Büyükerşen büyüsü

Şinasi Kula yazdı

7 Eylül 2015 00:02
A
a
Karizma yani büyü, her insana eşit olarak dağıtılan bir özellik değil. Yaratan nasıl ki kimi insanı sanatsal ya da sportif yetenekle, kimini ticari zekâ ile kimisini de şeytanlıkla donatarak biçimlendirmişse; karizma ya da büyüleyici özellik de öyle bir özelliktir işe. Adolf Hitler karizmatik biri değildir, o sadece ruhu karanlık bir diktatördür. Kan, gözyaşı, yalan ve talan beslendiği yegâne konulardır. Hitler’e özenen yerli versiyonlarımızdan da örnek vermek gerekirse durum hepsinde de aynıdır. Günümüze kadar gelen bazıları için de aynıdır bu! Bu ülkede  “karizmatik adam” tanımlamasını hak eden tek bir isim vardır ki o da Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ten başkası değildir…

Hitler’de dünyaya nam salmıştır, Mustafa Kemal’de.

Ama biri diktatör olarak, diğeri de yüreklere kazınmış bir lider olarak tarih sayfalarında yerlerini almışlardır.

Dünyanın tanıdığı insanlar kategorisinde olmasalar da ülkemizde karizmatik özelliğe sahip insanlar sıralamasında bir isim var ki Eskişehirlilerin çok iyi tanıdıkları bir isimdir o. Soyadı ile anıldığında bile belleklerimizde kimliği tam olarak belirginleşir zaten…

Yılmaz Büyükerşen.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen. Artık Eskişehir denince akla gelen kişi.

Büyükerşen dendiğinde de akıllara Eskişehir’i getiren kişi.

Bu kentte yaşayan büyük bir kesimin sevdiği, sempati duyduğu kişidir o. Yerel seçimlerde değişik birçok parti sempatizanı insanın oylarını çekinmeden verdiği ve dördüncü kez ödüllendirdiği yerel yönetici. Ne yaparsa yapsın; ağzı ile kuş tutsun, Akdeniz’i, Eskişehir’e taşısın bir güruhun da günahı kadar sevmediği bir isim. O isim ki adının anılmasında dahi o güruhun suratlarının ekşimesi için yeterli bir isim işte…

Bakınız, yemin ediyorum benim Yılmaz Büyükerşen’e bu köşe yazımda methiyeler dizsem de, iki dosya kâğıdı dolusu hakaret yağdırsam da var olan gerçeği değiştirmem olası değildir. Buna herkes adından emin olduğu kadar emin olsun.

Neden biliyor musunuz?

Bu adam gerçekten de topluma ait bir isim artık. Toplumun tanıdığı insan olmak ayrı, ünlü olmak ayrıdır. Bir gecede popstar diye yutturulan kimleri tanımadı ki bu ülke insanı? Şimdi adını dahi unuttuğumuz binlerce örnek verebiliriz ben de siz de. Ama namlı olmak, ünlü olmak farklıdır. İşte bu kısımda karizmatik özellikler sonuca etki etmekte. Ve bu özelliği sayesinde ünü ülkeye yayılmış olan Yılmaz Büyükerşen’e olan ilgiye bir vesile ile tanıklık ettik bizler. Bu kentin yazılı ve görsel medyasında önemli birçok isim ile ben de tanıklık ettim desem daha doğru açıklamış olurum.

