YAZIYORUM
Duygu selinde gark oldum!
Sendika üyeleri, başörtüsüne özgürlük talebiyle dün alanlarda bir araya gelmişler. Hamam yolunda yağmur altında eylem yapan hak savaşçıları, “özgürlük adalet ve eşitlik” taleplerini haykırmışlar! “Bakanlık ayıbından biran önce kurtulmalıdır” diye isyan etmişler! “Başörtüsüne özgürlük” sloganlarıyla eylemlerini sona erdirmişler! Bilemezsiniz nasıl etkilendim haberi okuyunca, tüylerimden diken diken oldum. Üstelik de yağmur altında büyük bir özveri içerisinde yapılan bu “hak arama” eylemi beni gözyaşlarına gark etti! Son yıllarda, hatta son yüzyılda hiçbir demokratik kitle örgütü, hiçbir sendika böylesine yürekli bir çıkış yapmamıştı. Her iki kişiden birinin oyları ile iktidar olan böyle güçlü bir hükümet karşısında alanları doldurup “hak arayışında” bulunmamıştı! Üstelik de iktidarın her türlü baskısına rağmen üye sayısını da gittikçe artırarak çığ gibi büyümemişti hiçbir kitle örgütü! Tarih tarih olalı, iktidara böylesi direnen bir kitle örgütünün çığ gibi büyümesine ilk kez tanıklık ediyordu! Açlık, işsizlik, ekonomik acılar gibi çağdışı sorunlarını yenmiş bu halkın tek büyük sorunu olan “başörtüsü” sorununu gündeme getirmek amacı ile gözü kara biçimde alanlara inenler tarih yazıyordu adeta! Şu son yıllarda hiçbir sınavda şaibe yaşamadığı, okul bitiren tüm öğretmen adaylarının istisnasız hepsinin öğretmenliğe atandığı, eğitim sistemi her yıl deneme tahtasına dönmekten kurtulduğu bu toplumun tek sancısıydı bu dillendirilen sorun. Bu sorunu dile getirenler, her türlü baskı ve sindirmeye ve hatta zulme karşı korkusuzca “başörtüsüne özgürlük” diye haykıranlar, biliyorum ki tarihe altın harflerle yazdırmışlardır adlarını! Dört dörtlük bir eğitim sisteminde, tüm sorunları geride bırakmış bir ülkenin evladı olarak bu tarihi anın ölümsüzleştirilmesi gereğine inancımı paylaşmak istiyorum okurlarımızla. Artık hiçbir ekonomik sorunu, tayin kaygısı, çocuğunun gelecek korkusu kalmamış öğretmenleri gördükçe imreniyorum inanın hepsine. Neydi o yahu bizim zamanımızda yaşanan rezillikler? Öğretmen olarak maaşımız yetmediğinden pazarda limon satardık, öğrencilerimize para ile ders verirdik, parçalanmış aileler olarak eşimizin tayin sorununu çözmek için parti binalarını mekân ederdik! Hamdolsun tüm bu sıkıntılardan arınmış bir ülkede en hayati sorunumuzu da bu eylemden sonra çözüp, yaşanası bir dünyada huzur içerisinde yaşarız inşallah!
OZANCA
ADAM OLMAK
Kin tutmayabilirsen kin tutana
Düşlere kapılmadan düş kurabilir
Yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer
Ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir
İkisine de vermeyebilirsen değer
Söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz
Kandırabilir diye safları, dert edinmezsen
Ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz, koyulabilirsen işe yeniden.
Döküp ortaya varını yoğunu
Bir yazı turada yitirsen bile
Yitirdiklerini dolamaksızın dile baştan tutabilirsen yolunu.
Yüreğine, sinirine dayan diyecek
Direncinden başka şeyin kalmasa da
Herkesin bırakıp gittiği noktada, sen dayanabilirsen tek!
Herkesle düşüp kalkar, erdemli kalabilirsen,
Unutmayabilirsen halkı, krallarla gezerken,
Dost da düşman da incitemezse seni,
Ne küçümser, ne büyültürsen çevreni
Her saatin her dakikasına emeğini katarsan hakçasına
Her şeyi ile dünya önüne serilir,
Üstelik oğlum, adam oldun demektir...
Rudyard Kipling
DIŞARDAN GAZEL
Çakallarla Dans filmini uzun yolda otobüsle seyahatim sırasında izlemiştim. Üstelik çok hoşuma gittiği için değişik zamanlarda tekrarını da izlemekten sıkılmamıştım. Yönetmen Murat Şeker, soyadı tadında ürettiği filmin tutulması üzerine ikincisini çekmiş. Gösterimde olan bu filmin ikincisinden aynı tadı alamadım doğrusunu söylemek gerekirse…
(Bize mesaj ve ihbarda bulunmak için, sitenin üst ve alt kısmında bulunan mesaj gönder bölümünü kullanabilirsiniz. Herhangi bir haber ya da köşeye yorum yapmak için ise haberin altında bulunan mesaj bölümünü doldurmanız yeterli olacaktır)