YAZIYORUM
Eskişehir’in kurtuluş törenleri sönüktü!
Hiç birimizin dikkatinden kaçmadığı gibi, bana gelen iletiler de savımı doğrular niteliktedir. Eskişehir’in Kurtuluş Törenleri neden böylesine sönük ve sıradan(alışılagelmiş)biçimin dışına taşınamıyor? 19 Mayıs Atatürk’ü anma Gençlik ve Spor Bayramı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları bir biçimde kaldırıldı. Şahsi kanım budur ki, artık gereksiz görülüyorsa bu kurtuluş kutlamaları da kaldırılsın. Nasıl olsa yüce halkımızın da pek umurunda olmadığına göre böylesi günlerde lokma dağıtılsın yeterli! Merkezi yönetimlerin alışagelinen törenlerinin dışında, yerel yönetimlerin de umursamaz tavrına sanırım ben de alışmalıyım artık. Yıllarca köşe yazarı kimliğimle, televizyon programcısı kimliğimle avazım çıktığınca haykırıyorum. Hiç değilse Ulusal Bayramlarımıza yerel yönetimlerin sahip çıkarak, gereği biçimde kutlanması adına yurtseverlik görevlerini yapmalarını dillendiriyorum. Kendisine Atatürk’ün partisiyiz deyip, gaflet içerisinde bulunanların bireysel menfaatlerinden böylesi günlerde arınmasını vurguluyorum. Alternatif hiçbir farklılık yaratamayan bu statükocuları defalarca uyarmayı bir kez daha görev sayıyorum. Merkezi yönetim anlayışının dışında sizler ne yapıyorsunuz? Sadece vırvır eleştirdiğiniz mevcut iktidar alışılagelmişin dışında yüzlerce uygulaması ile tabuları yıktı öyle değil mi? Aklımıza hayalimize gelmeyecek, bu kadar da olmaz ya deyip hödük gibi baktığımız nice farklı uygulamanın altına imza attı değil mi? Yakınmanın ve sadece gündemi belirleyenlerin kuyruğuna takılmanın dışında sizler ne yaptınız, ne geliştirdiniz pekiyi? Sığ siyaset anlayışınız, Cumhuriyet ideolojisinden yana fakirliğinizin gereği siz sadece sizlere yakışanı yaptınız. Yerel kulis dedikoduculuğu, delege dedikoduculuğu, meclis üyeliği dedikoduculuğu, ilçe yönetimi ve en son da il yönetimi dedikoduculuğu nu aşıp ta Ulusal temelde sorunlara çare aradığınıza dair kaç örnek verebilirsiniz? Hangi ulusal bayramımızda tüm ülkenin takdirle konuştuğu, heyecanlandığı alternatif bir kutlama için kafanızı yordunuz? Olmayan, denenmeyen ne ürettiniz ey Allah’ın uyurgezerleri? Sizin tek bildiğiniz kısır hesaplaşmalar, bireysel çıkarlar, boyunuzdan büyük kibrinizdir. Sizler sadece cehaletinizin verdiği cesaretiniz sayesinde politikaya soyunmuş oyalayıcılarsınız bunu bilin artık! Cumhuriyet tarihinden, ya da partinizin tarihinden on soru sorup test edin birbirinizi yüreğiniz yiyorsa. Şerefim üzerine yemin ederim ki, yılların politikacısı geçinen duayen geçinen niceleriniz bile bu sorulara doğru yanıtı üçü geçmez! Uğur Mumcu ne demiş? “Konuştuklarınız kadar suskunluğunuzdan da sorumlusunuz”…
DIŞARDAN GAZEL
Zaim Güvenç adını duyanlarınız oldu mu? Sinema sanatı ile ilgili dostlarımızın bir biçimde bu isme aşina olduğunu tahmin ediyorum. Kendisi genç bir film yönetmeni, aynı zamanda da başarılı bir oyuncudur. Kemal Sunal’ın “düttürü dünya” filminde de önemli bir rolünden ötürü anımsayanlar olabilir. Salı akşamı “Kent Ozanı” programımın konukları Zaim Güvenç ve “Melek yoksa şeytan mı” film ekibiydi. Sevgili Zaim Güvenç bu ilk filmi ile yönetmen olarak Altın Portakal film festivalinde 44 film içerisinde yarışıyor. Yolunuz aydınlık, bahtınız açık olsun…
OZANCA
Bana dönek demiş itin birisi
Açığım ne imiş sor hele hele
Eli çatlamamış ayı irisi
Sen bizim köylerden geç hele hele…
Köylüden yanadır toprak görmemiş
Viskiden gayrıya dudak sürmemiş
Ömür boyu serçe bile vurmamış
Beni vuracakmış bak ite hele
Bir yığın kitabı yığmış önüne
Sinek konsa korkar tatlı canına
Hippi yosmasını almış yanına
Pehlivanlık yapar gör hele hele…
Bu herifin önü sonu ayandır
Anlayana benim sözüm beyandır
Senden korkan hayvan oğlu hayvandır
Gel de Mahzuni'yi vur hele hele… Âşık Mahzuni Şerif