Hepinizin bildiği eski Dışişleri Bakanlığı çalışanı ve o dönemin sıkı liberalizm savunucusu Damat Ferit Paşa’nın, sırf Padişah Vahdettin’i mutlu etmek adına Ulusal Kurtuluş Savaşını başlatan Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının idamı için Şeyhülislam’dan fetva çıkartılmasını sağlamasının üzerinden ise doksan beş yıl geçmiş.
Tüm yukarıda yazdıklarımdan kısa süre sonra kendisi ve kayınpederi padişahımız tabanları yağlayalı ise doksan üç yıl olmuş.
Tarih tekerrürden ibarettir. Odunpazarı Belediyesinin önderliğinde sivil gönüllülerle kurtuluş savaşının cereyan ettiği toprakları karış karış gezecekleri etkinliğin başlangıç noktasındaydık dün. Tarihe ışık tutacakları seminer ve toplantılarla da içi doldurulacak olan etkinliğin başlangıç noktası da eski TBMM Binası önündeki basın açıklaması oldu. Açılışını Odunpazarı Belediye Başkanı Av. Kazım Kurt’un yaptığı basın açıklamasına; CHP Genel Başkan Yardımcıları Veli Ağbaba, Seyhan Erdoğdu, CHP Grup Başkan Vekilleri, Ankara Milletvekili Levent Gök, Manisa Milletvekili Özgür Özel, CHP Parti Meclis Üyesi ve Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Gaye Usluer ve Cumhuriyet sevdalıları katıldı.
Direniş-Diriliş-Kurtuluş, Metristepe’den Kocatepe’ye Yürüyüşü adını verdikleri bu anlamlı etkinlikle ilgili yapılan basın açıklamasında Belediye Başkanı Av. Kazım Kurt’un kurduğu şu cümleye dikkatinizi çekmek isterim: “ Vatan toprakları sarayın ve işbirlikçilerin teslimiyet onursuzluğuyla karşı karşıya bırakılmıştır…” Damat Ferit ile Padişah Vahdettin’den bahsetmiş olabilir her halde öyle değil mi! Neredeyse yüz yıl önce sadece kendi menfaatleri için, saltanatı ve tahtı için ülkesini peşkeş çekmekten zerre tereddüt duymayan bir padişah için söylüyor Başkan Kurt bu sözleri. Çürük yumurta gibi kokuşmuş o tahtı uğruna, bireysel ikbali uğruna kucaklarına oturduğu İngilizlerle ülkesinden kaçmak zorunda olan bir padişahtan bahsediyor…
Kazım Kurt konuşmasını daha sonra şöyle sürdürdü; “ciğerimizin yandığı, içimizin kan ağladığı bu günlerde değersizleştirilmeye, yok sayılmaya çalışılan Ulusal Kurtuluş Savaşımızı yeniden gündeme taşımak amacıyla bu etkinliği gerçekleştiriyoruz. Attığımız her adımda, yürüdüğümüz her yolda, tüm dünyaya Osmanlıcılık hayalleriyle gizlemek istenen Cumhuriyet düşmanlığının gerçek yüzünü bir kez daha gösterecek, her türlü olumsuz koşula, baskıya, dayatmaya karşın örgütlü sivil gücün neler başarabileceğine dikkat çekeceğiz. Tam bağımsız bir vatan için tüm varlıklarını ortaya koyan şehit ve gazilerimize olan minnet borcumuzu öderken, bu toprakları bizlere emanet eden kahramanlarımıza, emanet ettikleri bu topraklara ihanet edilmesine asla müsaade etmeyeceğimizi hep birlikte haykıracağız…”
İnönü’de “Direniş” Sakarya’da “Diriliş” Dumlupınar’da “Kurtuluş” etaplarından oluşan bu etkinlik Eskişehir’in Kurtuluş günü olan 2 Eylül’e kadar devam edecek. O günleri yeniden yaşayıp, bugünümüzü aydınlatması adına, bırakın gazeteciliği, bir vatansever olarak bu süreci takip edeceğim. Yeter ki köşe kadılığı dışında; tarihe tanıklık etme görevimizi, yurtsever insan olma görevimizi, insan olma vazifemizi yerine getirelim…
Bu etkinliğe, basının ilgisinin çok olduğunu gözlemledim. Yaygın medyanın önemli kanalları ve ajansları hemen hepsi oradaydı. Sevgili kardeşim Soner Yüksel de ekibi ile 3 G aracılığı ile bu etkinliği en başta Eskişehirliler olmak üzere tüm dünyaya yansıttı. Gazeteci arkadaşım Bülent Özyazıcı ile birlikte bizler de yorumlarımızla katkı sunmaktan ve bu önemli ana tanıklık etmekten haz duyduk tabii…
Hep söylüyorum, bir kez daha dile getirmeyi de görev sayıyorum. Bu kentin insanları güzel insanlar olduğu için güzelden yana tercihlerini yapmaktadır. Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen mucizesi ile başlayan Eskişehir destanını; Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ile Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ile doruklara taşınıyor.
Biz onları seviyoruz.
Onlar da farklı olduklarını tüm Türkiye’ye kanıtlamaya devam ediyorlar. Bu üç önemli ismi birbirine düşürmek için can hıraş çalkalıyor bazıları.
Durmak yok, çalkalamaya devam!
Not: Yani kurulan belediye bandosundaki dünya güzeli gençler inanılmaz güzellik kattılar bu etkinliğe. Gençlere sahip çıkarsanız ödülünüzü de mutlaka alırsınız bu kadar net…
OZANCA
Eskişehir'de
Sen Eskişehir gibi gülseydin
Yüzümden yüzüne bir nehir akardı.
Sesimizde üşüyen bir harf yalnızlığı,
Şehrin kederine yürürdük birlikte,
Gülseydin Eskişehir gibi sen.
Sen Eskişehir gibi dokunsaydın
Lületaşından tenine bir gidiş olurdum.
Bütün saatlerin sevmeye kurulmuş akrebinde,
Zehir olup içerdik akan zamanı,
Dokunsaydın sen Eskişehir gibi.
Ben şimdi, Eskişehir’de sana eski’yim
Tren garında yere düşmüş bir bilet gibi.
Sahipsiz, yalnız ve pusulasız,
Peronların yalnızlığına asılıp,
Bekledikçe eskiyor eskiyorum… Rahmi Emeç
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Eskişehir’in 7 olan milletvekili sayısında ibre kimden yana?
Tarkan Demir
İl Emniyet müdürü hesap versin
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy