YAZIYORUM
BURASI DAĞ BAŞI MI?
Dün Anadolu Gazetesi başta olmak üzere çoğu gazetede bir insanlık ayıbını gördük, okuduk. Kültür başkenti, sanatın başkenti, hoşgörü kenti olarak sıfatlar yakıştırdığımız Eskişehir’imizde bir avukatın insanlık ayıbını tüm Türkiye duydu. Meğer bu kişinin yine aynı konu ile ilgili bir başka vukuatı daha varmış zaten. Tepebaşı Belediyesi Veterinerlik İşleri Müdürü Yusuf Selek’e telefon açarak mahalledeki sokak köpeklerini toplamalarını istemiş.
Yusuf Selek, saldırgan veya kısırlaştırılmamış olanları toplarız gereken müdahaleyi yaparız. Lakin kulağına küpe takıldıktan sonra biz yasalar gereği aldığımız bölgeye geri bırakırız demiş. Vay, sen misin yasadan bahseden! Sen misin geri bırakırız o bölgeye diyen! “Sen bana yasayı mı öğreteceksin efendi, geri bırakın da bakın ne yapıyorum onlara” nidası ile girişmiş tartışmaya. Selek’te “ ne yaparsan ama bunun bedelini kanun karşısında ödersin” deyince vay efendim beni tehdit ediyor diyerek ver mahkemeye…
Allah bu, yüce Allah böylelerinin eline ayağına öyle güzel dolandırıyor ki. Kibri, şımarmamayı, efeliğin son noktasını öyle güzel öğretiyor haddini aşanlara. Bir çocuk parkında parkta oynayan çocukların gözü önünde üç el ateş ediyor kahramanımız. Mahallenin en sevilen ve en az beş yıldır aynı yerde yaşayan, çocukların sevgilisi Kontes adlı mazlum köpek çığlıklar içerisinde kaçıyor olay yerinden.
Yaralanıyor boyun ve kulak bölgesinden. Çocuklar aklını oynatıyor gözlerinin önünde yaşanan bu insanlık ayıbından dolayı. Şimdi soruyorum herkesin vicdanına…
Belinde beylik silahı olan herkes sorununu bu şekilde çözecekse kanuna, emniyete, hukuk ve hukukçuya ne gerek var ey insanlar? Çek silahını kabadayı ayakları ile çöz sorununu! Burası dağ başı mı yahu? Yarın bunun emsalleri çıktığında kime ne anlatacaksınız söyler misiniz?
DIŞARDAN GAZEL
Eskişehir âlem kent! Güzellikleri çokça içerisinde barındıran, ama kimi örneklerde olduğu gibi “pes be kardeşim” tekerlemesini söyleten kenttir. Kentin göbeğinde iki ayrı iş yeri, lakin iş yeri sahipleri kardeşler. Mağazaları da yakın birbirlerine. İkisi de aynı iş üzerine kurmuşlar üstelik de. Vay efendim sen benim müşterimi nasıl çalarsın diye kap bıçağı hücumla diğer kardeşin üzerine. Araya girenler olmasa kurban bayramından sahneleri aratmayacak manzaralara tanık olacağız adeta. Para bu kadar mı tatlı ey dünya?
OZANCA
Talan bir ömrün ortasında
Yarınlara küser umutlar
Sessiz bir çığlık olur sonunda
Sevince dönüşür acılar.
Nasıl olsa dinecektir fırtına
Bahara oldukça vakit var
Karanlığı yırtıp tüm umutları
Yeşertecek yine güzel insanlar.
Merhaba güzel hayat
Doğan güne merhaba
Aydınlığa gebe yarınlar…
Şinasi KULA