Prof.Dr. Alper Çabuk

Ekolojik planla, ekolojik tasarla… 2

Prof. Dr. Alper Çabuk yazdı

2 Ağustos 2015 23:58
A
a
Her gün tarla dönüşü katırın ya da eşeğin sırtına yolda gördüğü ya da ovada toprağı sürerken ortaya çıkan taşlardan birkaç tane yükleyip, çıkmış tekrar yukarıya. Bir ev inşa etmek için gerekli taşı toplaması basit bir hesapla, onlarca yıl sürmüştür. Ovada, tarım arazinde, depremlere karşı sağlam olmayan, su baskını riski olan yerde yapsaydı ya evini, tıpkı özellikle 1950’lerden sonra ülkemizin çoğu şehrinde olduğu gibi. Yok o mücadeleci… Biliyor tarım toprağının, su toplanma havzasının kıymetini… Su olmadan, toprak olmadan yaşam olmaz… Ayrıca ovada deprem riski, sel riski var… Azimle taşıyor her gün birer ikişer taşı yukarıya, sağlam zemine… Orası fırtınalardan koruyor kendini, sivrisinek derdi az. Yazın serin oluyor hem de… Ayrıca onu besleyen topraklara da ihanet etmiyor böylece… Ama orada bina inşa etmesi de zor. Ovada birikmiş alüvyon, kumlu topraklar temel kazmak, bina inşa etmek için yormuyor onu çok. Ama olsun, zor olsun, varsın evi inşa etmek için gereken taşı onlarca senede taşısın, kimi zaman onlarca yıl taş taşıdıktan sonra evini inşa etmeye ömrü yetmesin… Önemli değil… Doğru yerde, sağlam zeminde, sel riski olmayan, tarım topraklarına zarar vermeyen, su havzasını olumsuz etkilemeyen yerde inşa eder o evini… Bundan yüzlerce yıl öncesinde sahip olunan basit el aletleri ile kazar kayalık araziyi. Önce temelini, sonra yapısını inşa eder. Kendi evi bitti mi, bu sefer başlar evlenecek çocukları için her gün bir kaç taş yukarıya getirmeye. Malum, o devirde kepçe, kamyon yok. Katırın sırtında gelecek o taşlar. Sürecek en az on sene…

…………………….

 

Ah be kardeşim, ah… Hiç mi düşünmedin atalarının neden ovalara, sahillere yerleşmek yerine, yükseklere, yamaçlara yerleştiğini? Akılsız mıydı ya da sen daha mı akıllıydın Anadolu’nun dört bir yanında yaşamış olan atalarımızdan? Onlar sadece yerleşimleri için yer seçerken, doğaya rağmen değil, doğaya uyumlu şekilde yer seçmişler. Böylece doğayla mücadele etmemek, ondan gelecek zararları yaşamamak için doğanın izini sürmüşler. Doğanın en basit kuralını hayata geçirmişler. Doğada ayakta kalmak için ya en güçlü olacaksın ya da en iyi şekilde adapte olacaksın. 21.yüzyılda yaşadıklarımız, iklim değişiklikleri, ortaya çıkan çevre sorunları, her gün on binlerce insanın açlık, temiz su kaynaklarına erişememe gibi sorunlarla yaşamını yitiyor olması, afetler gösteriyor ki, biz en güçlü olan değiliz. Yapmamız gereken tek şey var. Ona adapte olmak, ona rağmen değil, onunla uyum için yaşamak. Buna göre planlamak, tasarlamak... Ekolojik tasarlamak ve planlamak dediğim şey bu benim... Yoksa her gün gazetelerde örneğini gördüğümüz çevreci olduğunu iddaa eden Leeds sertifikalı rezidansları ofis binaları değil, kast ettiğim...

 

Geçen haftaki yazımda söylediğim İzmir Mordoğan’daki köy evimiz buna en güzel örnek. Orada bulunduğu yüzlerce senede 7’nin üzerinde pek çok deprem görmüş, ama yine de her şeye rağmen ayakta... Deniz kenarlarında, ovalarda çağdaş tekniklerle, yeni yapı sistemleriyle yapılmış son elli yılda yaşadığımız depremlerde yerle bir olan, on binlerce insanımızın hayatına mal olan binaları yapan zihniyete inat... Deniz kenarında sıcaktan, nemden duramazken, yapının içi, dışı hep serin... Kışın deniz kenarında fırtınalar koparken, orası fırtınalara karşı korunaklı... Buna rağmen 1970’lerde olan depremden sonra deprem konutları yapılmış, modern (!)... Hem de deniz kenarında... Köyde yaşayan çoğu kişi, bırakıp gitmiş köyünü, o modern (!) deniz kenarındaki deprem konutlarına...

.................................

 

Yapamıyorsan, bir bak, bu topraklarda yapılanlara, bu toprakların bu yüzyıla kadar biriktirdiği tecrübelere... O zaman ne depremden kork, ne açlıktan, kuraktan... Herkese iyi haftalar...

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi