitaplarına geçti. Kendisi herhangi bir değerlendirme yapmasa da Ayşe Hanım’ın 2029 yerel seçimlerinde tekrar Eskişehir büyükşehir belediye başkan adayı olacağını düşünüyorum.
CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu döneminde milletvekili adaylıkları için fermuar sistemi getirildi. Uygulanır mı, uygulanmaz mı bilemeyiz. Ama uygulanırsa Eskişehir’de seçilebilecek sıraya bir kadın konulacaktır. Ama burada asıl mesele bir kadının CHP listelerinden seçilmesi ya da belediye başkanı olması değil. Nasıl bir kadın ya da kim o kadın siyasetçi/siyasetçiler? Aklınıza bir isim geliyor mu? Zor. Gelmiyor.
Mevcut CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, tekrar aday olmayacağını kamuoyu ile paylaştı. Ama kimse o zaman şu kadın siyasetçi çok güçlü, sesini yükseltiyor, partisindeki erkek yöneticilerin uydusunda siyaset yapmak yerine kendi yolunu çizebiliyor diyebildi mi? Maalesef hayır. Gazeteci Özlem Gürses’in bile adı geçti ama Eskişehir’den herhangi bir kadın siyasetçinin adı anlı şanlı şekilde geçmedi. Hala da geçmiyor. Birileri bir şeyler istiyor, bekliyor ama erkek yöneticilerin onay vermesini bekliyor. Maalesef korkudan da ses çıkaramıyor.
AK Parti için durum farklı mı? Siyaset arenasında AK Partili kadınlar ne kadar etkili? Orada kadınların ismi belli başlı konumlar için mi yoksa stantlarda beklemeleri için mi geçiyor? Kadınlar etken mi, edilgen mi? Erkekleri seçtirmek için vitrin mi yoksa partisinin neferi mi?
Peki kadınların adı sanı neden geçmiyor? Eskişehir siyaseti neden sürekli erkekleri konuşuyor? Eskişehir’de gerek CHP gerek AK Parti genel siyaset için neden güçlü bir kadın figürü çıkaramıyor? Aynı erkeklerin aynı yerlere isimleri yakıştırılırken, kadınlar siyasi partilerde niçin sus pus? Kadınlar neden her defasında kaderine razı olmak zorunda bırakılıyor?
Geçenlerde bir yazı okurken, karşıma “Deli deliden, imam ölüden hoşlanır” sözü çıktı. “Niye bu sözü daha önce duymadım?” dedim kendi kendime. Birçok şeyi özetliyor. Siyasette, basında, iş hayatında hatta bazen arkadaşlıkta, dostlukta... Herkes işine geleni seviyor, etrafında kelebek gibi dönecek, uydusundan çıkmayacak, masaya yumruğunu vurmak yerine varlığıyla yokluğu bir olacak şekilde sessizce onay mekanizması haline dönecek insan/insanlar ya da kadın/kadınlar arıyor.
Siyasette de bu böyle. Özellikle bizim gibi erkek egemen toplumlarda ve erkeklerin bu kadar sözünün geçtiği siyasi partilerde kadınlar vitrine dönüşüyor. Kadınlar, sesini çıkarmaya, itiraz etmeye çekiniyor. Siyaset ‘makul kadın’ arıyor, siyaset ‘makul gazeteci’ arıyor. İnsanlar ‘makul arkadaş’ arıyor. Maalesef siyaset toplumun kültürel kodlarından besleniyor ve kadınlarda konuşmayı değil susmayı örgütlüyor. Aman itiraz etmesin! “Aman ağzımızın tadı kaçmasın Ali Rıza Bey” misali. Sonra erkek yöneticilerin ağzının tadı kaçmıyor ama kadın siyasetçilerin bir hayli kaçıyor. Kadınlar özünden, emeğinden ve emekten uzaklaşıyor. Siyaset emeğin, hak ve özgürlüklerin, adil yaşam talebinin kavgasının verildiği bir mekanizmaya değil dedikoduyla, gruplaşmayla ilerleyen bir sürece dönüşüyor. İtirazların nereye ve kime karşı yapılması gerektiği unutuluyor. Ama siz unutmayın, büyük icraatlar büyük itirazlardan doğar…