Anadolu Üniversitesi
Halk Bilim Araştırmaları Merkezi…
Üniversitemizin en önemli birimlerindendir.
Halk kültürünü derleme, tanıtma, yaşatma ve
genç kuşaklara aktarmak gibi bir misyonu yüklenmiştir.
Yılsonunda emeklerini sergilerler sanatseverlere ve
etkinliklerini kaçırmamaya gayret edenlerdenim ben de.
29 Nisan Pazartesi akşamı Atatürk Kültür ve Sanat
Merkezinde “Efeler ve Yarenler” başlıklı sunumları oldu.
Türk Halk Müziği konseri, halk oyunlarıyla süslenmişti.
Açış konuşmasında her ne kadar bir belirsizlik olsa da,
İşler daha sonra yoluna girdi ve seyirci havaya giriverdi.
NATO’nun tarihin her döneminde başımıza bela olduğu
çok iyi bilinse de, Dumlupınar Denizaltımızın batmasına
ve seksen bir askerimizin şehit olmasına neden olduğunu
bu etkinlik sayesinde öğrendim. O anekdotun ardından
“Ah Bir Ataş Ver” türküsüne öyle güzel bağladılar ki…
Emek veren güleç yüzlü gençlerin hepsi içtendiler.
Seçilen türküler güzel olduğu kadar, Ferdi Cansız’ın
düzenlemeleri de bir o kadar güzeldi. Kostümler ve
sahne ışıklandırması, sinevizyon gösterisi güzeldi.
Sarı Zeybek’te Atatürk’ü canlandıran ve zeybek oynayan
dansçı ile beraber gözyaşlarımız süzüldü yanaklarımızdan.
Şef Öğr. Gör. Pelin Altıntaş orkestra şefliği kadar,
Halk oyunlarındaki başarısını da sergiledi…
Eksik olan neydi pekiyi? Valla halk oyunlarına doymak,
sahnede görselliğin gücünü daha çok görmek isterdik.
Hani “Harmandalı” ve “Çökertme” oynanması örneği
gibi, canlandırmalar çokça olsun isterdik…
Saz sanatçılarının tamamı mükemmeldi.
Bire bir tanıdığım kardeşlerim Nusret Avcı, Cem Çelebi
ve Ferdi Cansı’ın nezdinde hepsini kalben kutluyorum.
Okul yönetimine bir soru ile yazımı noktalıyorum.
Neden senede bir veya iki, sadece bu kadar mı?
UZAKTAN GAZEL
YENİKETN KARTOPU SOKAKTA RALLİ!
Geçtiğimiz bahar aylarında çok hoş bir düzenleme yapıldı Kartopu caddesinde.
Asfaltlandı, kaldırımlar yakışır biçimde düzenlendi. Atatürk Anadolu Sağlık Meslek Lisesi ile AVM arasında 1500 metrelik yol uçak pisti gibi oldu adeta. Durum böyle olur da bizim Eskişehir’imizin sonradan görme “kekoları” durur mu? Hız rekoru denemeleri ile çığlıklar atan lastik sesleri eşliğinde hızlı dönüş talimleri yapılıyor artık bu caddede. Biz hep olduktan sonra önlem alan bir zihniyete sahip olduğumuz için şimdiden soruyorum. Birilerini canının yanmasını mı bekliyorsunuz beyler?
OZANCA
SEVİYORUM SENİ
Seviyorum seni
Ekmeği tuza banıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak
Ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi
Ağır posta paketini neyin nesi belirsiz
Telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi
Seviyorum seni…
Denizi ilk defa uçakla geçer gibi
İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
İçimde kımıldayan bir şeyler gibi
Seviyorum seni
Yaşıyoruz çok şükür der gibi…
Nazım HİKMET