Türkiye’nin en güvenli, en huzurlu şehirleri arasında Eskişehir hep üst sıralarda oldu. Eskişehir için klişe olmuş haberlerden biriydi bu. Geçmiş zaman ifadesi kullanıyorum. Çünkü maalesef Eskişehir bu özelliğini her geçen gün kaybediyor.
Türkiye’nin en güvenli, en huzurlu şehirleri arasında Eskişehir hep üst sıralarda oldu. Eskişehir için klişe olmuş haberlerden biriydi bu. Geçmiş zaman ifadesi kullanıyorum. Çünkü maalesef Eskişehir bu özelliğini her geçen gün kaybediyor.
Kentsel dönüşüm, çevre ve ilçe yolları meselesi, trafik, kuraklık, açılmak istenen altın madeni… Tabi ki bunlar kentimiz için en önemli sorunların başında geliyor. Unutmadan bir de çiçeği burnunda gündemimiz Kızılinler Termal Projesi ile Hava Kampüs Projesi var. İyi niyetle başlayan fakat yanlış ve üstü kapalı açıklamalarla/paylaşımlarla siyasete kurban edilen bir projeye dönüştü. Gerçi Eskişehir’de siyasete kurban edilmeyen bir şey var mı?
Neyse, asıl konumuza dönelim. Bir zamanlar Eskişehir, en güvenli, en huzurlu ve en yaşanılabilir kentler arasında üst sıralardaydı. Peki ya şimdi? İstanbul’dan bir anket şirketi çıkar yine böyle bir sonuç paylaşır belki sosyal medyada ama peki şehrin sokakları, mahalleleri öyle mi diyor?
Birkaç gün önce hepimizin yüzüne tokat gibi çarpan bir haber düştü önümüze. 72 yaşında Eskişehir’de inşaat bekçiliği yapan F.K.’nin kaldığı evden çıkarıldığı için bir dükkana sığındığı ve günler sonra o dükkanda ölü bulunduğu ortaya çıktı. 72 yaşında bir insanın hala çalışmak zorunda olması, kirasını ödeyemediği için evden çıkarılması ve sığındığı dükkanda günler sonra ölü bulunması… Maalesef birçoğumuzun ana sayfasında akıp giden bir haber olarak kaldı sadece. F.K.’nin yaşadığı yoksulluk, başını sokacak bir evinin dahi olmaması ve çalışmak zorunda olması ne kadar konuşuldu? Yukarıda saydığımız meseleler kadar gündem olabildi mi? Kimler sorumluluk hissetti?
Kent yoksulluğu kendini hissettirmenin de ötesine geçmişken emeklisinden, asgari ücretlisine, öğrencisinden, üniversite mezununa, sabit ücretlisine kadar herkes sadece nefes almak için yaşarken; görüyorsunuz yoksulluk artık nefes de aldırmıyor. Şöyle bir Hamamyolu Caddesi’ne çıkın da bakın. Yüzde 80’i emeklilerden oluşuyor. Çoğu tüm gün orada otururken en fazla bir simit ile günü tamamlıyor ve yarı aç yarı tok evine dönüyor. Cadde boyunca cebindeki, sofrasındaki yokluğu yüzünde taşıyan onlarca emekçi görüyorsunuz.
Eskişehir değişiyor, büyüyor. Büyüdükçe de Türkiye’deki her büyük kentin kaderi gibi yoksullaşıyor. Ekonomik kriz kentleri vuruyor. Eskişehir hiç olmadığı kadar yoksulluğu hissediyor. Yerel yönetimlerden merkezi idareye kadar herkes kent yoksulluğunun farkına varmalı ve yurttaşına onurlu yaşam koşulları sunmalı. Sunmalı ki Eskişehir yine en güvenli, en huzurlu ve en yaşanılabilir kentler arasında olsun. Sunmalı ki bu küçük Anadolu şehrinde İstanbul’da yaşıyor gibi hissetmeyelim.