EMEK EN YÜCE DEĞERDİR!

EMEK EN YÜCE DEĞERDİR!

5 Aralık 2013 09:26
A
a
YAZIYORUM
EMEK EN YÜCE DEĞERDİR!
Kesinlikle katılıyorum, emek yüce bir değerdir.
En yüce olduğu konusunu açmak istedim bugün.
Dün(4 Aralık) “Dünya madenciler günü” idi.
Peki, kimlerin umurundaydı, ilgi alanındaydı?
Buruk biçimde taradım yerel gazetelerimizi.
Emek adına sendikalar açıklama yapar malum!
Bir tek sevgili kardeşim Hasan Atak’ın haberi vardı.
Lakin açıklaması Madenciler Günü ile ilgili değildi.
“Tetikçilik yapmak istiyorlar” diyordu Atak bu haberde.
Kendi sendikasının genel merkezine yönelik açıklamaydı.
Bunun dışında tüm köşe yazarları anlaşmışlarcasına aynı
konuyu işliyorlardı köşelerinde.
Süllü gülmeli, Gölet dolmalı, Zihni çalışmalı, Vahap alışmalı…
Her gün ama istisnasız her gün aynı konuları yazma
başarısını gösteren hünerli elere imrenmemek olası mı?
Yüce Allah’ın özenle yarattığı bu beyinler, Eskişehir dışında
yaşamak durumunda kalsalar ne yazarlardı acaba?
Örneğin İstanbul’da yaşasalar hangi konuları işlerlerdi?
Sakallı’nın adaylıktan çekildiği İstanbulluların ilgi alanına
girmeyeceğine göre, nasıl bir köşe yazısı yazarlardı?
Deha dehadır, nasıl olsa bir konu bulurlardı eminim…
Asıl konumuza gelecek olursak şunu anımsatalım öncelikle.
Maden ocaklarında yaşanan faciaların en büyüğü
Zonguldak Kozlu'da 3 Mart 1992'de meydana geldi.
Kazada 263 işçi hayatını kaybetti.
Kara altın peşindeki “kara yazılı” canlar ecelsiz gömüldüler.
Bizi yönetenler o zaman da aynı lakırdıları ettiler.
“Cek, cak, ecek, cuk, cik…”
Eskişehir’de benzeri acılar yaşandı mı?
Anımsayanınız var mı acaba?
Ecelsiz gömülenlerimiz oldu mu?
Üstelik de artık bundan sonra olmayacak, iş güvenliği
lakırdılarının tam yapıldığı sıralarda!
Evet, emek yüce bir değerdir.
İnsan olan, hakka hukuka saygısı olan bilir bu değeri.
Lakin en az onun kadar yüce değer olan başka kavramlar
yok mudur, belki de daha anlamlıları…
Örneğin VATAN,
Örneğin BAĞIMSIZLIK gibi…
Bu iki kavramın farkında olmadığımız bir dünyada emekten
ne kadar söz edebiliriz söyleyebilir misiniz?
Yahu ben bugün ne saçma sapan bi yazı yazdım yine be!
Onu bunu bırakın da şu sorularımı yanıtlayın.
Süllü gülmeli, Gölet dolmalı, Zihni çalışmalı, Vahap alışmalı mı?
Sakallı bırakmalı, Yapıcı yaratmalı mı?
Büyükerşen daha mı büyük oynamalı?
Yoksa ben bilmem beyim mi bilir?
14 yaşındaki kızla evlenmek hak mı?
Maşaallah, Adnan Hocanın melekleri mi?
Hani iri göğüslü olanı mı, dilberdudaklısı mı?
İnşaallah hepsi aziz kardeşlerim hepsi…
Mümkünse toplu…
DIŞARDAN GAZEL
 
ÖĞRENCİME…
Sevgili Nurhan... Bazen yapayalnız hissederiz kendimizi. Güvendiğimiz dağlar bile geçit vermez kimi zaman, erişemeyiz. Yalnızlık demlenir de demlenir gece yarılarında. Cam kırıklarını yutmuşuz gibi sanki her iç çekişimizde inceden inceye kanar yüreğimiz... Sabah TANYERİ ağardığında ter içinde zar zor açarız ya uykusuz gözlerimizi? Nazım Hikmet'in mısralarındaki gibi "çok şükür" demek gelir ya içimizden? Sorun sadece o boğucu geceyi atlatmakta canım inan. Günün doğuşu ile beraber içindeki güneş de açacak biliyorum. Gözlerinden öpüyorum...
OZANCA
Denizi ilk defa uçakla geçer gibi,
İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
İçimde kımıldayan bir şeyler gibi
Seviyorum seni
Yaşıyoruz çok şükür der gibi.
NAZIM HİKMET
 
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi