YAZIYORUM
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın, Manavgat'ta gerçekleşen Muammer Aksoy'u anma etkinliklerinde TGB'lilere, "sakın bize de çuval geçirmeyin" diyerek esprili biçimde NATO askerlerine çuval geçirilmesini hatırlatmış. Geçtiğimiz günlerde Yılmaz Büyükerşen’e desteğe gelenler arasındaydı ve oldukça da morali yerindeydi Akaydın Hocanın. Gazetecilerin “rahatsızlık duyuyor musunuz” sorusuna “Bende mangal gibi yürek var, ne rahatsızlık ne de korku duymuyorum” yanıtını vermişti…
Konumuza dönecek olursak, bizde başa çuval geçirme deyimi 4 Temmuz 2003 günü literatürümüze girmiş oldu. Kuzey Irak’ın Süleymaniye kentindeki on bir TSK mensubu başlarına çuval geçirilerek, peşmergelerin de bulunduğu bir ortamda Amerikan askerlerince altmış saat sorguya çekilmişti. Tam da 4 Temmuzda bu olayın yapılması aslında oldukça manidardı. Çünkü bu tarih onların bağımsızlık günüydü ve verilmek istenen mesaj ise aleniydi. İşte o tarihten sonra halkın en güven duyduğu kurumların başında gelen orduya karşı bakışta değişimler oldu. Türk halkı kırılan gururu karşısında ordudan mutlaka rahatlatıcı bir karşılık bekledi. İşin gerçeği de kırılan bu gururdan sonra orduya güven ve sempati konusu da eskisi gibi olmadı zaten! TGB’li gençler de geçtiğimiz yıllarda Amerikalı birkaç askerin kafalarına çuval geçirerek ülke genelinde ismini yaygın biçimde duyurdu. Gençlerin bu eylemine halktan hiçbir tepki gelmemesinin nedeni apaçık ortadaydı aslında. Halk, kırılan gururunun bu gençler vesile ile bir nebze olsun onarıldığını düşündü. Nitekim gençlerin eylemlerinin devamı da geldi. Son eylemleri çok daha dikkat çekiciydi. Sokakta yakaladıkları Amerikan askerlerine İngilizce “size bir zarar vermeyeceğiz, sadece sembolik olarak başınıza çuval geçirip Türk askerine yaptığınız bu küçültücü hareketi protesto ettiğimize dair ülkenize mesaj vereceğiz” diyerek askerlere şiddetten kaçınıyorlardı. Kısacası, ordusunu kendinden bir parça olarak algılayan bu Ulusun insanları kırılan gururlarını şiddetten uzak biçimde tamir eden bu gençlere sıcak bakıyordu. Tüm sosyal paylaşım sitelerinden bu eylemlerini de paylaşarak perçinliyorlardı bu güveni üstelik. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın’ın törendeki bu ironik gönderisi de bu anlattıklarımın lokal göstergesinden öte bir şey değildi zaten…
UZAKTAN GAZEL
MAVİ LAMBALI ESKİ RADYOLAR
Sabahın 06.00 sında İstiklal Marşımızla açılırdı radyolarımız. Kısa dalgayı FM’i bilmezdik. Bir tek TRT radyosu vardı sabah 06.00-24.00 arası yayın yapan. Aynen sabah açılışta olduğu gibi, akşam kapanışını da İstiklal Marşımız eşliğinde yapardı. Arkası Yarın’larımız vardı hafta içi her sabah 09.50 sıralarında başlayan. Geceleri o güzel jenerik müziği ile bizleri radyonun etrafına toplayan Radyo Tiyatromuz vardı. Pazar sabahları Halit Kıvanç’ın sunduğu müzik eğlence programlarımız neşe katardı hayatımıza. Orhan Boran ve Yuki yıllarca güldürüp gülümsetti bizleri. Kerim Afşar’ın, Tomris Oğuzalp’in Cihan Ünal’ın o güzel buğulu sesleri hala kulaklarımızda çınlanmakta. Gecenin içinden programları bizleri hayal dünyasında sürükler götürürdü. Şimdilerde yüzlerce, binlerce radyo istasyonu var ama dinleyeni yok…
OZANCA
Nostalji…
Geçmişi özlemek geçmişi yaşamak bir daha
Bir daha yaşamayı istemek geçen günleri özleyerek
Adına diyorlar ki nostalji…
Hani Arnavut kaldırımlarında istop, saklambaç oynamak
Faytonların peşinde koşarken kırbaç yemek faytoncudan gibi
Dinlediğimiz melodilerde arşınladığımız sokaklarda
Kutladığımız yaş günleri ve oralarda karalanan
Hani adını utandığımızdan yazamadığımız ama
Sırılsıklam âşık olduğumuzun belgeseli
Hatıra defterleri gibi…
Ah neydi o gittiğimiz filmlerimiz
Yazlık sinemanın tahta sandalyelerinde otururken
Gazoz şişesine doldurulmuş nohutla hiç bitmesini
İstemediğimiz dudak payı ile içtiğimiz
Geriye özlemle dönüp bakmak hatırlamak için
Hani nostalji için nostalji.
Semih Batman
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
