ALS, insanı zamanla hareketsizleştirip, kendi vücudu içine hapseden bir kas hatalığı. Bu hastalığa dikkat çekmek üzere yapılan etkinlik gereğinden fazla ses getirmişe benziyor. İnsanlar kovadaki buzlu suyu başından aşağı boşalttıktan sonra arkadaşlarına hodri meydan, “siz de benim gibi hem buzlu suyla ıslanın hem de bağış yapın” diyerek hastalığa dikkat çekiyorlar…
Bu teklif haftalar öncesi bana da yapıldı. “Hocam siz yerelde tanınan kişisiniz bu hastalığa katkı verin” diyerek kameralar önünde buzlu suyu tepemden aşağı dökmemi istediler. “Olmaz” dedim kendilerine, ben bu eylemi başka bir konuya dikkat çekmek adına, ES TV’de hafta içi her sabah yayınlanan canlı yayın programında (Sabah Kahvesi) yapacağımı belirttim…
Eskişehir medyasında istisnasız herkes bilir ve tanıktır. Gerek televizyonumuz ES TV, gerek gazetemiz Anadolu ailesi olarak aylardır BONZAİ gerçeğini halkın gündeminden düşürmemekteyiz. Gurur duyuyorum ki, diğer gazeteler de zaman içerisinde bu sosyal tehlikeyi kabullenip haber yapmaya başladılar! Verdiğimiz emekler karşılığında, “Eskişehir Emniyet Müdürlüğü her an gereğini yapmaya hazırız” yanıtını vererek işbirliğinin şart olduğunu söylediler. Bu işbirliği hem kurumlar arası hem de halkımızın müdahil olması anlamındadır elbette!
Lakin farkında mısınız, bize en gerekli kurumun çatısı altında olanlardan hiçbir ses seda çıkmıyor. Millet Meclisi çatısı altındaki milletvekilleri adeta ölüm sessizliğindeler! Eğer ki onlar bu sessizliği sürdürürler ise bu toplumun işi çok zor, hatta ülkemizin geleceği inanılmaz karanlık. Emniyet mensubu üst düzey bir arkadaşımız, “eğer yasalar acilen caydırıcı hale getirilmezse bizim emniyet olarak mücadelemiz bataklıkta sivrisinek avlamaktan öteye gitmez” diyor. Kesinlikle katılıyorum bu görüşe. Yasa yapıcılar öncelikle bu olayı basit bir uyuşturucu hikâyesi olarak algılamak yerine, bu ülkenin gençliğini toplu ölümlere götürmek isteyen asıl gücün farkına varmalıdırlar. Bu bir sosyal tehlikedir, gençliğimizi uyuşturmak falan değildir asıl olan. Gençliğimizi(10-25 yaş) toplu ölümlerle imha ederek, ülkemizin yarınları olacak bu kesimi yok etmek sureti ile de geleceğimizi yok etmektir. Düşünebiliyor musunuz, bu ülkede rakının imalat fiyatı 8 TL, satışı ise on kat fazlası. Bonzai denen baş belasını 3-4 TL civarında temin edebiliyorsunuz. Her sokakta, her delikte hem de kolaylıkla buluyorsunuz. O halde sormazlar mı, sizler alkollü içeceklere her türlü vergiyi giydirip ateş pahasına sattırıyorken, bu gençlik düşmanı sentetik maddenin her köşe başında 3-4 liraya satılmasına neden sessizsiniz! Dilleriniz neden lâl olmuş?
Başta Milli Eğitim Bakanı Eskişehir Milletvekili Nabi Avcı olmak üzere sırası ile diğer milletvekillerimize avazım çıktığınca sesleniyorum!
Ey Salih Koca, Ülker Can, Ruhsar Demirel,
Süheyl Batum!
(Süheyl Bey konuya müdahil oldu, diğer milletvekili arkadaşlarını yasa için imza atmaya davet etti)…
Sizler beni istediğiniz kadar duymazdan gelin fark etmez.
Bir canlı yayında, kova içerisindeki buzlu suyu kafamdan aşağı boca ettiğimde tüm Türkiye’den ses gelir inanın. Akşama kadar sosyal paylaşım sitelerinde rekorlar kırar bu gösterim. Bana lütfen bunu yaptırmayın. Canlı yayında tek tek isimlerinizi sayarak bunu bana yaptırmayın lütfen! Benim için bunu yapmak hiç ama hiç de zor değil. Bu olay sonrasında zorda kalacak benden ziyade sizler olacaksınız, emin olun bunu istemiyorum!
DIŞARDAN GAZEL
Hoş Geldin Erkan İrgi!
Merak etme seni şimdilik tanımıyor Eskişehirli hemşehrilerimiz. 16 Ekim 2010 Cumartesi öğlen sonrası bu kente geldiğimde, bardaktan boşanırcasına bir yağmur tarafından karşılanmıştım. Adeta gökkuşağının altından geçip girdik bu güzel kente. Her şey güzel olacak dedim yanımda oturup başını omzuma yaslayan yârime. “Bu kent benim rahmetli babam ve annemin ayak izlerinin olduğu samimi bir kent.” Bağrına basacak bizi demiştim. Daha dört yılı bile tamamlamamışken, kırk yıllık Eskişehirli’den daha Eskişehirli’yiz anlayacağız. Sen İzmir sahnelerinde, Bodrum’da rüştünü kanıtlamış güzel bir müzisyensin. Yüreğin de güzel be çocuk üstüne üstlük! Fesatlığın da yok, hasetliğinde yok. İzmir’in hoşgörüsünden de getirmişsindir eminim yanında bir avuç da olsa! E geriye ne kalıyor ki bu kentin seni bağrına basmaması için? Yılbaşına kalmaz en nitelikli mekânlardan güzel sesini ve şarkılarını dinlemeyi alışkanlık ederiz kendimize…
Hoş geldin kardeşlerin güzeli…