Dostoyevski'den akiller!...

Önder Baloğlu yazdı

30 Temmuz 2015 00:09
A
a
“Dostoyevski”nin ünlü “Karamazof Kardeşler” eserini yıllar önce okumuştuk… Önceki gece filmiyle tekrar yaşadık o güzel mesajını…

Sevgilisinin babası ile evlenmesine karşı çıkan “Dimitri”nin savaşı değildi mesaj!...

Bir başka babayı, oğlunun yanında küçük düşürmesinin verdiği acıydı…

Çocuk yatağa düştü…

Babasına verilen “özür” paralarını, hediyelerini asla kabul ettirmedi… Ama “Dimitri”, ülkeden kaçarken tekrar yanına uğradı acılı ailenin…

“Yull Breyner”in canlandırdığı “Dimitri” dedi ki:

“Babanın çok iyi bir silahşör olduğunu bildiğim için düellodan kaçtım. Bağışlayın…”

“Çocuk, gururla sarılmıştı babaya…”

 

*****

Artık öğrendik ki…

“Öfke bir sanattır…”

Yalan da öyle!

Üstelik “yalan” tatlı bir sözcük…

Bazen “dürüstleri” bile toplanır…

“Karaoğlanlı günleri anımsayın…”

Gök “Kara”, yer “Oğlan”dı…

Düzen değişikliği henüz ortada yoktur ama “akgünler” yoldadır…

“Umut Ecevit’tir…”

1974’te CHP ile MSP koalisyonu hükümetinin programını okurken şöyle demişti:

“Dine karşı şimdiye kadar takınılan tutum tarihi bir yanılgıdır…”

Türkiye böyle günler geçirmiş…

Hep “AK”larla başlanmış işe ama…

Hiç “Gün”leri yaşanmamış!

 

*****

“Dostoyevski”, büyük bir yalanın, yeni bir yaşam başlangıcı olabileceğini vurgulamış eserinde…

Peşinden, “onur”u da sürüklemiş “yalan…”

Tıpkı bizin şu “AKİL”ler gibi…

Günlerce “AK”lanmaya çalışmışlardı…

“Kalkınmanın aranan adaletini!”

 

///////////////////////////////////////

“Eskort ister misin hocam?”

 

Yıllar önce iki öğretim üyesi Eskişehir’den, Türkiye Cumhuriyetleri’nden birine gitmişti.

Valizlerinde, “Ne olur, ne olmaz!” düşüncesiyle 3 büyük rakı da var…

Kaldıkları otelde ilk gece açmışlar çıkınlarını…

Hazırlamışlar çilingir sofrasını… Su bardakları yok… Biri açmış resepsiyona ve “İki bardak gönderebilir misiniz?” demiş… Anında yanıt:

“Bizde bardak bulunmaz…”

İkinci telefonda yine aynı yanıt gelince, sinirlenmiş ve aşağı inmiş:

“Kardeşim, iki bardak istedik çok mu?”

“Yok” demiş görevli:

“Burası namuslu bir oteldir. Bizde bardak bulunmaz…”

Bu sözler uyandırmış hocayı:

“Sizde bardak ne demek?”

“İki saattir istiyorsun ya” demiş görevli:

“Hayat kadını demek…”

 

*****

Geçenlerde aynı hocayı bir öğrencisi Ankara’ya davet etmiş ve sormuş:

“Hocam, eskort ister misin?”

“Ne gerek var?” demiş bizimki:

“Sen karşıla yeter…”

Ankara’yı gezdikten sonra istasyonda vedalaşırken, “Geldik gidiyoruz ama bir şey de görüp yaşamadık başkentte” demiş hoca…

“Ne diyorsun hocam?” diye atılmış öğrenci:

“Sana eskort ister misin diye sorduk ya!”

 

*****

Bu hoca, artık uzak bir yörede görev yapıyor…

“Bardak ve eskort” gibi her dilini öğrenmiş yeni mekanının..

Ama “Böyle şeylere bakacak zaman mı var artık” diyor:

“Bahçe sulamak yürek istiyor burada!”

 

//////////////////////////

Günün Olayı

 

Sanki tek elden bir şeyler oluyor!

Komplo teorilerine inansam, PKK’yı eylemlere sürükleyen, IŞİD’e Suruç Katliamını yaptıran “tek merkez” diyeceğim…

Orhan Bursalı

 

/////////////////

 

Günün Biberi

 

Sonunda gördük ki…

Uygulama konusunda İmralı ve Kandil’in önceliği var.

Parti bağımsız karar alamıyor, alsa da önemi olmuyor…

Orhan Erinç

 

////////////////////////////////////////////////////

 

Weiss Ferdl’den

 

Naziler zamanın ünlü komedyeni “Weiss Ferdl”, Münih “Platzl” kabaresinde sahneye çıktı. Üç domuzla beraber. Domuzları boy sırasına göre tanıttı:

“Bu küçüğü Fraeulein Mann, ortancası Frau Mann, büyük domuz da Herr Mann!”

Halk, “Herr Mann”in, “Hermann Goring” olduğunu anında anladı. Kahkahadan nerede ise salon yıkılacaktı. Weiss Ferdl’i üç hafta içeri aldılar.

Çıktıktan sonra yine sahneye çıktı. Yanında yine üç domuz vardı ve onları tanıttı:

“Bu küçüğü Fraulein Mann, ortancası Frau Mann, bu iri, şişman domuza gelince… Onun yüzünden üç hafta hapiste yattım…”

/////////////////////////////

 

Günün Şiiri

 

Bitişin başlangıcı

 

Serçelerin kanat çırpınışlarında

Girer pencereden ilk yazın kokusu

Dört duvar arasında paramparçadır geceler

Töreni sarar o büyük korku

Sonra garipsi bir ansıma başlar

Yaşama çabasına sarılsın son gücünle

Silinir tüm karanlıklar ışır çevren

Umutlar birer birer gelir yepyeni günle

Ipılık kanat çırpışlarında gecelerin

Bir türkü çınlar kulaklarında

Göz kırpar hastane odasında çiçekler

Bitişin en güzel başlangıcında…

 

A.   Nadir Caner (Türk Dili-1973)

 

/////////////////////////////////////

 

Günün İncisi

 

Işık azaldıkça gölge kaybolur

 

///////////////

 

İyi bir yazar olmak

 

Yazarlığa hevesli biri “Bernard Shaw”a mektup yazmış:

“İyi bir yazar olmak için her gün balık yemenin şart olduğunu söylüyorlar. Günde ne kadar balık yemeliyim? Bir lüfer mi, yoksa bir çinekop mu?”

Shaw, tek kelime ile yanıtlamış:

“Balina…”

 

/////////////////////////

 

Kolsuz Yaşar’dan

 

Bu kadar dar kafalı olursan, sıkar tabii ki…

“Beyninde düşünsel genişleme yapamazsın!...”

 

/////////////

Cuk

 

100 Euro’ya Picasso…

Hayret!

Çok ucuzmuş…

“Sarraf duymasın!”

Balthör

//////////////////////////////

 

Günün Sorusu

 

Erkeklerin “kadın sorunları”ndan anladıkları nedir?

“Bulaşık makinesi ve elektrik süpürgesinin bozulması…”

 

//////////////////////////////

 

Garip Bekçinin öyküsü

 

Devlet geniş ve boş bir araziye geceleri gözkulak olacak bir bekçiyi işe almaya karar verir.

Bir süre sonra düşünülür:

“Peki talimatlar olmadan bekçi işini nasıl yapacak?”

Bir planlama birimi kurulur ve planlamayı yapmak üzere iki kişi işe alınır.

Bir süre sonra “İşleri yapıp yapmadıklarını nasıl kontrol edeceğiz?” diye düşünülerek iki denetmen işe alınır.

Biri denetim yapar, diğer raporları yazar.

Bir süre sonra “Bunların maaşları hesaplanıp, nasıl ödenecek?” diye düşünülür ve bir müdür ile iki yardımcısı işe alınır.

Bir süre sonra ülkede ekonomik kriz çıkar ve bütçedeki masrafları kısmak için bekçi işten çıkarılır…

 

///////////////////////////////////

 

Dilencinin tatili

 

Adam köşe başında görüp acıdığı bir dilenciye bir miktar para verir…

Giderken de uyarır:

“Bunu veriyorum ama sen kesin gidip, bununla bir şişe şarap alıp kafayı çekeceksin…”

Dilenci, “Beyefendi güzel diyorsun da” diye karşılık verir:

“Bu parayla Hawai’ye gidip tatil yapacak değilim ya!...”

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi