Vay ülkem vay! Bazen insan gerçekten de; 12 Eylül’de de böylesine korku imparatorluğu hâkim miydi acaba diyerek yaşananları sorgulamak zorunda kalıyor! Öteki ve beri kamplaşması, ben dedim oldu dayatması ister istemez karamsar ediyor toplumu. Konumum gereği gazete ve televizyonumuzu ziyarete gelen her misafirimizi karşıladığımız gibi uğurlarım da. Partililer, kitle örgütü temsilcileri geldiğinde de fotoğraf çektiririz günün anısına veya haber yapmak üzere. Dünya görüşümüzün tam tersinde olanı da, yakın olanı da vardır fotoğraf çektirdiklerimiz arasında. Şimdi birileri o fotoğraftan yola çıkarak beni suçlamak, cezalandırmak hakkına sahip midir? Bakınız şu haberi okuyunuz öncelikle; “Eskişehir’de, mayıs ayında gerçekleştirilen “Eskişehir Opera Günleri” kapsamında turneye giden Mersin Devlet Opera ve Balesi sanatçıları ile görevli personel, Devlet Opera ve Balesi (DOB) Genel Müdürlüğü’nce, “Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’le fotoğraf çektirdikleri” gerekçesiyle uyarıldı. DOB Genel Müdürlüğü’nden Mersin DOB Müdürlüğü’ne gönderilen yazıda, sanatçıların ve personelin “siyasi propaganda niteliği taşıyan ya da bu şekilde anlaşılabilecek şekilde tutum ve davranışlarda bulunmaması” dile getirildi. Opera’nın bu uyarıyı Başbakanlık İletişim Merkezi BİMER’e yapılan şikâyet sonrasında kaleme aldığı öğrenildi…”
DOB Genel Müdürü imzasıyla gönderilen yazıda, şu ifadelere yer veriliyor; Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı ile fotoğraf çektirerek, bu fotoğrafların siyasi propaganda amacıyla Mersinli sanatseverlerle paylaşıldığı anlaşılmıştır. Müdürlüğünüzce gerek müdürlük faaliyetlerinin gerçekleştirildiği Mersin ilinde ve gerekse il dışında gerçekleştirilen turnelerde görev alan tüm müdürlük personelinin siyasi propaganda niteliği taşıyan ya da bu şekilde anlaşılabilecek tutum ve davranışlarda bulunulmaması konusunda uyarılmalarını önemle rica ederim.”
İnsanın nutku tutuluyor, kelimeler gerçekten kifayetsiz kalıyor bu yaşananlar karşısında. Sanat, dünyanın en güçlü sesi ve ışığıdır. Devlet Opera ve Bale gibi sanat kurumunun başındaki insanın, bir partinin il başkanı gibi militan yaklaşımını hiçbir vicdan sahibi yurttaş tasvip etmez edemez! Yapması gereken de, düştüğü böylesi vahim durum sonrası istifa edip bir an önce arzu ettiği partinin çatısı altında siyasete devem etmesidir. Bu zat, sanat adına oturduğu koltuğu siyasi emellerine alet etmekten dolayı da hakkında hukukun gereği yapılmalıdır acilen. Tarih kraldan çok kralları asla onur sayfalarının listesine almamıştır, eklememiştir. Amigolar sadece amigo olarak yaşayıp, amigo olarak yok olup gitmişlerdir. 59 yıllık ömrümde nice iktidarlar, nice başbakanlar, nice cumhurbaşkanları gördüm. “Odunu aday göstersem, milletvekili seçtiririm” diyen mağrurları da gördüm. “Neteküm kem küm” lakırdıları ile çakma Atatürkçülüğe soyunan ABD menşeli bizim oğlanları da gördüm. Hepsinin yerinde yeller esiyor, onların şakşakçılarının da yerinde yeller esiyor. Ayakların baş, başların ayak olduğu dönemler yaşanır bazen dünyanın muhtelif yerlerinde! Böylesi zamanlarda “buda gelir buda geçer” türküsü aklıma gelir. Bu türküdeki “gelen” kısmı yarınlar adına bizlere, “geçen” kısmı da amigolaradır. Ne yazık ki geçtiği zaman anlarlar anlamasına da, acıları yanına kar kalır işte…
Birlik ve beraberlik zamanıdır!
Ömrümün hiçbir evresinde hiçbir sağ partiye oy atmadım. Rahmetlik babamın köyü(Bozan) sağ geleneği kanıksamış bir köydü, tabii ki babam da dâhil. Kula sülalesinde maalesef ilk yüksek okul okuyanlardandım. Ve ilk aykırı düşüncede olandım tabii. Hani çirkin ördek yavrusu gibi yapayalnızdım düşüncelerimden ötürü. 12 Eylül darbesinde epey acı çektik kardeşim Sinan ben ve ailem. Lakin ben klasik solcular gibi asla TC düşmanı olmadım, sapla samanı karıştırmadım kin zırhına bürünerek! Tatlı su solcuları gibi de “yetmez ama evet” dondurmasını yalamadım asla! Tam bağımsız, bölünmez bütünlük içerisinde ay yıldızlı bayrağımızın onurlu gölgesi altında insanca yaşamak için elimi taşın altına koydum nice yurtsever gibi. Yıllardır şunu savunurum; sağ-sol kavramları geçmişte kalan bir kandırmacadır sadece. Zaman birlik ve beraberlik zamanıdır. Sosyal paylaşım sitemden paylaştığım nimi yorumlarıma gelen dönüşümlerden, bu düşüncemin onaylandığını gördükçe inanılamaz mutlanıyorum. Şunu paylaşmıştım geçenlerde; “Zaman birlik ve beraberlik zamanıdır. Zaman, tarafını korkmadan haykırma zamanıdır. Ya tam bağımsız bir Türkiye'de Mustafa Kemal ve Şehitlerimizin emanet ettiği bölünmez Türkiye'den yana, ya da Ortadoğu'yu kan gölüne çeviren Emperyalizmin piyonluğundan yana! Tarafını belirle kardeşim…”
OZANCA
Akıl sır ermiyor bu neyin nesi
Ali’nin başında velinin fesi
Yırtılmış ar namus hayâ perdesi
Milletin sırtından çalan çalana...
Fikret DİKMEN