Çaldılar ama hizmet de ettiler!

Şinasi Kula yazdı

16 Haziran 2015 00:21
A
a
Gelin hep birlikte bu ülke insanının genleriyle nasıl oynandığının minik bir analizini yapalım. 92 Yıllık Cumhuriyet değerlerinin nasıl tepetakla edilip, tam bir Arap devşirmeler olduğumuzun farkına varalım! Aslında 92 yıllık Cumhuriyet dediğime bakmayın siz. 29 Ekim 1923’ten, 10 Kasım 1938 yılları arasında on beş yıllık bir Cumhuriyet serüvenidir bu tam manası ile. Yani Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete göç ettiği gün itibarı ile Cumhuriyet devrimlerinin rotasından sapılmasına vesile olmuştur ülkeyi yönetenler. Bu on beş yıllık dönemin yüzü suyu hürmetine de olsa Cumhuriyeti yıkmak için elinden geleni ardına bırakmayan karanlık zihniyet tüm tezgâhlarına rağmen hala başarılı olamamıştır… Biz yazı başlığımızdaki gerçekten yola çıkarak ülke insanının getirildiği zavallılığa dönecek olursak şu gerçeğin altını çizebiliriz. Çaldılar ama hizmet de ettiler diyenler şunu da kabul edebilirler mi; “kızım kötü yola düştü ama olsun, evimize katkıda bulunuyor…”

Şimdi elini vicdanına koyan herkes(tabii varsa vicdan) bu sorumun yanıtını versin haydi bakalım…

 

İktidara gelseler onlar da çalmayacak mı?

Ülkem insanının geldiği son noktaya bakacak olursak durum gerçekten vahim gibi. Diyarbakır karpuzu gibi bölünmüş toplumumuzda on üç yıllık iktidardan düşmeyi kabullenemeyenler belli ki kendilerini olağanüstü inandırmış böyle gelmiş böyle gider masalına. Ters gelişle birlikte çeşitli gerekçeler üreterek rahatlamak insanın doğasındandır. Ama “İktidara gelseler onlar da çalmayacak mı” gerekçesine sığınarak partisinin amigoluğunu yapmak ne denli insanlıktır? Bahsettiği parti altmış küsur yıldır tek başına iktidar olamamış bir ülkede, bu dalaverenin ardına sığınarak savunmaya geçmek ne denli namusluluktur? Çalmayı çırpmayı böylesine doğal sayan bir toplum ne denli ahlaklı bir toplumdur kardeşim? “Devlet malı deniz, yemeyen domuz” lakırdısı yaparak kendini haklı göstermek onursuzluğun tescillenmiş biçimi değildir de nedir?

 

Bahçeli’den “alayınız” kahramanlığı!

Aslında bu toplum Bahçeli’nin gerçek yüzünü on üç yıllık bu iktidar öncesindeki iktidarları döneminde de görmüştü. Biz gerçekten de hafızası marazlı toplum olarak unutur gideriz işimize gelmeyenleri. Düşünsenize Devlet Bahçeli genel başkanlığındaki MHP, Mesut Yılmaz’lı ve Ecevit’li bir hükümetin ortağı idi. Çakma kahraman Apo da onların döneminde paketlenip Türkiye’ye hediye edilmişti. Şu son yıllarda “alayını” resti ile meydanlarda sıkça gördüğümüz Bahçeli bu hükümette en önemli görevde iken onun asılmaması adına Avrupalı sarı benizlilere güvence verenler arasındaydı. Amanın! Birden hükümetleri düştü, seçimlere girildi ve meydanlara urgan atmaya başladı Bahçeli! Halk yutmadı tabii onun meydanlardaki bu şovunu. On üç yıllık AKP iktidarı döneminde mecliste muhalefet gibi görünse de, iktidarın çıkardığı her yasanın ve her kararın altında tüm milletvekilleri ile imza atmaktan geri durmadı. İktidarı desteklemekten geri kalmadı, bir de her desteğine de gerekçe üretmeden geri kalmadı. İşte aynı Devlet Bahçeli bir hafta önceki genel seçimlerden zaferle çıkmış komutan edası ile “alayına” rest çekerek bir an önce erken seçim nidaları atıyor avaz avaz! Oysa AKP hükümetini çalıp çırpmakla suçlayan, yüze divana göndermek adına meydanlarda seçmenine söz veren, en ağır hakaretlerle Recep Tayyip Erdoğan’dan hesap soracağını haykırarak oy isteyen o değil miydi? Ne oldu; sabah oldu aydım, ben bu işten caydım mı?

 

Peki, ya CHP?

Size bir şey söyleyeyim mi değerli okurlarımız? Lütfen inanın, CHP açısından en başarılı sonucun alındığı Eskişehir’de bile seçilen üç milletvekili de, bu başarıda en büyük payları olan partililer de ortadaki sonuca sevinemiyorlar. Öylesine bir tablo çıktı ki ortaya yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal açmazı! Kendilerine oy verenlerin ezici çoğunluğu kesinlikle AKP ile koalisyonun akıllardan bile geçmemesi gereğine inanıyor. Milletvekillerinin büyük çoğunluğu da, yönetimdekilerin bir bölümü de asla istemiyor. Adalet önünde hesabın sorulmasını istiyor herkes. Bakara-makaralarla, ayakkabı kutularının vicdanlarda unutulmadığı gerçeğinden yola çıkarak adaletin tecellisi adına CHP’den gereğini yapmasını istiyor bu toplum! Öncelikle bu sözlerin tutulmasını, tutulmaz ise CHP’nin külliyen siyaset sahnesinden silineceği gerçeğini haykırıyor. Ben de şunu ekleyeyim ki, Baykal başta olmak üzere siluetini görmekten ikrah getirdiğimiz birtakım kişilerin sahneye çıkması pek hayırlara vesile değil. Çünkü onun genel başkanlığı döneminde kapalı kapılar ardında bu ülkenin başına örülen çorapları namuslu hiçbir yurttaş unutmadı, unutmayacak! Ve başkanlık hayallerinden asla vazgeçmeyen saplantılı bir isim de, “alayına” sol gösterip sağ yumruğu yerleştirmek üzere her türlü planını sahnelemeye hazırlanıyor…

 

OZANCA

BİLSEM Kİ

Bu ayaklar benden hesap soracak,

Bir düşüncenin peşinden dolaştırdım sokak sokak ,

Bu baş, bu eğilmez baş da öyle

Bazı sarhoş , bazı yorgun

Her zaman bir yastığa hasret!

Bu ciğer de hesap soracak,

Esirgedim, güneşini, havasını

Bu ağız bu dişler, bu mide...

Ne ikram edebilirim ki bol keseden

Bu bilekler de hesap soracak,

Göz yumdum çektikleri eziyete.

Bilsem ki kimsenin parmağı yok

Bu sürüp giden işkencede;

Kılım bile kıpırdamadan bir sabah

Çekerdim darağacına çekerdim kendimi

Bilsem ki suç bende!..

RIFAT ILGAZ

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi