ESKİŞEHİR DSP’Lİ ARKADAŞLARIMA…

ESKİŞEHİR DSP’Lİ ARKADAŞLARIMA…

30 Aralık 2013 09:23
A
a
YAZIYORUM
ESKİŞEHİR DSP’Lİ ARKADAŞLARIMA…
Sizleri en ufak biçimde dahi kırmak, incitmek değildir niyetim. DSP İl yönetiminden bazı arkadaşlarımın yazılarımı okuduğunu, sabah programlarımı izlediğini ve karşılaştığımızda yüreğimi okşayan sözlerle takdir ettiklerini biliyorum. Sadece dostça sorular sorarak minik bir ayna tutmak istiyorum hepsi budur! Genel Başkan yardımcınız Eskişehir’de bazı açıklamalarda bulundu biliyorsunuz. Dedi ki; "AKP'yi cemaat gücüyle var olmakla itham eden bu CHP zihniyeti de kurulduğundan bugüne bir kısım cemiyetlere, bürokratlara ve sermayeye yaslanarak varlığını sürdürmüş, adında halk olsa bile halkçılıktan bihaber ömrünü geçirmiştir. Oysa bizim için her zaman tek kutsal cemaat halk olmuştur..." Ne talihsiz bir açıklama olduğunun hanginiz farkınasınız dostlarım? Dikkat edin kurulduğu günden bugüne diyor! Yani bu partinin kurucusu Mustafa Kemal’den bu yana böyle öyle mi? Bu açıklamayı yapan bayan gerçekten “Manda ve himaye kabul edilemez” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ü tanımayacak naçarlıkta ne yazık ki. Aslında bundan sonrasını tartışmaya bile gerek yok ama devam edeceğim… Bu yaşı genç bayan eminim ki 12 Eylül faşist darbesi öncesini anımsamayacak kadar küçüktür. 1974 lü yıllarda ben de Polatlı gençlik kollarında gencecik bir “Karaoğlan” hayranı olarak birkaç mitingine katılmıştım. Kıbrıs çıkarmasında askere alınmak üzere askerlik şubesi önünde kuyruğa geçenlerdendim. İşte o Ecevit’in 12 Eylül sonrasında ne denli değiştiğine en yakından tanık olanlardanım. Kusura bakmayın ama ben balık hafızalı değilim dostlar, Fethullah Gülen ve okullarına “hoca efendi” hitaplı övgüleri daha hala kulaklarımdadır. Oysaki Mustafa Kemal Atatürk’ün, hocalar hacılar tekke ve zaviyeler hakkındaki görüşünü yolunu yol bellemiş tüm Cumhuriyetçiler çok iyi biliriz… Gelelim şimdilerde ne yapılması gereğine. Her daim amipler misali parçalanıp çoğalmaktayız. Lakin Türkiye Cumhuriyetinin en vahim günlerini yaşamaktayız ne yazık ki! 231 milyar dolarlık bir iç etmeden söz edilmekte, uçurumun kenarına gelindiğinin vurgusu yapılmakta. Böylesi bir anda Ulusal Kurtuluşun gereği birleşmekte değil midir? Nerede birleşmenin hesapları yapılacağına, karşılıklı suçlamalarla hiziplerle ve bölünmelerle ATATÜRKÇÜ olduğumuzu savunmamız ne denli inandırıcıdır? Genel merkezinizin internet sitesine şöyle bir bakayım dedim. DSP Eskişehir İl başkanı hala Nihat Çuhadar görünüyor(http://dsp15.tr.gg/il-baskanlar%26%23305%3B.htm). Eskişehir DSP internet sayfanızda genel başkan yardımcınız hala Tufan Bural görünüyor (eskisehirdsp.blogspot.com). Oysaki Tufan benim Polatlı Cumhuriyet Ortaokulundan öğrencim olup zaman zaman bu konuları tartıştığım bir kardeşimdir. Şimdi kendisi CHP’den Polatlı Belediye Başkan adayıdır… Demem şu, biliyorum ki siz de en az benim kadar ülkemizin bu vahim durumundan kaygılanmaktasınız. En az benim kadar duyarlısınız bu konu ile ilgili eminim. Ama hani körü körüne inatlaşma boyutu var ya işin, hizipleşme duygusu var ya içimizde! İşte anlatmam budur zaten, devir o devir değildir inanın. Devir birleşme devridir. Birleşe birleşe kazanma devridir zaman. O kazanım da Cumhuriyet devrimlerinin yeniden rayına oturtularak tamamlanmasıdır. Şu konumda yerel seçimlere gireceksiniz. Çok yakın bir dönemde de erken genel seçimler olacak bu belli, oraya da gireceksiniz. Gerçekten sandıktan bir zaferle mi ya da hezimetle mi çıkacaksınız söyler misiniz? Hezimetle çıktığınızda ve Cumhuriyet kazanımlarının da bir kez daha yara aldığı konumda bu yazımı başucunuza asarsınız olur mu dostlarım?
OZANCA
Akrep gibisin kardeşim,
Korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
Serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
Midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil, beş değil,
Yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
Gocuklu celep kaldırınca sopasını
Sürüye katılıverirsin hemen
Ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlûkusun yani,
Hani şu derya içre olup
Deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
Ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
Kabahat senin, “demeğe de dilim varmıyor ama”
Kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!
NAZIM HİKMET RAN
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi