Eskişehir işgal altında!

Şinasi Kula yazdı

20 Temmuz 2015 00:03
A
a
İnandıklarımı paylaşmam, doğru bildiğimi hiç çekinmeden söylemem en büyük özelliğimdir. Hiçbir Allah’ın kulu bazı medya mensuplarına yaptıkları suçlamaların zerresini bile şahsıma yapamaz! Ağız değiştirdiğimi, bindiğim ata göre şekil değiştirdiğimi, dün öyle bugün böyle olduğumu ya da bunlara benzer zerre örnekle kimseler suçlama cesareti dahi gösteremez. Tüm kalbimle artık inanıyorum; bu kentte insanlar söylenmeyenleri söylememi istiyorlar benden. Alışageldikleri biçimin dışında; kentteki tanınmış kişiler ve onların özelleri üzerine yazılmış sığ muhabbetlere girmediğim için tebrik eden okurlarımızdan yaşama gücü alıyorum hayatın her alanında. “Bizim sesimiz olduğun için” sözcükleri ile başlayan cümlelerinin sonunda, gururumu okşuyor bu kentin aydınlık yüzlü insanları…

Arife günü, bayramın birinci ve ikinci günleri yârimle arşınladık Eskişehir sokaklarını. El ele saatlerce gezdik. Cadde ve sokaklar, diğer günlerden farklı olarak daha sessizdi bayramın iki günü. Bağlar Caddesinin başından, Doktorlar Caddesine girdiğimizde hissettik yoğunluğun olmadığını. Ve ne ilginçtir ki, yerli halkın bayramı fırsat bilerek kent dışında tatil geçirmeleri ilginç bir gerçekle yüzleştirdi bizleri. Bizler; tabii ki bayramı Eskişehir’de geçiren, kentimize zeval gelmesin diye bekçilik yapan kalenderler oluyoruz! Beni tanıyıp merhaba etmek isteyen, bayramımızı kutlama nezaketinde bulunan tüm saygıdeğer hemşehrilerimle aynı görüşte birleşiyorduk. Yerlilerin azlığından ötürü iyot gibi açığa çıkan gerçek tabii ki mülteci gerçeği idi. Birbirimize şaka ile karışık nerede olduğumuzu soruyorduk. “Arap kentlerinden birine geldik de haberimiz mi yok” şakasını en az üç dört ağızdan duydu bu kulaklarım. Her yaştan, her cinsten ve her statüden mülteci; Doktorlardan 2 Eylül Caddesine, Hamam Yolunun tüm ara sokaklarından eski garajlara dek adeta serpiştirilmiş durumdaydı. Ve en merkezi yerinden ara sokaklarına kadar işporta tezgâhları uzayıp gidiyordu. Simitçi, kahveci, gazozcu şarkısından esinlenmiş olacaklar ki, gözlükçü, yüzükçü ve hatta urgancısına kadar ne ararsanız hepsi tezgâhının başındaydı. Yarım yamalak Türkçe ile sattıkları malların reklamını yapıp fiyatların cazip olduğunu anlatmaya çabalıyordu bazıları. Öyle ki uyum zorluğu dahi çekmeyen bazı din kardeşlerimiz, Arapça şarkılarla renk katıyordu Eskişehir caddelerine. Adalarda pet şişelerini yan yana dizip, bir nevi bowling türü şans oyunu ile rızkını kanama çabasındaydı bazısı da. Kısacası binlerce Arap ülkelerinden kaçıp, Eskişehir’e akın etmişti mevcut manzarada…

Bunlara “mülteci” tanımlaması getirerek, masum konuma getirenler elbette ki bu yazımdan müthiş rahatsızlık duyacaklardır. Hemen belirteyim zerre kadar umursamam onların tepkilerini. Bana tepki duyacaklarına yürekleri yetiyorsa sokaklara çıksınlar da, Eskişehir’de yaşayan insanların tepkilerinden gezebiliyorlarsa gezsinler! Bu mültecilere(!) benden kestiğiniz paralarla düzenli aylıklar ödeyeceksiniz, mağdur edebiyatı ile onlara ayrıcalıklar tanıyacaksınız, benim ülkemde onların geleneklerini yaşamaları için saygılı olmam gerektiğini zırvalayacaksınız, savaş olasılığını hissettirip vatan millet Sakarya nidaları ile gençlerimizi Suriye’ye yollama hazırlıkları yapacaksınız…

Beyler, siz önce Eskişehir’de yaşayan binlercesinden başlayarak; ülkem genelinde sayıları dört beş milyona varan Suriyeliyi olası bir savaşa hazırlasanız daha adaletli olmaz mı?

Para gelsin de nasıl gelirse gelsin mantığı içerisinde olan bazı ev sahiplerinin uçuk kaçık fiyatlarla minicik apartları bunlara kiraladıklarını duyuyorum. Yıllarca ekmeğini yediğiniz üniversite öğrencilerine bunları emsal göstererek kira fiyatlarını acımasızca katlayanları duyuyorum. Bindiği dalı kesen bu nankör hemşehrilerim, bakın ilerde ne olacak size söyleyeyim. O öğrencilere vefasızlık ettiğiniz için biz medya mensupları da öğrenciler lehine yurtların bir an önce kurulması adına kampanyalar başlatacağız. Yazılarımızla ve haberlerimizle kamuoyu baskısını artırarak acilen onlarca yurt yapılmasına öncülük edeceğiz. Gün gelecek, sizlerin para uğruna astronomik fiyatlarla doluşturduğunuz o mülteciler(!) de kültür uyumsuzluğu sonunda memleketlerine dönmek durumunda kalacaklar. Kırdığınız o üniversite öğrencileri de size bay bay yapacak ve dımdızlak kalacaksınız ortada…

Not: Mutasyona uğramış üç genç(konuşmalarından ülkem insanı olmadıklarını anladık)bayramın ilk günü uçuyordu. 2 Eylül caddesinin bir köşesinden çıkıp tramvay hattı boyunca yürüdüklerini sanıyordu, adeta sürünerek yürüyordu bir tanesi hele. Gündüz sıcağı idi henüz ve aklımıza gelen de uyuşturucu oldu nedense. Bu çirkin tabloların gün gelip Eskişehir’de çoğalması halinde, her şeyi güllük gülistanlık göstermek için taklalar atanlar ne yapacaklar ilerde göreceğiz hep beraber!

 

OZANCA

 

Kargalar bülbül oldu

Meydan yüzsüze kaldı

Halkım uykuya daldı

Bayram neyime benim

 

Nice ana kuzusu

Her gün yürek sızısı

Bu mu alın yazısı

Bayram neyime benim

 

Ömrüm geçti yoruldum

Dokuz köyden kovuldum

Şinasi’ydim duruldum

 Bayram neyime benim… Şinasi KULA

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi