“Reuters haber ajansı, 14 Şubat Sevgililer Günü öncesinde şişme bebek ticareti hakkında bir haber servis etti. Fenghua dışındaki Ningbo Yamei plastik fabrikasına giren ajans, şişme bebek üretiminin en ilginç ayrıntılarını gözler önüne serdi. Yaklaşık 13 farklı şişme bebek modeli ürettiklerini belirten yetkililer 16 dolara satılan bebeklerin en çok Japonya, Kore ve Türkiye’ye satıldığını açıkladı. Geçen yıl 50 bin şişme bebek satıldığını açıklayan şirket sözcüsü “Bunların yüzde 15’ini üç ülke alıyor” dedi...”
Bastırılmış duyguların, güdülerin insanın ruhunda zamanla yarattığı tahribatı bilir misiniz? Yasakların veya günahların hayatımızın her alanını karış karış sarmalamasının, bu yetmiyormuşçasına bilinçaltımızı işgal etmesinin sonuçlarını hiç düşündünüz mü?
Evlilik öncesi cinsellik günah...
Aşk yasak...
Bir kadınla veya kızla el ele gezmek, sistemin kurallarına aykırı...
Bir kızla erkek öğrencinin aynı sırada oturup eğitim görmesi düşünülemez...
Haremlik selamlık haktır...
Sonuçta bizim gibi toplumlarda, cinsellik denen bu doğal gereksinimi ergenlikle birlikte öğrenen yurdum insanı ne yapacak pekiyi? Salt yurdum insanı değil, orta doğu dâhil tüm totaliter sistemlerde, sevapla veya günahla yönlendirilen kitleler ne yapacaklar? Cinselliğin bilinçaltlarına böylesine karabasan biçimi işlendiği coğrafyalarda bilinçsiz toplum her şeyin, ama her şeyin kaçamağı ile tatmin olmayı yaşam biçimi haline dönüştürecektir. Evlendiği yaşa kadar bir insanın cinselliği tatmaması doğaya da aykırıdır, mantığa da. Bu baskı ile yetişen bireyler kırsal kesimde olduğu gibi ya hayvanlarla cinsel ilişkiye girecektir, ya da kendi kendine tatmini deneyecektir. İki biçimin dışında kaçamaklar yaşanacaktır elbette. Her türlü, ama her türlü hem de aklın mantığın almadığı kaçamaklar...
Homoseksüelliğin en yaygın olduğu coğrafya neresidir? Hangi ülkelerde homoseksüellik idamla veya kırbaçla cezalandırılır ve neden yine de yaygındır? Ülkemizde en çok hangi bölgemizde gözlemlenir ve adli olaylar yaşanır? Kısacası şişme kadınlarda daha çok dünya rekoru kırarız çoook!
OZANCA
Mutlu Aşk Yoktur!
İnsan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman
Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini
Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi
Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi
Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an
Mutlu aşk yoktur
Hayatı Bu silahsız askerlere benzer
Bir başka kader için giyinip kuşanan
Ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan
Onlar ki akşamları aylak kararsız insan
Söyle bunları Hayatım Ve bunca gözyaşı yeter
Mutlu aşk yoktur
Güzel aşkım tatlı aşkım kanayan yaram benim
İçimde taşırım seni yaralı bir kuş gibi
Ve onlar bilmeden izler geçiyorken bizleri
Ardımdan tekrarlayıp ördüğüm sözcükleri
Ve hemen can verdiler iri gözlerin için
Mutlu aşk yoktur
Vakit çok geç artık hayatı öğrenmeye
Yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek
En küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek
Bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek
Nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine
Mutlu aşk yoktur
Bir tek aşk yoktur acıya garketmesin
Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara
Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda
Ve senden daha fazla değil vatan aşkı da
Bir tek aşk yok yaşayan gözyaşı dökmeksizin
Mutlu aşk yoktur ama
Böyledir ikimizin aşkı da
Louis Aragon