Balıkesir’in Sındırgı ilçesinin merkez üssü olduğu 6,1 büyüklüğündeki deprem Eskişehir’i de salladı. Sadece Eskişehir’i değil… İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir, Denizli de sarsıntı yaşadı.
Balıkesir’in Sındırgı ilçesinin merkez üssü olduğu 6,1 büyüklüğündeki deprem Eskişehir’i de salladı.
Sadece Eskişehir’i değil…
İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir, Denizli de sarsıntı yaşadı.
Eskişehir’e yaklaşık 300 kilometre mesafedeki Sındırıgı’da meydana gelen ve 10,5 saniye süren deprem herkesi korkuttu.
Eskişehir’de, 1956 yılında meydana gelen ve kimilerine göre tekrarlanma periyodunun dolduğu savunulan 6,4 büyüklüğünde bir deprem bekleniyor.
Porsuk Havzası üzerindeki yerleşim alanlarının, özellikle de 8 mahallenin en riskli bölge olarak değerlendirildiği Eskişehir’de, alüvyon toprak yani gevşek zeminin sarsıntının şiddetini artırdığı yönünde pek çok uzman görüşü söz konusu.
Anlayacağınız her sarsıntıdan sonra Eskişehir’de beklenen 6,4 büyüklüğündeki depremin yıkıcı etki yapmasından endişe ediliyor.
Peki buna karşın Eskişehir’de özellikle Porsuk Havzası’ndaki riskli 8 mahallede bina güçlendirmesi ya da kentsel dönüşüm anlamında merkezi hükümet nezdinde bir çaba var mı?
Maalesef yok.
Sorumluluk tamamen belediyelerin üzerine atılarak siyasi hamasetten başka bir şey yapılmıyor.
Belediyelerin bütçesiyle kentsel dönüşümün yapılamayacağını ilkokul 1. sınıfa giden çocuğa sorsanız o bile söyler.
Yapılması gereken parti ayrımı gözetmeksizin merkezi idare ve belediyelerin, kentsel dönüşüm gündem maddesiyle bir araya gelip, icraata geçmeleridir.
İcraatı bırakın, Büyükşehir Belediyesinin 3 üniversiteye yaptırdığı güncel fay hattı çalışması bir yıla yakın süredir Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda onay bekliyor. Bu onay olmadan fay hatları imar planlarına işlenemiyor, dolayısıyla inşaat izinleri verilemiyor.
Fayın net olarak nereden geçtiği şu anda belli. Bazı değişiklikler söz konusu ve vatandaşın bunu bilmeye hakkı var. Ancak iş dönüp dolaşıp siyasete tosluyor.
Gündoğdu’da Çevre Bakanlığının sorumluluğundaki kentsel dönüşüm çalışması yıllardır başlatılmadı.
Bunu sorduğunuzda ‘Belediyeler kentsel dönüşüm mü yaptı?’ cevabı alıyorsunuz.
Soruya soruyla karşılık vererek ancak havanda su döversiniz.
Olmaz.
Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, 8 riskli mahalle öncelikli olmak üzere 52 mahallede ada bazlı bir imar planı çalışması başlattı.
Güzel bir gelişme ama yetmez.
İktidarın destek vermediği, kaynak aktarmadığı kentsel dönüşüm hayalden öteye geçemez.
Her depremde gündeme gelen kentsel dönüşüm meselesi Eskişehirlilerin canını yakıyor.
Umalım ve dileyelim ki kimsenin canı depremde yanmaz.
Sermaye yurtdışına kaçıyor!
Ekonomi muhabirliği ve editörlüğü yapmış bir gazeteci olarak bu alanda yetkin meslektaşım Emin Çapa ile kahvaltı etme imkanı bulunca laf lafı açtı, İstanbul semalarından Türkiye ekonomisine kuşbakışı bakıverdik.
Son zamanlarda Türkiye’den yurtdışına sermaye aktarımı ve transferlerinin arttığına ilişkin iddiaları sorduğum Çapa, şunları söyledi:
“Evet doğru. Yasal ve yasal olmayan yollardan yapılan transferleri duyuyoruz. Yasal sermaye aktarımı yurtdışında kiralık veya sahip olunan bir adres belirlenip, burada yatırım yapılacağı beyanıyla Türkiye’den istenilen ülkeye sermaye çıkarmak mümkün. Yasal olmayan yöntem ise altın üzerinden gerçekleşiyor. Kripto para transferi de bunun en kolay yöntemi.”
Emin Çapa ile sohbete doyamadık…
Tabi burada asıl soru: Neden sermaye yurtdışına gidiyor?
Son bir yılda Türk vatandaşlarının yurt dışında 105 milyar lira değerinde gayrimenkul aldığı ve yurtdışına 10 milyar dolarlık yatırım yaptığı, yabancıların ise Türkiye’ye 10 milyar dolar portföy yatırımı gerçekleştirdiği belirtiliyor.
Ekonomik sorunların temelini hukuk ve adalet eksikliğinin oluşturduğu ifade ediliyor.
Hasılı…
Bir insan için hava ve su nasıl en temel gereksinimse sağlıklı bir ekonomi için de hukuk ve adalet en temel ihtiyaç.
Eksikliğini, başta emekli, asgari ücretli gibi dar ve sabit gelirliler olmak üzere toplumun tüm kesimi derinden hissediyor.
Durum bu kadar net.