Eskişehir'i İzmir'den görmek…

Şinasi Kula yazdı

31 Ağustos 2015 00:00
A
a
Yirmi yıl dolu dolu İzmir’de yaşarsanız, ayak izlerinizin silinmediği o kent de size sıcak gelir. Hatıralarınızda sımsıcak yerini korur. Yâd ederken yüzünüzü ekşitmezsiniz…

Eskişehir ve İzmir!

Tüm içtenliğimle söylüyorum ki bu iki güzel kent Türkiye’nin yaşanası kentlerinin başında gelir. İzmirli Eskişehir’i, Eskişehirli de İzmir’i sever ve yakın bulur kendine. İzmir’de yaşam sürdüren on binlerce Eskişehirli ile bu örneğimi kesin kanıtlayabilirim. Bir İzmirli olan yârimin de her geçen gün büyüyen Eskişehir sevgisini gördükçe madalyonun diğer yüzündeki örneği de teyit edebilirim…

Orada uzun yıllar yaşadığım dönemden net gözlemlerimden biri de İzmirlilerin Eskişehir’e olan hayranlığıdır. Ali Ihsan Akyol da, İzmir’de yaşam süren ve ülkesi ile ilgili duyarlı bir arkadaşımız. Yazılarımızı sosyal paylaşım sitemiz aracılığı ile takip eden Akyol “Büyük Yürüyüş” adlı köşe yazımın altına şu iletiyi yollamış…

“Her üç başkan da dalkavukların tuzağına düşmemelidir. Eskişehir de 50 yıl sonra yakalanan başarıda en büyük pay başta Sayın Büyükerşen olmak üzere diğer iki başkanın, örgütün ve kendisi için değil parti için çalışan tüm üyelerin başarısıdır. Bu tarihi başarı henüz hoca görevdeyken veliaht kavgası yapmak hem yakışık almaz hem de siyaseten kabul edilemez bir mücadeledir. Yılmaz hoca bu duruma ivedilikle el koymalıdır. Tüm milletvekillerini, belediye başkanlarını, il ve ilçe başkanlarını toplamalı;“Eskişehir in tüm Türkiye ye her yönden örnek olurken, yakalanan bu başarıyı kimselere asla harcatmayacağını” söyleyip herkesi sağduyulu ve uzlaşmaya davet etmelidir, masaya vurmalıdır. Şahsi ikballeri için çalışanlara fırsat verilmemelidir. “Önce Türkiye sonra CHP sonra biz” diyebilen nitelikli ve iş yapabilen, temsil ve birikimi olan ortaklaşa bir yönetim kadrosu ile tüm Türkiye ye bir kez daha ışık saçmalıdır…”

Ali İhsan Bey gibi ben de bu tür kaos ortamı yaratanlara tepki duyanlardanım. Erken genel seçimlere altmış gün kala, sayılı günler kala birilerinin böylesine tuzaklar kurması normaldir. Anormal olan, güdümlü kalemşorların böylesi tuzaklarına düşerek Eskişehir’de yaşanan başarının tekrarını sıkıntıya düşürmektir. Yani; üç milletvekili çıkararak büyük bir başarıya imza atan ve Türkiye genelinde imrenilerek bakılan bir kentte, bu başarının mimarlarının bu oyuna düşmesidir anormal olan.

Yahu yerel seçimlere daha yıllar var Allah’ın aymazları!

Şu genel seçimlerde Cumhuriyet kazanamazsa zaten sizler de yakın gelecekte kahve falı bakmak üzere yapabileceğiniz yegâne işinizin başında olacaksınız! Çünkü ne medya kalacak, ne özgür basın kalacak ne de düşüncelerinizi ifade edebileceğiniz bağımsız bir dünya…

Eğer benim tanıdığım Yılmaz Büyükerşen ise.

Eğer benim bildiğim Ahmet Ataç ise.

Eğer benim gördüğüm Kazım Kurt ise bu bayağı oyunların asla figüranları olmazlar ve olmayacaklardır da! Aksinin olacağını düşünen ve dillendiren borazanlar şunu net bilsin ve o gereksiz çenelerini kapatsınlar artık!

Bu üç isim de ülkesinin geleceği adına kaygı duyan ve Cumhuriyetin bekası adına elini taşın altına koyan yürekli insanlar biliyorum. Benim bildiğimi siz de bilin, bilin ki zırıltıyı kesin artık!

Başka konular üzerinde ihtisas yapmak üzere; durmak yok fala devam…

Bu ülkede çok daha vahim ve ciddi konular var, kör olmayın da görün gayrı…

 

Yargıdan Güzel Haber…

Eskişehir’den kendi isteği dışında tayini çıkarılan Hâkim Kemal Karanfil ile ilgili birkaç yazımı anımsarsınız değerli okurlarımız. Çocuğunun büyük bir kaza geçirdiği günlerin hemen akabinde Eskişehir’den gitmek zorunda bırakılmasını, çocuğunun okul sorununun bir türlü çözülmemesini… Kısacası gerçekten de bir baba için, mesleğini seven bir yurttaş için sıkıntılı bir süreç yaşamıştı Sayın Karanfil. Hani bazen hepimizin yürekten haykırdığı iki kelime vardır ya? İşte o “yaşasın adalet” çığlığını bu kez hâkim beyin bizzat kendisi atıyor bakınız... “İdare mahkemesi, ailenin birliğine vurgu yaparak kayıt çilesine dur dedi. Değerli dostlar, bildiğiniz üzere Ocak ayında Zonguldak a atandığım halde Eskişehir Fen Lisesinde okuyan kızımın Zonguldak Fen Lisesine naklini yaptıramamıştım. Kontenjan yok denilerek talebim bugüne kadar hep ret edildi. Bu yüzden okullar tatil oluncaya kadar Zonguldak a Eskişehir den git-gel yapmak zorunda kaldım. Çocukların okulu nedeniyle, tayinden itibaren iki ay içinde lojmanı boşaltamadığım için de, “on kat lojman kirası kesin” diye de ayrı bir sıkıntı ile sağ olsun Adalet Bakanlığımız bize ayrı bir güzellik yaptı!

Bu hukuksuz işlemi geçenlerde idari yargıya taşıdım.

Mahkeme, “...zorunlu tayine tabi kamu görevlisinin aile birliğini parçalayamazsın” diyerek işlemin yürütülmesinin durdurulmasına karar verdi. Kararında ayrıca Anayasa md. 41, 42 ve 90 ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ne atıf yapılarak Anayasa ve AİHS ne aykırı yönetmelik yapılarak temel hakların sınırlandırılamayacağına vurgu yapıldı.

Bu güzel haberi siz değerli dostlarımla paylaşmak istedim. Adil karara imza atan yargıçları da kutluyor, yargının henüz sıfırlanmadığını bizlere hissettirdikleri için teşekkürlerimi iletiyorum…”

 

OZANCA 

Memnun ise derelerde yüzen de

Memnun ise işsiz güçsüz gezende

Tezeğe KDV yüzde on sekiz

Pırlantaya sıfır bizim düzende… Fikret DİKMEN

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi