Dün Dündür Bugün Bugündür! Bu meşhur sözün sahibi Süleyman Demirel’dir. Sıkıştığı anlarda inanılmaz manevralar yaptığı anlardan birinde söylemiştir “dün dündür, bugün bugündür” sözünü. Günümüzde de bu felsefenin rağbet gördüğüne tanıklık etmekteyiz. Her an her şeyin değişebileceğini, dostların düşman olabileceğini hiç yadırgamadan görmekteyiz. Gerçekten de dünya geneline baktığımızda karamsar edici bir tablonun olduğunu seyretmekteyiz. Tutarlılık yok artık insani değerler anlamında, varsa yoksa Allah gibi tapılan dolar üzerine kuruluyor dengeler… Böylesi karamsar bir tabloda Birleşmiş Milletler toplantısında Arjantin Cumhurbaşkanı tokat atar gibi bir konuşma yaptı adeta. Birleşmiş Milletleri oluşturan nice ikiyüzlü politikacıyı ters getirdi adeta. Geçen yılki toplantımızda Esed rejimini terörist olarak değerlendirip ona karşı olanları devrimci görüp desteklediniz; şimdi ise dün devrimci dediğiniz radikal İslamcılara karşı savaş açmış durumdasınız dedi ve şunları sıraladı;
1- Bugün burada Işid'e karşı bir BM kararı çıkarmak üzere toplandık. Oysa bu örgüt güvenlik konseyi ülkelerin gözetimindeki bazı dostları tarafından kurulup beslendiğini herkes biliyor...
2- 11 Eylül sonrası El-Kaide terörü gerekçesiyle Afganistan ve Irak'a savaş açtınız; o ülkeler şimdi dünyanın en ağır durumunu yaşıyor...
3- 1994 te Buenos Aires’te İsrail elçiliğine yapılan bombalı saldırıda İran parmağı aradınız ama öyle olmadığı kesinleşti...
4- Arap baharını Tunus, Libya Mısır başlatarak radikal İslamcıları kendi elinizle orada iktidara getirdiniz ve bölge halklarının özgürlüklerini gasp ettiniz...
5- İsrail’in son Gazze saldırısında bir kıyım ve yıkım yaşandı oysa siz onu görmek yerine sadece Gazze’den İsrail’e atılan ve hiç bir etki yapmayan roketleri gördünüz...
Peki, ne oldu dersiniz Arjantin Cumhurbaşkanı konuşurken? Genel kuruldan canlı yayın yapan TV kanalları yayınlarını kestiler. Emperyal güçlerin mazlum ülke halkları üzerinde hegemonya sağlamak oluşturdukları şeytani güç, doğruları söyleyen herkesin sesini keserek saltanatını sürdürmenin yollarını arıyor. Geri kalan her şey sahte, samimiyetsiz ve sadece kendi varlıklarını sürdürmek üzere kurulmuş bir çark anlaşılacağı üzere! Amerika tavşana kaç, tazıya tut diyerek(gücüne güç katarak) yeryüzündeki jandarmalığını sürdürmeye devem ediyor. “Bu yazı Eskişehirlileri ilgilendirmez kardeşim” diyen dostlarıma sadece şunu söyleyeceğim; bu konu Afganistan, Irak ve Suriye halkını da bir zamanlar ilgilendirmiyordu. Şimdi mecburen ilgileniyorlar ama ellerinden hiçbir şey gelmiyor, boyunlarını çeviremiyorlar ne yazık ki. Sahi aslanla eşeğin fıkrasını kimler biliyor?
Ömür adamdır Osman Cemoğlu! Bir zamanların “Türkiye Bulmaca Şampiyonu” olan Cemoğlu, Anadolu Gazetesi Spor Müdürü olarak bu alandaki farklılığını kısa bir zaman dilimde kanıtladı koca Eskişehir’e. Bu alandaki başarısı kadar mizahtaki şeytanlığına da yakından tanıklık edenlerdenim. Ömer Duru ile her gün yaşadıkları rutin kapışmaları, aynı havayı kokladığımız diğer arkadaşlarım gibi beni de gülümsetir ister istemez. Cemoğlu bu kez de gazetesini kapmış, hakkında birçok yorumların yapıldığı heykelin yanına oturup poz vermiş. Hani gazete okuyan adam heykeli var ya, onun yanına oturup muzurca tebessüm ederek poz vermiş. Onu iyi tanıdığım için kimlere ne masaj yolladığını az çok tahmin edebiliyorum ama siz okurlarımızın da tahminlerini öğrenmek isterdim doğrusu…