EĞER BENİM DALIM SANA SAP OLMASAYDI!

EĞER BENİM DALIM SANA SAP OLMASAYDI!

10 Mart 2014 09:24
A
a
YAZIYORUM
EĞER BENİM DALIM SANA SAP OLMASAYDI!
La Fontain masalları bizim masallarımıza benzemez. Her birinde bir mesaj ve anlam yüklüdür. Bu masal da ona ait midir bilmiyorum ama çok güzel mesaj vermesinden ötürü sevgi duyduğum bir masaldır. Eskişehir CHP teşkilatı ile ilgili duyumlarımızdan sonra aklıma balta sapı ve ağaç masalı geldi… “Balta ağacı keserken ağaç acı içinde inim inim inler. Balta yaptığı işten ağzının suları akarcasına, şevkle sorar; ne o ağaç canın mı yanıyor? Ağacın cevabı çok manidar ve bir o kadar da acıdır; yok, benim canım kesildiğim için yanmıyor. Eğer benim dalım sana sap olmasaydı sen beni kesemezdin! Benim canımı yakan işte bu. Benim dalım benim kesilmeme en büyük etken oluyor. İşte ondandır bu inlemem ve ahlarım!”
***
Köşelerimin keskinliği, söylemlerimin sivriliği bazılarını çok ama çok rahatsız eder bunu biliyorum. 58 yıllık ömrüm boyunca hiçbir zaman hiçbir sağ gelenekteki hiçbir partiye oy atmadım. Henüz inandığım ya da yakın hissettiğim partiler de iktidar olmadı daha. İnançlarımdan taviz de vermedim ve her daim bedel ödedim bundan ötürü. Minik bir örnek vereyim mi? Yeni evlendiğim yıldı, Gazi Eğitim Enstitüsünden mezun yeni bir öğretmendim. Rahmetlik babamın Tuzlu çayır’daki(Natoyolu) iki katlı evinin alt katında beş altı aylık oğlumuzla yaşam sürdürüyoruz. Bir sabah erkenden işe gittiğimde babam da minik oğlumu alıp üst kata babaannesine çıkarmaya gelmiş. Duvarımızda asılı Yılmaz Güney posterini görünce hırsla yırtıp atmış. İdeolojik anlamda hep ters düştüğüm babacığımın bu hareketi müthiş örselemişti içimi. Ertesi sabah İncirli semtinden bulduğum kiralık evle hemen anlaşıp akşamüzerine doğru da taşınmıştım baba evinden. Babam aylarca kendine gelememişti bu gururumdan ötürü. Bunları belirteyim ki adrenalini yükselttiklerim, taşra kurnazlığı içerisinde “iktidarın ekmeğine yağ sürüyor” türünden zırvalıklarla taarruza başlamasınlar…
***
DEDİKODU BALDAN TATLI!
Gelelim duyumlara… Odunpazarı Belediye Başkanlığı için yıllardır hayal kuranların kimler olduğunu hepimiz biliyoruz. Neden bilinmez ama bunlardan birisini “sağ tandans” olarak nitelen bazı gazeteler dahi inceden destekler konumdaydı. Ve baylı bayanlı o koltuk için hayal kuranlar bir kez daha hayal kırıklığı içerisinde, bu hayallerini bir başka seçime ertelemek zorunda kaldılar. Zaten söylentiler ya da dedikodular da bundan sonra alevlenmeye başladı gariptir! İşte onlardan birisi en az beş on bin oyu MHP adayı lehine taşıyacakmış, Kazım Kurt’a ömrünün dersini verecekmiş, bu haksızlık kendisine nasıl yapılırmış, mış oğlu mış! İnanmadığım bu dedikodunun doğruluğunu varsayalım mı dilerseniz? Deyin ki bunlar doğrudur. Yıllarını CHP içerisinde yaşamış bir insanın kişisel bir hırsla kalkıp böylesi bir hatayı yapması durumunda bu kentte başı dik gezebileceğine kim inanır? Kadir İnanır demeyin lütfen artık ona kim inanır ki bu saatten sonra? Üstelik de bu dedikoduların gerçeğe dönüşmesi durumunda koskoca il teşkilatı bu kişi ya da kişileri hiçbir şey olmamışçasına aynı çatı altında tutar mı? Tutarsa da yazımın başındaki “balta” masalını her 4-5 yılda bir nasıl olsa anımsatanlar çıkar bu kentte.
***
BU DA BİR BAŞKA VERSİYON…
Şimdi yazacağım söylentilere de hiç ihtimal vermesem de paylaşmak istiyorum sizlerle. Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın, Odunpazarı Belediye Başkan adayı Kazım Kurt’un seçimi kazanmaması için çalıştığı söylentileri “gerçektir” diyecek kaç kişi var Allah aşkına? Kazım Kurt’un her söyleminde sevgi saygı ve övgü ile andığı kişi, ilerde büyükşehir belediye başkanlığına adaymış. Kazım Kurt ise veliaht olarak Büyükerşen’e daha yakın isimmiş. Bu yüzden Ataç şimdiden bu duruma engel olmak için Kazım Kurt’un gizliden aleyhine çalışıyormuş… Zerre olasılık vermediğim bu söylentilere karşı en güzel yanıtı vermek de bu iki isime düşer. Meydanlarda el ele, yürek yüreğe ve dayanışma halindeki görüntüleri yakışır. Bırakın yakışmayı, “üçte üç” iddiasında bulunanlar için tek geçerli yol da budur.
OZANCA
Kendini kesen balta
 
Ahı tutmaz mola dalını budağını kıranlara, ağaçların
Ağacın gözyaşı kor oldu yüreğime
İlk balta darbesinde ağladı ağaç elime
Kırdılar dalını budağını doğradılar lime lime
Büyük gürültü ile yıkılmıştı keskin nazar mı değdi söğüdüme
Güz yanığı yapraklar doldu elime
Ne oldu yine oduncu paran mı bittide öyle bakarsın
Kanlı gözlerle aç aç bakışlar atarsın
Ellerini ovuşturup kendini alkışlarsın
Yıktığın ağacın gönlünü sen yaparsın
Yine güz yanığı yapraklar doldu elime.
O yüzde hep mahcubum ormana karşı
Başım eğiktir benim dedemin diktiği söğütlere karşı
O yüzden omzumda hep bir yük var kendime karşı
Başım eğiktir benim,
Yaratanın bize bahşettiği doğaya karşı
Çünkü güz yanığı yapraklar doldu yine ellerime.
Salman Çiğdem
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi