“Güneydoğu’da görev yapmış bir öğretmenin mektubu” adlı köşe yazım şimdiye dek en çok okunan ikinci köşe yazımdır(ilk sırada Ali İsmail Korkmaz ile ilgili yazım bulunuyor)… İnanılmaz yorumlar yazıldı yazımla ilgili. İki eleştiri yazısı haricinde hep olumlu nedense! Bir de küfürlü bir eleştiri gelse de, karşılığını anında çaktığımda şu an karşılıklı sükût içerisindeyiz… İki eleştiri yazısı dikkatimden hiç kaçmadı. Farklı isimler ama yazılar sanki aynı klavyeden çıkmışçasına benzer biçimdeydi! Öğretmenlerin batıda göremediği ilgi ve sevginin Güneydoğu’da gördüklerini yazıyordu ikisi de. Hele ki ben Van’da hala öğretmenim diyen zat, beni ırkçılıkla ve yalancılıkla suçluyordu. Bunun üzerine 172 öğretmenin katiller ordusu pkk tarafından şehit edildiği tabloyu yolladım kendilerine. Şimdi de başka bir masumun yaşam hikâyesini kısaca anımsatacağım kendilerine…
Tekirdağlı Neşe öğretmenin adını hiç duydun mu Pinokyo kardeş? Sanmıyorum, duysan da “evet duydum” diyeceğini sanmıyor. Zaten bunun için burnunun uzaması da gayet normaldir! 1993 yılında, eğitim fakültesinden mezun oldu ve aynı yıl Diyarbakır'ın, Bismil ilçesine ataması yapıldı. Neşe öğretmen 22 yaşında ve çıtı pıtı bir kızdı. Ataması, Bismil ilçesine çıkınca ailesi gitmemesi için baskı yaptı ise de o “Bayrağımın dalgalandığı her yere giderim” diyerek kendi idealinin gereğini yaptı. Babası çaresiz, seni yalnız başına göndermem dedi ve kendisiyle birlikte gitti. Bismil'e gidince ilçe milli eğitim müdürlüğü ona tayininin Çavuşlu köyü ilköğretim okulu olduğunu söyledi. Köye ulaştı, okul tek kelime ile harap durumdaydı. Köy muhtarı ile tanışıp yardım istediğinde, “yardım edemeyiz” yanıtını aldı. Üç ayda kendi olanakları ile okulu onardı baba kız. Neşe öğretmen büyük bir mutlulukla, aşkla sarıldı okuluna ve öğrencilerine. 1993 yılı 26 Ekim gecesi Neşe öğretmen yorgun argın evine gelmiş babasıyla yemek yiyecekti ki kapı yıkılırcasına çalındı. Kapıyı açtıklarında eli silahlı çakallar hırpalamaya başladı baba kızı. İçlerinden Türkçeyi iyi konuşan bir tanesi babasına sertçe bir tokat atarak başlar ulumaya! “Kamuoyuna açıklama yapmadık mı, baskıcı TC’nin hiç bir öğretmenini Kürdistan'a sokmayacağız demedik mi ulan?" Önce babayı şehit ederek, Neşe öğretmeni saçlarından çekip köy dışına doğru sürüklerler. Ağza alınmayacak sözler söyleyerek önce sol göğsüne 5 mermi, sonrada sağ göğsüne 5 mermi sıkarlar. Neşe öğretmen de oracıkta şehit olmuştur. 1972 yılında Tekirdağ ili Şarköy ilçesinde doğan ve bekâr olan Neşe Alten'in babası Hasan, annesi Nazife'dir. Sınıf öğretmeni olan Neşe Alten Diyarbakır ili Bismil ilçesi Çavuşlu Köyü İlkokulu'ndaki görevine 30.09.1993 tarihinde başlamış, yirmi beş günlük öğretmen iken 26.10.1993 tarihinde şehit edilmiştir. TRT’de yayınlanan belgeselde hazin öyküsü anlatılmıştır… Neşe, benim Uludağ Üniversitesinden öğrencimdi diyor İsmail Balak, “unutmadık, nurlar içerisinde yatsın” diyor. “Her ikisini de çok iyi tanırdım Hasan amca Şarköy de bizim sitenin bahçıvanı idi, kızını okuturken Neşem ile çok şey paylaşmıştık. Yüreği güzel, idealist Atatürkçü bir kızımızdı, mekânları cennet olsun hepsinin” diyor Lerzan Baykal…
Siz şimdi bunlara da yalan ve düzmece dersiniz Allah’tan korkmaz, kuldan utanmazlar! Ne diyor Nazım sizin gibiler için bakın; akrep gibisin kardeşim, korkak bir karanlık içindesin akrep gibi/Serçe gibisin kardeşim, serçenin telaşı içindesin/Midye gibisin kardeşim, midye gibi kapalı, rahat…
Biliyor musunuz, tüm alçaklıklarınıza rağmen kardeşi kardeşe düşüremeyeceksiniz. Bu toprakların insanları arasına nifak sokamayacaksınız. Anadolu topraklarında yeşermez sizin kokuşmuş tohumlarınız. Çanakkale şehitliğine gidin, koyun koyuna yatan Türk’le Kürt’ün mezar taşlarına bir dokunun bakayım o tavşan yürekleriniz elverirse! Amerikan Pinokyoları sizi!
İl Sağlık Müdürü Mumcu’nun açıklamaları…
Eskişehir İl Sağlık Müdürü Dr. Ali Mumcu ESTV’ deki programıma konuktu dün. 112 acil ekibinden engelliler projesine, organ bağışında aile hekimliğine dek birçok sorumuzu yanıtladı. Gerçekten de kamuoyunu aydınlatıcı bilgileri sunduğumuza inanıyorum. Hele ki organ bağışı konusundaki yanlış ve eksik bilgilerin kafamızdan silinmesini sağladı. “İslam dini organ bağışını kabul etmez” diye uyduruk kaydırık açıklamalar yapan sahte imamlar sanırım artık gereksiz lakırdılar edemeyeceklerdir. İl Sağlık Müdürü Ali Mumcu, İlahiyat Fakültesindeki öğretim görevlilerinin bu konu ile yapmış olduğu doğru açıklamalardan da örnekler verdi. Yani bizim dinimizde, kutsal kitabımızda organ bağışı ile ilgili olumsuz tek bir söz yoktur dedi. Bu bağlamda ben de Eskişehir Müftülüğünün bu konu ile ilgili hala neden bir açıklama yapmadığını sormak isterim. Sayın Müftüm, Cuma hutbelerinde doğru bilgilerin verilemesi ve bu konudaki tutarsız açıklamaların sona ermesi hoş olmaz mı? Organ bekleyenler Allah rızası için sevindirilemezler mi?
OZANCA
İnsana hizmetten usanma bıkma
Hatırlar incitip gönüller yıkma
Cesur ol âlemde her lafa bakma
Kurt ile kuzuyu yaymasını bil. Fikret DİKMEN
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy