Olayı anlamaya çalışırken açıklamasını şöyle yaptı; bak bugün senin yazının başlığı “CHP artık netleşmeli” idi. Yılmaz Özdil’in başlığı “Cumhuriyet Halt partisi”, Can Dündar’ın ise “Kavga yetmedi mi CHP.”
Uzun zamandır toplumsal bir kaygının yerel avazı olarak bu konuyu gündeme getirmekteyim. Hem de temcit pilavı gibi usanmadan tekrarlama riskini göze alarak yapmaktayım. Yıllar önce duyumlarımızla birleştirdiğimiz önsezilerimizi paylaştığımızda “komplo teorisi bunlar” diye dudak büküp bizleri hor görenlerin dilleri nerelerine kaçtı bilmem. Lakin daha çok yeni bir olayı anımsatayım hemen. Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarını, yanlışlıkların dayatmaya dönüşmesi halinde milyonlarca insanın protesto edeceğini naçizane dile getirenlerdenim. On dört milyon insan bu dayatmayı resmen protesto etti dostlar!
Şunu vurgulamaktır ereğim bilesiniz. Genel seçimlere ramak kaldı ramak! Umut olma adına hiçbir çabası olmayan kitle partileri de, tabela partileri de bana mısın demiyor. Çok üzülüyoruz, içimiz yanıyor, bu çaresizliği bir kader olarak kabullenmek asla işimize gelmiyor. Ve duyarlı insanların ortak avazı aynı, hep birlikte yerelden Ulusal’a haykırıyoruz; “BİRLEŞİN, BİRLİK ve DİRLİK OLALIM” diyerek. Bireysel beklenti peşinde koşan fırsat avcılarından arındırın partileri diyerek. İdeolojinin İ’si olmaksızın parti yönetimlerine paraşüt ile getirilen ne idüğü belirsiz “hüdayi-nabit” leri hak ettikleri yerlere defedin diyerek!
Peki, sonuç ne Allah aşkına söyler misiniz, değişen ne?
Hangi vicdan sahibi kalkıp da, “evet kardeşim bu yazılanlar doğru. Artık aklımızı başımıza devşirmeliyiz. Bu Cumhuriyetimizin en kritik seçimidir” diyerek topluma “oh” dedirtecek önderlik, ağabeylik yapıyor? Laikliğin olmadığı bir dünyada, bağımsızlığın, demokrasinin olmadığı bir dünyada başınıza geleceklerin empatisini kuracak beyin yok mu söz konusu kişilerde? Bir kez daha seçim zaferi tattırmakta kararlı mısınız? Paralel misiniz?
O halde ne yapmalıyız?
Sosyal paylaşım sitelerinden en çok yararlananlardan birisi olduğumu düşünüyorum. Gerek yazılarımın takibi, gerek televizyon programlarımın duyurusu için ideal bir iletişim aracı sosyal paylaşımlar. Geçmişte yaşanmış birçok olayı anımsadığımızda, insanların anında haber ağı kurup anında on binler olabilmesinde çok önemli rol üstlendiğini görürüz. Bizim gibi takiyeyi yaşam biçimi olarak kabul etmeyen özü sözü bir insanlar, demokrasiyi de varacağımız istasyon için bir araç görmeyiz… Demokrasiyi yaşam biçimi olarak baş tacı eder, o kurallar içerisinde mücadele ederiz. Eğer tüm uyarılarımıza, yakarışlarımıza, çığlıklarımıza rağmen hala umut olmamak için direnip bizleri karamsarlığa iten partileri bu yolla uyarabiliriz. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde çok güzel organize olan kitleler, bunun güzel bir örneğini verdiler anımsayınız. Ve uyardıkları partilere de hak ettikleri dersi verdiler de. Bir an önce yine bu demokratik haklarını kullanmalı insanlar. Türkiye Cumhuriyetinin ebediyete kadar yaşaması doğrultusunda, bölünmez bütünlük doğrultusunda partilerine yüreklice “bizleri artık kandırmayın” diyerek bir an önce uyarmalıdır…
OZANCA
Boş yere kendini küçültüp durma
Gönlün perdesini açamazsın sen
Ne mehtabı ne de, güneşi yorma
Gönlün perdesini açamazsın sen…
Mehmet KAHVECİOĞLU
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
