Eskişehir’in ortasına kondurulan kelebek!

Şinası Kula yazdı

20 Aralık 2015 18:43
A
a

Hani derler ya at kulağına kelebek konmuş gibi!

Aha tam da öyle yeminle…

Hatta bu deyim, bu benzetme bile öyle masum öyle yetersiz kalıyor ki gidip bizzat gözlerinizle gördüğünüzde. Bu şaheser yapının her gün zorunlu olarak önünden geçen bir Eskişehirli olarak, bütün güzel dileklerimi yolluyorum emeği geçen tüm muhterem zevata! Hatta yetinmiyorum; bizi bu güzelliklere layık gören ve en büyük sorunlarımızdan biri olan trafik sorunumuza bile bir nebze de çözüm olan mükemmel eseri dört yıl gibi kısa bir sürede bitiremeyenlere takdir duygularımı yolluyorum. Yani böyle yetenekli bürokratlarla, yetenekli teknik elemanlarla ilgili bakanlığın da gururlanmak gibi bir hakkının olduğunu söylemeden geçemiyorum. Alkışlıyorum her yanından geçişte, avuçlarım kızarana dek, tüylerimden diken diken olana dek yapıyorum bu işi hem de…

Kendim gazete köşemde yayınlamak üzere fotoğraf çektim. Çünkü bu kentte beni tanıyan(taksi şoförlerimize dek) herkes karşılaştığımda soruyor; “hocam n’olcak Allahasen bura yav” diyerek. Ona çalkala buna çalkala; bir gün biri “hasss oradan ne biçim medya mensubusun” demeden işe girişeyim dedim. Bin kez haber olmuş iki bin kez muhatap mercilere adı sorulmuş bu şaheserin fotoğrafını çekip köşemden bir de ben sorayım dedim. İş yerine geldiğimde çektiğim fotoğrafların, malum güzelliği anlatmakta kifayetsiz kaldığını görünce işin ustalarından yardım istedim. Sonhaber Gazetesinden Esra Yücel Ünlü kardeşim sağ olsun yardımcı oldu. Şimdi o fotoğrafa bir bakınız. Fotoğrafı çeken işinde başarılı bir muhabir ona kimsenin sözü yok elbette. Ama içeriğe bir bakın Allah’ınızı severseniz. Bir Eskişehir’imizdeki görüntüye bir de elin gâvurundaki görüntüye bakınız ve karşılaştırınız. Yahu gurur duymamak olası mı be!

Hele Nasrettin Hoca türbesine benzettiğim, hatta daha yakından bakıldığında şadırvanı dahi andıran o mükemmel tasarıma ne demeli? Hele binlerce metreküp beton dökülerek dünyada emsali görülmeyen o devler ülkesinin saksılarına ne diyebiliriz? Oliver devler ülkesinde! Söyleyin dostlar sizler de tüylerinizden diken diken olmadınız mı benim gibi? Hani Konya’da bir tarihlerde Gonca Kuriş ve daha nice masumları böylesi beton yığınlarına gömüp ecelsiz gömmüştü yobaz katiller. Acaba diyorum onların anısına mı, onları yâd etmek üzere anıt mezar olarak mı tasarımlandı? Sıcak yaz günlerinde itfaiye arozözlerinin giremediği bu yerlerde doğal olarak betondan su tankları da olmalıydı. İleri görüşlü bilim adamlarımızın katkıları da alınarak böylesi su tankları bile düşünülmüş Tanrım! Ya valla gurur duymamak olası değil, billâh değil! Bakın arada bir de göbek taşını andıran ve yüzyıllar sonrası nesillerin bile akıl sır erdiremeyeceği görüntüler var. Rabbim, ey güzel rabbim! Kimin aklına gelir, hangi sanatçıyım diyen entel dantelin aklına gelir böyle bir eser? Bi küçük eleştirim göbek taşına benzettiğim yapıtların yanında hamam tası ve keseyi unutmuşsunuz. Hakiki Bursa kesesi olmasını ve o alanda 7X24 görev yapacak bi hamamcı teyze, bi de keseci pehlivanı da kadrolu görevlendirmenizi dilerim.

Bir de haber yapmışlar acımasızca…

“Eskişehir'in tam ortasında, en değerli kamu arazisinde ucube, hat boyunda çalışmalar bir türlü ilerlemiyor” diyerek.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, açıkladı diyor haberin devamında;

-Proje ilk baştaki gibi kenarları yeşillikli bulvar olsun demiş…

Hocam daha ne yapsın ki bu fedakâr adamlar? Hani bunca güzellikleri görmezden gelip kara çalmanız da hiç hoş olmuyor bilesiniz! Bu acımasız yanınızdan hiç ama hiç hoşlaşmıyorum. İnanmıyor musunuz şimdi bana yani? O halde diğer fotoğrafa bakınız efendim. Elin gâvuru bakın güzelim şehri ne hale getirmiş. Tam bir ucubeye çevirmiş! O neymiş öyle her yer yemyeşil, eski çağ görüntülerindeki Robin Hood’un gizlendiği ormanlara çevirmişler şehri! Modern devirde böyle mi olmalı? Tabii ki her yer beton olmalı, ilerlememizin çağ atlamamızın işaretidir hocam bu bilmiyor musunuz?

Neyini beğenmiyorsunuz ki yapılanların?

Özverili çalışmaları neden eleştiriyorsunuz?

Nazar etmeyin sizin de olur…

 

SİZİN SESİNİZ

 

Şiir ve Şair üzerine bir yazı…

Özkan Mert edebiyat dünyasının iyi tanıdığı bir şairdir. Geçtiğimiz yıl Bodrum’dan Eskişehir’imize birkaç günlüğüne gelmiş ES TV’de yaptığım programda konuğum olmuştu. Kişilik olarak da severim Özkan ağabeyimi, duruşunu dik bulurum. Vatan ve bağımsızlık paydasında samimi bulurum kendisini. Şöyle diyor bir paylaşımında; “İyi şiir pas atar, kötü şiir yüreğinizin pası olup damarlarınızı tıkar. Anjiyo bile sizi kurtaramaz. Kendini önemli gören şairler zavallılardır, onları okumayın…”

Televizyon programında kendisine sormuştum; Özkan ağabeyim, Aziz Nesin için “benim ülkemde her üç kişiden beşi şairdir” söyledi derler doğru mu? Gülerek yanıtlamıştı; “hayır üç değil, dört kişiden biri” demişti…

Gerçekten de herkesin şiir yazmakta usta olduğu ülkemde neden hiç şiir kitabı satılmaz sorusunun yanıtı da ortada o zaman. Herkesin bu kadar güzel şiir yazdığı bir ülkede bir başkasının şiir kitabını neden okusun ki yurdum insanı!

Herkes sanatçı, herkes yazar, herkes çizer, herkes bilge, herkes her şey! Öyleyse bu ne koku? Erzurumlu ana gülerek yanıtlamış; yokluğun moku oğul, yokluğun moku…

OZANCA

İyice görüyorum artık düzeni

Orada, bir avuç insan oturuyor yukarıda

Aşağıda da birçok kişi

Ve bağırıyor yukardakiler aşağıya

“Çıkın buraya gelin ki,

Hepimiz olalım yukarıda”

Ama iyice gözlediğinde görüyorsun,

Neyin saklı olduğunu

Yukarıdakilerle, aşağıdakiler arasında

Bir yol gibi gözüküyor ilk bakışta

Yol değil ama

Bir tahta bu

Ve şimdi görüyorsun açıkça

Bu bir tahterevalli tahtası

Bütün düzen bir tahterevalli aslında… Bertolt Brecht

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi