YAZIYORUM
DUAYEN DEYİNCE AKLIMA GELEN GAZETECİLER…
Sıkça kullanılır duayen kelimesi. Kıdemlilik bakımından başta gelen anlamında olup, aksakal biçiminde de kullanılır. Şahsi kanı olarak ben de bu kıdemliliğe “duruş” niteliğini de eklemeyi uygun görürüm. İstediği kadar kıdem bassın birilerine, eğer ki karakter anlamında bir tutarsızlık söz konusu ise duayenliğinin hiç bir anlamı yoktur. İnançlarını, pratikte yani güncel hayatta uygulayan kişidir saygıyı hak eden. Rüzgargülü misali güçlüden yana her daim poposunu döndüren, her devrin yağdanlığını yapan nice duayen gördük bu güzel ülkede. Kızıl iken cennet yeşiline dönüveren bukalemun kılıklı nice “kuşumun aydınlarını” tanıdık. Son dönemlerde de bu iğrenç türlerin versiyonlarını “yetmez ama evet” çiler olarak tanımıştık zira! Sözün özü, bu kelimenin karşılığını hak edecek kişide adam gibi bir duruş gerekmektedir…
Yerele indirgersek, Eskişehir’imde bu tanımlamaya yakışan insanları tanımaktan haz duydum elbette. Kalemini dik tutan, bireysel menfaatler uğruna kaleminin boynunu eğmeyen gazeteciler onlar. Adları anıldığında akıllara iki duble rakıya, bir takım elbiseye sipariş yazı yazanlar çağrışımı oluşturmayan iki duayen. Birisi ile daha karşılıklı birer bardak çay içmişliğim olmadı(keza rakı da olmadı). Belki de bu tür söylentilerden korunmak amacı ile dış dünya ile arasına izolasyon oluşturmuş ve bunu da yaşam biçimi haline dönüştürmüş sevgili Önder Baloğlu’ndan bahsediyorum. Tertemiz, örnek kişiliğine rağmen onu dış dünyada(evinin dışı)bir tek yerde görüp rastlamışlığım olmadı. Cumhuriyet değerlerini özümsemiş, bu konuda yiğitçe düşüncelerini yazan güzel bir isim Önder Ağabey… Bir başka güzel örnek de Ömer Duru’dur. Köy Enstitüsü mezunu bu güzel ağabeyimi de her geçen gün daha da sevmeye devam ediyorum. Hele ki geçtiğimiz günlerde ufak bir operasyon yaşadı ya? Onun geçici yokluğunda ne denli sevdiğimi bir kez daha anladım bu davudi sesli ve az gülen adamı. Saygı ve sevgi beslediğim bu iki ağabeyime de sağlık ve uzun ömür diliyorum. O ömre, anlam katacak nitelikte ikisi de zaten…
DIŞARDAN GAZEL
NÖBETÇİ ECZANELERE KIRAN GİRDİ!
Hafta sonunda akşamüzeri bir ilaç gerekti. Yârimle birlikte sokak sokak nöbetçi eczane aramaya koyulduk. Velhasıl koskoca Eskişehir’de sadece dört(evet yanlış okumuyorsunuz)adet nöbetçi eczanenin olduğunu okuduk. Okumak da ne kelime büyüteçle okumak zorunda kaldık rastgele(ve minicik yazılmış)panoları. İsyan geldi içimizden, köküne kıran mı girdi bu eczanelerin diyerek!
OZANCA
BAHARLA GELEN
Saçlarında ılık mevsimler gizli
Gözlerin binlerce denizi saklar
Yanağında açmış gamzeler nazlı
Bakışın gökyüzü, gülüşün bahar.
Saçlarına güller takmış gülümser
Gözlerin güllerde açmış kardelen
Yemyeşil kırlara postumuzu ser
Sevdamı anlatsın baharla gelen…
Fikret AKIN