Geçtiğimiz Perşembe günü, Eskişehir Büyükşehir Belediyesinin İzmir Fuarında açmış olduğu standa olağanüstü ilgiyi gözlemlemek adına oradaydık. Aman ha stant deyince aklınıza şimdiye dek alışageldiğiniz biçim ya da biçimler gelmesin inanın hata olur. Tam beş tır dolusu araç gereci taşımışlar, oraya inanılmaz incelikte dizayn etmişler. Kendinizi Odunpazarı Evlerinin önünde, Sualtı Dünyasında, Haller Gençlik Merkezinde buluyorsunuz birdenbire. Ölçüler aynı, renkler aynı, şekiller aynı. Geniş halk kitleleri kuyruklar oluşturarak soluğu bu bölümde alıyor akın akın. Birbirinden duyan duyana, gelen gelene inanılmaz bir izdiham ve teveccüh var. Lületaşı tanıtımı yapan dükkânların birisinde de sevgili Behçethan Aktaş(OMEK eğitmeni) ile göz göze geldik tabii…
İşte böylesi bir ortamda oraya gelenler Yılmaz Büyükerşen’i görürse ne olur şimdi bunu konuşalım geliniz. Yerel medyamızın tüm değerli kalemleri oradaydılar. Görülmeye değer bu tablo karşısında tüm arkadaşlarımın inanılmaz biçimde etkilendiklerini gözlemledim bilesiniz ki. İzmir bana tanıdık bir coğrafya, güzel insanları da öyle. O insanların Büyükerşen sevdasını ben zaten yıllardır yakından bilip gözlemleyenim. Arada bir oraya ziyarete gittiğimde, “şu Büyükerşen’i azıcık da bize verin gari” söylemlerini defalarca duyanım. Hocanın sağında, solunda, önünde, arkasında tek bir Allah kulu(koruma) yok. Gelen sarılıyor, giden kokluyor, öteki fotoğraf çektirmek için ricada bulunuyor. Sevgi seli oluşmuş, adamı da katmıl önüne o sel yeminle Eskişehir Büyükşehir heyeti de, biz medya mensupları da nereye doğru gittiğimizi bilemeden yürüyoruz peşlerinden. Yaygın televizyon kanalları bir yandan onun peşindeler kendisi ile söyleşi yapabilmek adına. Özellikle onu ve standı görmek üzere ziyarete gelenlerden birisi de Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar idi. Bu değerli, sanata duyarlı kardeşimi İzmir’de yirmi yıl kaldığım süreçte zaten tanıyor ve takdir ediyordum. Orada görünce de yüreğimdeki sevgi daha da arttı.
Saygın okurlarımız!
Biliyorum ki benim bu anlattıklarımdan inanılmaz biçimde(tahrik boyutunda) rahatsız olan birileri var kentimizde. Ama lütfen inanın ve bilin ki benim dışımda nice kalem, görsel yayın mensubu bire bir tanıklık ettiler tüm olanlara. Yeminle eksiğim vardır da abartım söz konusu değildir. Siz duyarlı kadirbilir insanlara sormak isterim; hangi neden bana ya da bu gerçeklere tanıklık etmiş diğer kişilere böylesi bir yazıyı yazdırabilir ne olur siz söyleyin! Orada bir gece konuk etmeleri mi? Ya da o akşam ısmarladıkları yiyip içtiklerimize hürmeten mi, zorunluluktan mı? Bunu ancak merhamet, vicdan ve ahlak yoksunu sığ insancıklar kendi sığ seviyeleri orantısında yaftalayabilirler. İyi de hayatın gerçeklerini değiştirmez ki onların bu acımasızlıkları…

Demem şu güzel Eskişehirliler!

Gelin başarılı insanları kıskanmayalım.

Onları sevmeyebiliriz, haz etmeyebiliriz, sevgi üretemeyebiliriz.

Ama insan olmanın özünde doğruluk olmalı. Doğru olmak ta nankör olmamayı gerektirir. Kentin değerleri ile gurur duyacak kadar kendine güvenli insanların bu kentte yeterince olduğunu biliyorum. 15-20 yılda bir kentin imajını Türkiye’nin imreneceği boyuta getirenleri karalama çabaları sadece çaba sahiplerini yalnızlaştırır ve kahreder. Yılmaz Büyükerşen’i eleştirilmesi gerektiği yer ve zamanda eleştirmeyen insanın ben aydın-yurtsever ya da duyarlı kişiliğinden şüphe ederim, saygı duymam. Varın olması gerekende bunu yapın da, o insanın Türkiye genelinde ödüllendirildiği sevgi seli karşısında da kendinizi yiyip tüketmeyin. Yazık gençsiniz daha, kahretmeyin kendi kendinize hayatı! Hani reklamlarda ne diyor; “nazar etme senin de olur…”

Not: Benim yaşadığım bireysel acılarım, dertlerim, beklentilerim, başıma gelenler Yılmaz Büyükerşen’in zerre kadar umurunda değildir. Zerre kadar da ilgi alanında değildir. Zaten bu yüzdendir ensemin kalınlığı da. Ben onun nezdinde güzel sesli bir televizyon programcısı, Türkçesi ve yazı dili güzel bir köşe yazarı, biraz şair, onun deyişi ile de medyaya renk katmış bir Eskişehirliyim. İşte onun içindir ki bu gerçekleri de hiç çekinmeksizin yazıya dökebilir, onu hak ettiği biçimde övebilirim. Üçüncü zatlara duyurulur…

 

OZANCA

Bilemedik soysuzların soyunu

Kurtlara emanet ettik koyunu

Dibi delik kapta hamur suyunu

Yaş odunla kızdırırsan sonuç bu…

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi