Eskişehir'e yazıklar olsun!

Şinasi Kula yazdı

19 Ağustos 2015 00:02
A
a
Eskişehir’de, teröre lanet eylemine az sayıda katılım olması(50 kişi) bir asker annesini isyan ettirdi diyor haberlerde! Asker annesi, kahvede oturan erkeklere de seslenerek, “niye oturuyorsunuz kardeşim, oturmayın kahvelerde” diyerek tepki göstermiş…

İnsanın hayattaki en değerli varlığı evladıdır kanımca. Hele ki onu dokuz ay karnında taşıyıp canından can katarak büyüttüğü ve kınalayarak askere yolladığı yavrusu değerlerin en değerlisidir ötesi yok! Böylesi bir dönemde güneydoğu gibi kanayan bir coğrafyamızda askerlik görevini yerine getiren evladı için kaygı duyan, içi kan ağlayan annelere nasıl saygı duyulmaz ki?

Bu protesto yürüyüşündeki duyarlı analardan biri, içi kan ağlayarak 50 kişiyi geçmeyen kitle karşısında duygulanıp; “Askerlerimize, polislerimize destek için buradayız. Ama görüyorsunuz bir avucuz. Utanın, bütün Eskişehir utansın” diye feryadını dile getirmiş…

Ama işin duygusal boyutundan sıyrılıp realite boyutuna geldiğimizde o anneye bazı sorular sormak bir Eskişehirli olarak benim hakkımdır diye düşünüyorum…

 “Benim oğlum Güneydoğu’da çarpışıyor, hepimizin yerine çarpışıyor, çarpışsın” derken şunu da düşünmesi gerekmiyor muydu acaba! Güneydoğu’da askerlik görevini yapan ilk ve tek kişi bu hanımefendinin evladı mıydı? Örneğin benim oğlum da uzun yıllar önce doğuda, Kars’ta yaptı askerliğini. Demem şudur; Kendi oğlunuzdan önce o bölgede görev yapan ve teskeresine günler kala al kanlara boyanıp bayrağa sarılı tabutla baba ocağına yollanan binlerce yiğit evladımız için daha önce nerelerdeydiniz? Bu kirli savaşta ecelsiz giden masum ve fakir halk çocukları toprak olurken duyalı bir anne olarak ay yıldızlı bayrağımızı kapıp sokağa fırlayarak kaç kez feryat ettiniz anımsıyor musunuz? O şehit düşenler ki biyolojik olarak sizin çocuğunuz olmayabilir, ama eninde sonunda bir anneydiniz siz de ve evladını yitiren o anneleri hissederek kaç kez yanlarında oldunuz? Örneğin Eskişehir’den askere yollanıp, tabutla yollanan kaç şehidimizin annesini tanıyorsunuz? O güzel oğlunuz(Allah hayırlı teskereler nasip etsin kuzumuza)asker olana dek bu empati gücünü neden geliştirmediniz yüreğinizde? Haklı olarak kıraathanede zaman öldürenlere isyan ediyorsunuz ama asker annesi olduğunuz an öncesi de siz ne kadar hassastınız asker annelerine karşı?  “Askerlerimize, polislerimize destek için buradayız” demişsiniz! O askerler bir zamanlar onarlı yirmişerli guruplar halinde “Ergenekon” düzmecesi adı altında Silivri’de yıllarca çürütüldüler! Hem de sorgusuz sualsiz! Sonra bir sabah “pardon” diye salıverdiler. “Pardon yanlışlık yapmışız” dediler! Hem de devletin en tepesindeki zat söyledi toplumun gözünün içerisine bakarak yanlışlık yapıldığını ve hatta haksızlık yapıldığını. Neredeydiniz hanımefendi o askerler hak etmedikleri yaşam biçimi ile cezalandırılırken?

“Amacımız PKK terörünü lanetlemek” demişsiniz! Peki sormazlar mı size, o bahsettiğiniz kirli örgütü ve onun İmralı’daki başını muhatap sayıp bunca yıldır “açılım” adı altında bu günlere gelinmesine vesile olanlarla ilgili ne yaptınız? Terörü lanetlerken bu günlere gelinmesine vesile olanlara nasıl bir yaptırım uyguladınız? İstikrar lakırdıları altında işin bu yönünü görmezden gelip seyirci kaldınız mı kalmadınız mı? Sizin gibi o eylemde bulunan bir başkası da benzer laflar etmiş; “Eskişehir için koskoca bir ayıbı görüyorsunuz. Koskoca devasal bir büyükşehirde 50 kişi toplanabildi. Eskişehir’e yazıklar olsun” demiş. Aynı sorularım muhatabı olan bu kişi için de geçerlidir sorularım. Eskişehir’e mi yazıklar olsun, ya da istikrar masallarını dinleyerek bunca yıl memleketteki tüm uyuyanlara mı ne dersiniz? Ne dersiniz kardeşlerim? İş parti tutmaya geldi mi hayatın gerçekleri insanların taraftar olduğu pencerelere göre değişiyor mu yani?

Bakın, o halde daha net sorayım size şimdi…

“Pkk ile görüşen arkadaşı ben gönderdim, sıkıntısı olan varsa bana söylesin” sözü R.Tayyip Erdoğan’a aittir.

“Biz Kürtçe yasağını kaldırdık, bana Sorok Ahmet diyorlar” sözü Ahmet Davutoğlu’na ait.

“Sayın Öcalan demeyi ve pkk bayrağı açmayı suö olmaktan biz çıkardık” sözü Bülent Arınç’a ait.

“Öcalan’ın olayları okuma kabiliyeti ve tecrübesi var” sözü Yalçın Akdoğan’a ait.

“Öcalan’ın mesajları bizim de düşüncemizdir” sözü Beşir Atalay’a ait.

“Öcalan Türkiye’nin önünü açıyor” sözü Yiğit Bulut’a ait.

“Öcalan’ın çok geniş bir prestij alanı var, nadir insanlardan biri” sözü Etyen Mahçupyan’a ait…

Aklıma bir çırpıda gelen isim ve söylemleri şimdilik bu kadar…

Eskişehir’e yazıklar olsun derken ne kadar doğru söylüyorsunuz ya da ne denli objektifsiniz? Eskişehirli midir bu zor günlerin sorumlusu? Türkiye genelinde her seçim sonrası hay şu elim kırılsaydı da yanlış tercih yapmasaydım diye geleceğimizi karartanlar mı? “Hırsızlık yapılıyor ama adamlar hizmet de ediyor canım” diye taraftarlığa hala körü körüne devam eden senin, benim onun suçu yok mu? İlla ki ateş ocağımıza düştüğü zaman mı hissedeceğiz olan biteni?

“Bize bişi olmaz, her koyun kendi başağından asılır, bana dokunmayan yılan bin yaşasın, ben çorbama bakarım” anlayışı doğrultusunda iğrenç ve bencil bir yaşam biçimini kanıksamış insanlara bir hatırlatma yaparak yazımı noktalıyorum…

Almanya’nın Hitler dönemi ile ilgili şu anekdot söylenegelir zamanımıza kadar bilmem hiç duydunuz mu?

“Önce komünistleri götürdüler, sesimi çıkarmadım çünkü komünist değildim. Sonra sosyalistleri götürdüler, sesimi çıkarmadım çünkü sosyalist değildim. Sonra sendikacıları götürdüler, sesimi çıkarmadım çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri götürdüler, sesimi çıkarmadım çünkü Yahudi değildim. Sonra beni götürmeye geldiler, benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı…”

 

 

OZANCA

 

Tarihin dilinden düşmez bu destan:

Nehirler gazidir, dağlar kahraman,

Her taşı bir yakut olan bu vatan,

Can verme sırrına erenlerindir... Orhan Şaik Gökyay
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi