Şinasi Kula yazdı
Türkiye’nin kalbine yine bomba kondu.
Yine kirli eller (taşeronlar) malum emperyalist gücün (ABD) maşalığını yapmaya devam etti. Türkiye’nin kalbi Ankara, Ankara’nın kalbi Kızılay’ı kana boyadılar. Yitti gitti suçu günahı olmayan onlarca can. Ve görünen o ki malum kirli örgüt (PKK) çıktı taşeron. Önce bu işin Eskişehir’e uzantısından söz edelim isterseniz, daha sonra da genel boyutta irdeleyelim…
Ankara Kızılay’da 37 kişinin can verdiği bombalı saldırının ardından Eskişehir merkezli, terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonda Eskişehir'de 14, İstanbul'da ise 2 kişi gözaltına alındı. Eskişehir Valisi Güngör Azmi Tuna, bir soru üzerine “bu kişilerin Ankara'daki patlamayla bağlantısı araştırılıyor” yanıtını verdi. Peki kimdir bu on dört kişi, İstanbul’daki tutuklananlardan neden çok daha fazladır Eskişehir’dekilerin sayısı? Yerleşik düzen bu kentte yaşayanlar mıdır, öğrenci midir, ya da mülteci adı altında kalanlardan birileri de var mıdır? Şu ana dek hiçbir açıklama yok bu konuda. Ne önemi var demeyin sakın, çok önemi var bu sorularımın. Eskişehir’deki büyük değişimin kenti ve kentlileri hangi boyutta bir tehlikenin beklediğini bu soruların yanıtı ile çok da net verebileceğimizi bilin…
Vali Bey’in genel açıklaması şu; “Bu kapsamda Eskişehir için sevindirici olan şudur. Bu yakalanan kişilerin hiç birinin Eskişehir nüfusuna kayıtlı olmamasıdır. Genelde dışarıdan gelen kişiler, öğrenciler ve bu kapsamda olan şahıslar…”
Eskişehirliler, bu kenti kanıksamış insanlar!
Ekmeğini yiyip, suyunu içenler!
Bu kentte huzurla yaşamanın tadını çıkaranlar!
Hepimize büyük görevler düşüyor şimdilerde…
Öncelikle her Kürt yurttaşı potansiyel örgüt elemanı gibi algılarsak ömrümüzün en büyük hatasını yaparız. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ile gurur duyan, ülkesine ihaneti aklından geçirmeyen insanları incitirsek en büyük günahı işleriz bilesiniz. Bakın onlar Güneydoğu’da daha geçtiğimiz günlerde kanıtladılar ülkelerine bağlılıklarını yine. Provokasyon çağrılarına rağmen onlar tüm zor koşullarına rağmen devlete bağlılıklarını ortaya koyup, bu yönde tercihlerini yaptılar. Savaş çığırtkanlığı yapan satılıkları hayal kırıklığına uğrattılar. Demem şu ki bu gerçekler ışığında satılık bir avuç taşeronun dışındaki Kürtlerimizi bağrımıza basalım. Maşa konumunda hissettiklerimizi ve tahmin ettiklerimizi de gözlemleyerek hiç ama hiç korkmadan, yiğitçe emniyet güçlerine bildirelim. Orhan Kemal’in şu sözünü hiç unutmayalım. Der ki üstat; “korkaklık da bir nevi oros…luktur”
Gelelim müttefikimiz Amerika’ya. Bu kirli örgüt ve uzantılarını terörist olarak kabullenmeyen dünyanın baş belası ABD’den müttefikimiz olmayacağı bir kez daha kanıtlandı. Kör olmayan, ahmak olmayan bunu bir kez daha anladı. Saldırıdan bir gün önce büyükelçiliğinin web sayfasından olacakları duyurmuş mu? EVET!
Yani bu aşağılık tezgâhtan haberdar mı? EVET!
Diyeceksiniz ki 2000 kilometreden bu sarı benizlilerin haberi oluyor da bu ülkenin istihbaratının iki kilometre ötede patlayan bombalardan nasıl haberi olmuyor! Üstelik ardı ardına bu üçüncü gözdağı! Bunun yanıtını da hala istikrardan söz edenler vermeli bence…
SİZİN SESİNİZ
Hırsızlar serbest!
09.03.2016 günü Beylikova Yeniyurt Mahallesi’nde bir vatandaşın deposundan soğan çalarken fark edilen O.T ve Z.T kendi araçları ile tabanları yağlarlar. Jandarma tarafından takip başlar anında. Çifteler ve Sivrihisar’da sürdürülen ısrarlı takip sonucu yakalanırlar. Beylikova Cumhuriyet Savcılığı’nca mahkemeye çıkarılırlar.
Adli kontrol şartı ile serbest bırakılırlar…
Şaka gibi diyeceksiniz ama inanın aynen durum bu!
Hep duyarız şu son yıllarda, tecavüzcü iyi halden serbest bırakıldı diye. Ne yalan söyleyeyim kamuoyunun çok büyük bir bölümü gibi ben de kanayanlardanım. Nasıl olur da tecavüz ettiği her halükarda kanıtlanmış biri iyi halden serbest bırakılır diye soruların karşılığını vicdanımda veremeyenlerdenim. İşte buyurun, hırsızlık yaptığı ayan beyan şahitli tanıklı iddia edilen bir konuda da zanlılar serbest bırakılıyorlar! Peki, onları yakalamak üzere canhıraş görev yapan emniyetimizi sağlayan kardeşlerimizin şevkleri, görev arzuları ne durumdadır dersiniz? Desenize ki bu ülkede tarihe geçmiş nice hırsızlık konusunda ne olduysa aynısı olur öyle değil mi?
Not: Bir de bu beyefendilerin hız limitini iki kez aşmaktan da mahkemeleri var…
OZANCA
Emeksiz hayatı, kazanmak ister
Gördüğü her eve, dalar hırsızlar
Kendince haklıdır, akıtırken ter
Ne varsa toplar da, çalar hırsızlar
Kimisinin baba, mesleğidir bu
Kimisinin kaba, mesleğidir bu
Kimisinin çaba, istediğidir bu
Sessizce yoklar da, çalar hırsızlar
Kiminin utanmaz, yüzleri vardır
Nice planları, gizleri vardır
Poliste kayıtlı, izleri vardır
Soysuzca götürüp, çalar hırsızlar
Masa başındaki, en tehlikeli
Genelde şişmandır, görünür keli
Soyulmuş soğana, çevirir seni
Ruhunu bedenden, çalar hırsızlar
Seçkin der eliniz, olsun kötürüm
Alın kucak kucak, haydi götürün
Üstüne alınma, sakın müdürüm
Söz adresi bulur, çalar hırsızlar
Harama balıklama, dalar hırsızlar… Seçkin ERDOĞAN