YAZIYORUM
Eskişehir MHP’den genel merkeze…
Anadolu Gazetemizde sürekli olarak(haftanın beş ya da altı günü) yazan altı köşe yazarı var. Doğal olarak herkes ayrı bir dünya ve herkesin kendi doğruları var. Lakin genel doğrular paydasında bu isimlerin büyük bölümünün sağ partilere oy vermediğini tahmin ediyorum. Kendimin dışında emin olduklarımın başında ise sevgili Önder Baloğlu gelmektedir. Aynı şekilde sağ geleneğin temsilcilerinden de emin olduğum arkadaşımız Sadi Seda bulunmakta. AKP-MHP arasında tercihler yaptığını gözlemliyorum. Ama emin olduğum bir konu da şu ki; o da Eskişehir MHP yönetimi ile yıldızı barışmayan kalemlerden. Geçtiğimiz yıllarda bir telefon konuşmasına ister istemez dinlediğimde, Eskişehir MHP İl Başkanı ile gerilimli tartışmasına tanıklık etmiştim. Son günlerdeki yazılarından da anlaşıldığı üzere mevcut il yönetimine bakışında hala bir değişiklik yok demektir. Benin gibi sağ partilere asla oy vermemiş birilerinin sağ bir partiye eleştiri yapma hakkı var mıdır peki? Sağ cenahın yatıp kalkıp hayatlarında bir kez bile olsun oy vermediği solu acımasızca eleştiri hakkı ne kadar var ise benim de o kadar hakkım vardır. Daha yüzünü bir kez görmediğimiz MHP il başkanının sadece rutin günlerdeki basın açıklamalarına tanık olduk bunca sene. Gerçekten ben de, hiçbir televizyon kanalında, hiçbir gazete ziyaretinde, hiçbir halk toplantısında denk gelmediğim mevcut il yönetimine nakıs görüşten öte bir görüş bildiremeyeceğim. Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel için de düşüncelerim farklı değildir. Süheyl Batum Eskişehir çocuğu değil diye eleştirilir her daim. Oysa bu coğrafyanın çocuğu olan Ruhsar Hanım’ın olumlu bir farkının olup olmadığını, kamuoyuna sormakta fayda vardır kanımca. Şu dört yıl içerisinde bu kentte çok önemli olaylar yaşandı. Cumhuriyet ve değerleri adına ortak paydada buluşmak adına kentin önderlerine çok işler düştü. Gerilimli günlerde barışı sağlamak üzere liderlerin devreye girmesi gerektiği anlar oldu. Ulusal Bayramlarımızın törenlerle kutlanmasına yasaklar getirildi mesela. Böylesi anlarda gözlerimiz “kendisine milliyetçi diyen”, bu ülkenin bölünmez bütünlüğünden yana olduğunu söyleyenleri aradı. Aynı biçimde MHP Genel Başkanı Bahçeli için de düşünceler pek berrak değil. Gerek miting alanlarında, gerek meclis çatısı altında yaptığı söylemlerde AKP için, Tayyip Erdoğan için zehir zemberek açıklamalarda bulundu. Ama iktidarın aldığı kararların hemen çoğunda imza atmayı da “ülkenin menfaatleri adına” açıklaması ile geçiştirdi çoğunlukla. Şu an bakınız Eskişehir’de her parti yöneticisi “yerel seçimlerde oylarımızı arttırdık” lakırdısı yapıyor. İstisnasız hepsi gibi MHP İl Yönetimi de yapıyor! İyi de arttırdınız da ne oldu sonuçta diye sormazlar mı? Mademki bölünmez bütünlükten yana, Cumhuriyetten yana, Mustafa Kemal Atatürk’ün aydınlık yolundan yanasınız da, bu ortak paydada neden buluşamıyorsunuz diye sormaz mı tarih gün gelince hepinizden? Aynı şekilde egosunun kurbanı olsan bir kısım “sahte sosyal demokratlara” demezler mi sen Atatürk’ü hak etmiyorsun, bundan sonra layık olduğun yere defol git diyerek! Kısacası şu bilinmeli artık; kimse tarihi kandıramaz, herkes kendini kandırır arkadaş…
DIŞARDAN GAZEL
Arif Yeşilgil gurbette ekmeğinin peşinde giden bir Eskişehir sevdalısıdır. Toprağımın insanıdır ve tanıdığım Milliyetçiler içerisinde en yakın, en samimi bulduklarımdandır. Onun için parti amigoluğunun hiçbir önemi yoktur, vatanın bölünmez bütünlüğü ve bağımsızlık uğruna samimi biçimde canını ortaya koyar korkusuzca. Sevgili Arif şu paylaşımda bulunmuş; Tesbit/Tayyip gitsin AKP sanmayın kalkar/Ama Bahçeli gitsin MHP şaha kalkar/Vicdanınız varsa hadi haksız deyin/Ozan Arif…
OZANCA
Aşkı muhabbetle Dostu anarız
Aşkın badesinden içer kanarız
İnsanlığın ateşiyle yanarız
Hünkâr Hacıbektaş Veli aşkına
Sevgi dolu bir dünyayı düşledik
Muhabbeti nakış nakış işledik
Her bir zıddı birbiriyle eşledik
Hünkâr Hacıbektaş Veli aşkına
Fikret der gönüller efsanesiyiz
Şema ışığının pervanesiyiz
İnsanı kâmilin divanesiyiz
Hünkâr Hacıbektaş Veli aşkına
Fikret DİKMEN