Devletin başına gelecekler!

Şinasi Kula yazdı

11 Ocak 2016 21:55
A
a
Biliyorum otuz tane anlam çıkar bu başlıktan.

Son yılların karamsar tablosundan yola çıkacak olursak doğal olarak öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başına gelecekler anlamında yazdığımı düşünebilirsiniz. Haksız da değilsiniz…

Neresinden tutarsanız tutun elimizde kalıyor.

Komşularla ilişkilerimizden tutun (ki ‘ilişkide olduğumuz komşumuz var mı?’ diye sorarlar adama) ekonomide tozpembe bir tablonun olmadığı gerçeği, Güneydoğu’da Suriye görüntülerini andıran fotoğraflar (gerçekler) vs vs…

Lakin benim bugün yazımın konu başlığındaki Devlet bizim devletimiz değil, MHP’nin Devleti’dir. Hani yüzünün güldüğünü milyarda bir gördüğümüz, eliyle kurt işareti yaparken mecalsiz- içtenliksiz- belli belirsiz bir kurt başı ile kitlelerini selamlayan Devlet Bahçeli’den söz ediyorum…

Koca bir kitle partisini seçim barajının altında bırakıp yıllarca meclis çatısı altında olan biteni izleyen; lakin azimle bekleyip yine o partinin genel başkanı olarak meclise bu kez zor zar girebilen bir genel başkandan bahsediyorum…

Dile kolay, tam on üç yıldır Erdoğan’a (dolayısı ile AKP’ye) muhalefet ettiği halde; hükümetin her kararının (yasanın) altında imzası bulunan ve her seçimde AKP’nin gümbür gümbür güçlenerek yeniden iktidar olmasını izleyen, seçmen kitlesinin bir bölümünü AKP ile MHP arasında yoran bir genel başkanı anlatıyorum…

Haziran seçimleri sonrasında uzlaşmaz tavırları ile tüm milletvekillerinin (dolayısı ile partisinin) elini kolunu bağlayarak tarihi bir fırsatı kaçıran!

Kaçırmak bir yana bu tarihi fırsatı altın bir tepsi içerisinde, gerçekten de çok zorda kalmış iktidar partisine elleri ile teslim ettiği söylenen!

Kendisine muhalif tüm sesleri “alayınızı” diye başlayan söylemi ile susturmak istediği gözlenen!

Kemik bir tabanı olduğu halde, Eskişehirli seçmenlerince dahi bu son genel seçimde cezalandırılan; milletvekili çıkaramayan!

Kısacası MHP’nin halen mevcut genel başkanından söz ediyorum…

Nerede kendileri?

Haziran seçimleri gecesi ‘bitti’ denilen bir partinin yüzde elli oyla yeniden iktidar olmasında, fırtına gibi esmesinde payı var mı gerçekten? Bilerek mi bilmeyerek mi sağlanmıştır varsa bu pay? Şimdilerde neden sesi çıkmamaktadır, çıkmadığı gibi neden hala genel başkanlık koltuğunu kimselere bırakmamak doğrultusunda davranmaktadır?

Anadolu Gazetemizin manşetten “Devlete İsyan” başlıklı verdiği bir haberi anımsadınız mı? İlçe başkanlarının hemen tamamı kurultay istemekte ve ‘artık böyle gitmez’ doğrultusunda mesajlarını vermekteydi. İyi de yapmaktaydılar kanımca…

“Atatürk’ün Partisiyiz” söylemi ile Cumhuriyet değerlerinin içini boşaltan statükocu güruhtan ne denli ikrah getirmişsem; karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar örneğini hep yaşatan başların alayına aynı duyguları beslemekteyim…

Sinan Oğan’ı aradım telefonla geçtiğimiz günlerde. Altmış yaşında bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olduğumu, MHP’li olmadığımı ama kendisini inançlarında samimi bulduğum için televizyon programıma konuk etmek istediğimi söyledim. Benim dürüst ve içten yaklaşımıma aynı içtenlikle yanıt vererek önümüzdeki yakın zaman içerisinde geleceğini, konuğum olmaktan da mutlu olacağını dile getirdi.

Demem şu saygın okurlarımız!

Baykal ve Bahçeli gibi yakından tanıdığımız insanlar başta olmak üzere, Cumhuriyet değerlerinin yeniden kazanımı doğrultusunda tertemiz bir sayfa açılması adına, umut yollarımızın tükenmemesi adına herkese büyük görevler düşmektedir!

Söz konusu Devlet’in başına gelmesi istenen en güzel dilek, emekliliğin tadını çıkarması bağlamında mutlu ve sakin bir hayattır sanırım tabanı adına. ‘Başka ihsan istemez’ diye bir söz var ya!

 

 

SİZİN SESİNİZ

 

Zabıtalar sokak müzisyenlerini kovdu mu?

 

Serdar Ünver, Polatlı’dan tanıdığım (gençlik yıllarımızın tanıklığını yaptığımız) bir arkadaşımdır. Geçtiğimiz günlerde ES TV’de yayınlanan Gündönümü programıma konuk almıştım kendisini. Hoş bir programa imza atmıştık birlikte, nostalji diye tanımlanan memleket özlemi ya da gençlik yıllarımızın özlemini gidermiştik bir nebze olsun. O da sosyal paylaşım sitemiz aracılığı ile şu iletiyi yolladı dün bana…

                                                 ***

Dostum, sende konu çoktur ama şahit olduğum bir olaya takıldım kaldım. Sokak müzisyenliğini gençliğimde ben de yapmıştım.

Hala da içimden yabancı bir kente gidip, yaşıma aldırmadan yapasım gelir şamatasına. Sana yazmak istediğim şu; geçenlerde Hamamyolu Caddesi’nde gitar çalan iki genç arkadaşı belediye zabıtaları önce uyardılar ve sonra kovaladılar. Neymiş, yasakmış!

Gürültü, yer işgali, vs. vs. sonuç geldi Kabahatler Kanunu’na kadar dayandı. Bu müzik şekli dünyada ve Avrupa’da var. Ama durumdan vazife çıkartılacak ya, zabıta arkadaşlar da,  hesapta görevlerini yapmış oldular! “Görmezden geliverselerdi” diye iç geçirdim. Ne oldu şimdi, müzisyeni kışkışlamakla Hamamyolu mu düzeldi?

Sevgilerimle.

                                                ***

Sevgili Serdar’ın uyarısına kadar, bu kentte sokak müzisyenlerine daima anlayışlı davranıldığını düşünüyordum. Hor görmek bir yana sempati ile bakıldığını biliyorum. Lakin işin bu boyuta geldiğini duyunca elbette ki şaşırdım, üzüldüm. Sokak müzisyenlerine kadar kentte sorun olarak görülecek yüzlerce konu başlığı varken bu genç insanların şevklerini kırmak, harçlıklarına engel olmak hangi akılın ürünü elbette öğreniriz. Bir yandan sanatın başkenti söylemlerinde bulunduğumuz diğer yandan da gerici güruhların yaptığı uygulamaları tatbik edenleri görmek istemediğimizi bu köşemden vurgulamak isterim! Sanırım bu konu ile ilgili bir açıklamada bulunup kamuoyunu bilgilendirir ilgili merciler!


OZANCA

Karanlığa ışık yakmak istersen

Gönülden gönüle akmak istersen

Dünyaya sevgiyle bakmak istersen

Bütün insanlığa bir gülüş yeter…

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi