YAZIYORUM
On Ocak çalışan gazeteciler gününün yüreğimin kıyısında köşesinde hiçbir anlamı yoktur. Keza 24 Kasım öğretmenler günü de içi boş uyutmacadan başka hiçbir teşkil etmeyen günlerden birisidir. Bir ülkede belirli günlere anlam yüklemekle, bir günlük kandırmaca ile sadece gaz alma işlevi yerine getirilmiş olur. Bundan ötesi emek ya da demokrasi adına hiçbir işe yaramaz… Davet eden veya edilen için anlamı olmasa da, bazı günlerde çeşitli davetlere icap ederiz. Geçtiğimiz günlerde çalışan gazetecilere verdiği davette Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Yılmaz Büyükerşen üç saate yakın sohbet paylaştı. Bu birlikteliği çoğu köşe yazarı kendince yorumladı, haberler yapıldı. Şu sözünün altında bu vardı, şunu demek istedi, adaylığı kesin veya tam tersine net bir şey konuşmadı biçiminde yorumladılar. Aslında öylesine mükemmel biçimde eleştirdi ki genelimizi böylesi bir günde. Asıl anlaması gerekenlerin hiç birisi de “bana mısın” demedi. Anımsayalım şu sözlerini geliniz o zaman birlikte. “Adaylık için bir açıklama yapmam çok erken. İleride daha nelerin olacağı belli değil ülkemiz adına. Baksanıza Apo ile ilgili gelişmelere, eyaletlerden söz edenlere. Siz Ulusal konularla ilgili yazacak konu bulamadıkça, size kala kala siyasi dedikodular kalıyor. Yerel gazetelere bir bakın, hemen hepsinde sanki birbirinin kopyası haberler ve yorumlar var. Ben sürekli tahminde bulunan köşe yazarları için yorulmasınlar diyerek kahve alıp hediye ediyorum. En azından kahvelerini içtikten sonra fal bakarak daha kolay tahmin yaparlar…” İzmir(Gazetem Ege) ve Eskişehir’de(Anadolu Gazetesi) beş yılı aşkın yazı yazmaktayım. On yılı aşkın süredir de televizyonlarda programlar yapmaktayım(Kanal 1,İzmir TV, Ege TV, TV 35 ve Es TV). Hiçbir zaman siyesi dedikodu diye nitelenen türde yazı yazmayı tercih etmedim. Yılmaz Büyükerşen ile bir cenaze töreninde karşılaştığımda “doğru bildiğin yolda gitmeye ve yazmaya devam et” demişti. Kimi zaman kendileri ile ilgili eleştirel yazılarım olmasına rağmen, bu sözünün ne anlam taşıdığını şimdi daha iyi anlamaktayım… Düşünüyorum da, Sayın Büyükerşen kendisini yerli yersiz üç öğün eleştiren bazılarına kına hediye etseydi ne anlama gelirdi acaba?
&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&
OZANCA
Abur Cubur Adam
İçi yalan dışı yalan
Her devirde dönek adam
Gün boyanmış karayılan
Abur cubur Abdullah…
Bir elinde kamerası
Sanırsın film anası
Her dolapta numarası
Abur cubur Abdullah…
Der Mahzuni tövbe olsun
Böyle dost düşmana kalsın
Şeytanlar namazın kılsın
Abur cubur Abdullah…
Âşık Mahzuni Şerif
&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&
DIŞARDAN GAZEL
TEPEBAŞI BELEDİYESİNDEN VEFA GECESİ…
Japon Fikret adını Eskişehir’de müziğe aşina herkes duymuştur. Fikret özden(Japon Fikret) gerçekten de Türkiye’de en iyi bağlama üstatları arasına adını yazdırmıştır. Ne yazıktır ki “bizim oğlan” geleneğinin tavan yaptığı güzel kentimizde kıymeti bilinmemiştir. Belki de kendi iç hesaplaşmaları sonucu kendisine asıl haksızlığı yapan da sevgili Fikret de olabilir aslında. Ama ne olursa olsun onu ülkenin dört bir yanından sevenleri hala bağlama çalışını dinleyebilmek için can atarlar biliyorum. İşte çok yakında Tepebaşı Belediyemiz sanatçıya vefa gecesi adı altında bir JAPON FİKTER gecesi düzenleyecek. Bu gece ile ilgili olarak şair Rahmi Emeç baş mimar elbette…
&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
