15 Temmuz akşamı yapılan darbe girişimine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Evlerde oturmayın. Sokağa çıkın, meydanlara inin, demokrasiye ve Milli İrade’ye sahip çıkın” çağrısı üzerine sağıcısı-solcusu, ilericisi-gericisi herkes sokağa döküldü…
Bakın tankların önüne yatanları…
Tankların üzerine çıkarak askerlerin ellerindeki silahları alanlara…
Tankların üzerine otomobillerini sürerek durdurmaya çalışanlara bakın…
Günlerdir İstanbul merkezli televizyonlar tankların ezdiği, gerek tankların üzerindeki askerlerin gerekse helikopterlerden açılan yaylım ateşi sonucu yaralananları, kollarını, bacaklarını kaybedenleri konuşturuyor…
“Gerekirse bu halimle hasta yatağımdan kalkar yine o tankların önüne yatarım” diyorlar…
Türk insanı, ülkenin birliğine, dirliğine, bütünlüğüne karşı yapılan “darbe” girişimini nasıl durdurduklarını yukarıdaki; “bugün de olsa hasta yatağımdan kalkar yine gider o tankın önüne yatarım” sözleriyle özetliyor…
Tüm Türkiye’de olduğu gibi Eskişehir’de de tutulan 19 günden beri devam etmekte olan “Demokrasi Nöbeti”nin yanlış hatırlamıyorsam 10’una katıldım…
Vilayet meydanına gelen insanlarla sohbet ettim…
Çadır kurarak 17 günden beri çay, çorba, pilav, ayran, bayrak dağıtan dış ilçelerin belediye başkanları ile sohbet ettim…
“Demokrasi Nöbeti”ne destek için gelen siyasi partilerin yönetimlerinde bulunan veya üye olarak destek veren insanlarla, orada bulunmamalarının nedenlerini konuştuk…
“Demokrasi Nöbeti”ne destek vermek için vilayet meydanına yönetim kurulu üyeleri ile birlikte gelen sendikalar, dernekler, odaların ve diğer sivil toplum kuruluşlarının başkanları ile konuştum…
“Demokrasi Nöbeti”ne gelenlerin hemen hemen hepsi; “Cumhurbaşkanımızın sokağa çıkın çağrısı üzerine evlerimizden çıktık. Niye çıktık? Demokrasiyi ve Milli İrade’yi korumak, ülke yönetiminin darbecilerin eline geçmesine izin vermemek için. Bu darbe girişimi bizlerin yani halkın sokaklara çıkmasıyla, tüm siyasi partilerin tek bir vücut olmasıyla, basının demokrasiye ve milli iradeye verdiği büyük destekle bastırıldı” düşüncesindeler…
BAŞI AÇIK-TÜRBANLI KADINLAR
VE SAĞCISI-SOLCUSU DA VARDI
10 gün gittiğim vilayet meydanındaki “Demokrasi Nöbeti” nöbetlerinde başı açık, başı kapalı, yani türbanlı, tesettürlü bayanlar ile askılı kollu tişört giyen, şortlu ve göbeği açık tişört giyen genç kızlarda vardı…
Hatta askılı kollu tişörtlü, şortlu ve göbeği açık genç kızlar ile tesettürlü, türbanlı genç kızlar kol kola, yan yana birlikteydi…
Sakallı Hacı amcalar, hacı teyzeler, diyanetten görevli müezzin ve din adamları vardı o meydanda…
Ne Hacı amcaların, ne de din adamlarının ne de 5 vakit namaz kılan insanların kolsuz tişört, şort ve göbeği açık kıyafet giyen genç kızlara bir tek söz bile söylediklerini görmedim, duymadım…
Herkes bir birine saygılıydı…
O meydanda aşırı solcu, hatta ateist insanları da gördüm…
CHP’lisi de, MHP’lisi de, Saadet Partilisi, Demokrat Partilisi ve diğer siyasi partilere gönül vermiş insanlarda gece yarılarına kadar, hatta kimisinin sabah namazına kadar meydanda kalarak “Demokrasi Nöbeti”ne destek verdiklerini anlattı arkadaşlarım…
FETÖ’cular, 15 Temmuz gecesi “Darbe” girişimi için düğmeye bastıklarında sağcısı-solcusu, milliyetçi, vatansever insanların tıpkı 12 Eylül 1980’de olduğu gibi korkudan sokağa çıkamayacaklarını düşündüler…
Oysaki darbelerden en çok zarar görmüş bu güzel vatanın insanları, 15 Temmuz darbe girişiminin başarılı olmaması için, 12 Eylül’ün tam aksine korkudan evlerine kapanmak yerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da çağrısı üzerine sokağa çıkarak tankların önüne yattı…
Kimisi tankların üzerine çıkarak darbe girişimine katılan askerlerin ellerindeki silahları zorla alarak, birilerine zarar vermelerini engellediler…
Bu darbe kalkışması Türk halkını bir birine kenetlenmesine, bir birine “Hepimiz kardeşiz, kardeş kanı dökülmesin” diye sarılmasına neden oldu…
İnsanlar 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe kalkışmasına karşı, vatanını, milletini korumak, kollamak, FETÖ’cuların ülke yönetimini ellerine geçirmelerine izin vermemek adına Türk bayraklarını alarak sokaklara dökülmeleri, meydanlarda toplanmalarıyla şu mesajı verdiler:
“Bizi sağcı-solcu diye ayırdılar. Aramıza girerek bizi bölmeye çalıştılar. FETÖ’cu olanlar-olmayanlar diye fişlediler. Ama her ne kadar bizi bu şekilde ayırma teşebbüsünde başarılı oldunuz ise de, söz konusu vatan olunca hepimiz birleşiriz, tek vücut olur sizi tükürüğümüzle boğarız.”
Nitekim öyle oldu…
“Darbe” girişime karşı birleşen 78 milyon vatanı, milletini, bayrağını seven insanlar, FETÖ’cuların ülke yönetimine el koymasına fırsat vermediler…
Bakınınız 15 Temmuz gecesi yaşananlardan sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan CHP ve MHP Genel Başkanlarını Beştepe’ye davet ederek baş başa görüştüler…
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra AK Parti, CHP ve MHP Genel Başkanlarını birlikte Cumhurbaşkanlığı Sarayına davet etti…
Darbe girişiminden önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüşmek için Beştepeye davet ettiği CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bu davetleri kabul etmezken, söz konusu “Demokrasi ve Milli İrade”nin korunması olunca, bu kez “O kaçak saraya girmem” demesine rağmen girdi…
Devletin tepesindeki Cumhurbaşkanı, Başbakan ile CHP, MHP arasındaki bu yakınlaşma tabana da yansıdı…
Hala direnen CHP’liler var…
Onlara Genel Başkanları Kemal Kılıçdaroğlu’nun “söz konusu memleketin birlik-bütünlüğü ise gerisi teferruat” sözünü hatırlatmak istiyorum…
Kalın sağlıcakla…
*-******
Size görev düşmüyor mu Sayın Hüdaver Bekler?
Birkaç gün önce DSP Eskişehir İl Başkanı Hüdaver Bekler’in Anadolu Gazetesi’nde 15 Temmuz’da kalkışılan darbe girişimi ile ilgili açıklamasını okuyunca şaşırdım…
Bekler, 15 Temmuz darbe girişimiyle ülkenin olağanüstü günlerden geçtiğini, darbelerle yok edilmeye çalışılmış bir liderin partisi olarak demokratik sürece yapılan her türlü dayatmanın karşısında olduklarını söylemiş…
“Özellikle yönetme erkini elinde bulunduran, başta iktidar partisi olmak üzere tüm yetkili ve sorumlu kişilere çok büyük görevler düşmektedir” demiş ve şunu da eklemiş:
“Bir daha bu tür acıların yaşanmaması için DSP olarak üzerlerine düşen her türlü göreve hazırız.”
Hüdaver Bekler’in bu sözlerine güldüm.
Neden güldüm?
Darbe girişimin üzerinden iki hafta geçtikten sonra mı aklınıza geldi?
İkincisi 19 günden beri vilayet meydanında binlerce insan sabaha kadar “Demokrasi Nöbeti” tutuyor…
Nöbet tutan insanlara baktığımda her görüşten insanlar var.
Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, CHP Milletvekili Utku Çakırözer, Demokrat Parti, MHP, Saadet Partisi, Büyük Birlik Partisi İl Başkanları vilayet meydanına gelerek “Demokrasi Nöbeti”ne destek verdiler…
Çok sayıda sivil toplum kuruluşlarının başkan ve yönetim kurulu üyeleri de vilayet meydanına geldiler, gelmeye de devam ediyorlar…
“Bir daha bu tür acıların yaşanmaması için DSP olarak üzerlerine düşen her türlü göreve hazırız” diyen DSP İl Başkanı Hüdaver Bekler, “Demokrasi Nöbeti” görev değil mi?
Bu göreve sizi birilerinin mi davet etmesini bekliyorsun?
Takiye yapma.
Bak nöbet 10 Ağustos Pazar günü bitiyor…
Odunpazarı, Tepebaşı ilçe başkanlarını hatta Eskişehirli Genel Başkan Yardımcısı Dilara Tambova’yı da davet et, birlikte vilayet meydanına giderek, sözde değil özde demokrasi ve milli iradeye sahip çıktığınızı gösterin…
Kuru kuru basın açıklamasıyla demokrasi ve milli iradeye sahip çıktığını göstergesi olmaz…
İcraatınızı görelim, icraatınızı Hüdaver Bekler…
Günün Sözü : Her birimiz bir dahiyiz; ama bunun farkında değiliz. Sorunlarımızın çözümü çok kolay; ama bir türlü göremiyoruz. Erdal Demirkan
Dedem diyor ki : Bizi arama lüks meyhanelerde, biz dost şarabı içenlerdeniz. Bize dost, arkadaş nedir diye sorma, biz onlar için ölüme gidenlerdeniz.