BUGÜN ODTÜ'YÜ KINAYANLAR.

<p class=

27 Aralık 2012 00:00
A
a

YAZIYORUM


Öncelikle, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun ODTÜ olayları ile ilgili açıklamasını paylaşıyorum… “Siz bir düşman ülkesine mi giriyorsunuz?3500 polisle, zırhlı araçla gideceksiniz, öğrenci tepki vermeyecek. Karşı görüş bildiren rektörlerin önce Başbakan üniversitelere 3500 polisle giremez, burası bilim yuvası demesi lazımdı.3500 kişiyle bir üniversiteye girerseniz protesto gelir. Sonra siz biber gazı, copla öğrencilerin üzerinde giderseniz doğru olmaz. Slogana gaz bombası orantılı mı? Şiddetin arkasına saklanmayı doğru bulmuyorum…” Şimdi de “Öğrencileri rencide edecek bir açıklama yaptıysam özür dilerim. Kınama metni hazır geldi ben de imzaladım" diyen Mimar Sinan Üniversitesi Rektörü Yalçın Karayağız’ın açıklamasının ardından aklıma gelenleri paylaşmak istiyorum. Olaylardan nerdeyse tam bir hafta sonra, sanki bir düğmeye basılmışçasına ODTÜ öğrencilerini kınama açıklamalarının altındaki gerçek nedir? Kınama gereği duyan bu saygın bilim insanlarının, neden tam bir hafta sonra ve aynı anda akılları başlarına geldi? Akademisyenlerin reddettiği, senato kararlarının olmadığı halde rektörlerin imzaladığı bu metni kim kaleme aldı? Orijinal metin geldi de, elden ele rektörler birbirine mi ulaştırdı? Sanırım şeytanın aklımıza getirdiği bu soruların yanıtını verecek bir rektör vardır. Bu rektör ki, kınama metnine imza atmışlardan herhangi birisi olabilir mesela! Çok iyi anımsıyorum, hakkımı asla helal etmeyeceğim Kenan Evren’e İ.Ü Senatosu 2 Aralık 1982 tarihli kararı ile fahri doktoralık unvanı vermişti. Ve “Haiz olduğu ahlaki faziletler ve meziyetler yanında vatana hizmet ve yurtta ilmin yayılmasında büyük hizmetler ifasıyla temayüz etmiş olan Cumhurbaşkanı Sayın Kenan Evren’e” diye yaldızlı bir gerekçe ile vermişti. Benim asil milletimin yüzde doksan sekizi de onun darbe anayasasına evet demişti. Miting alanlarında yüz binlerce yurttaşım şakşaklamıştı onun her cümlesini… Eh be zaman, sen nelere kadirsin!

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

 

 

 

 

OZANCA

Yağcılık

Hayatta muvaffak olmak istersen

En iyi meslektir şimdi yağcılık

Ne sanat ne spor ne dağcılık

Yağcılık yağcılık, ille yağcılık

 

Ne mektebi vardır ne medresesi

Ne fizik ne kimya ne hendesesi

Koltuk şişirmektir bunun Türkçesi

Yağcılık yağcılık ille yağcılık

 

Aritmetik cebir Türkçe dil bilgisi

Katiyen bunlarla yoktur ilgisi

Ucuz bir meslektir yok sermayesi

Yağcılık yağcılık ille yağcılık

 

Doğruyu konuşsan adın mikroptur

Cemiyet içinde hiç yerin yoktur

Yağcılık yapanın sahibi çoktur

Yağcılık yağcılık ille yağcılık

                                            Kemal Gülal


 

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

DIŞARDAN GAZEL

27 ARALIK!

Öğretmenlik yaşantımda bu tarihin belleğimdeki yeri çok önemliydi… Peki, ne olmuştu bu tarihte diye merak eden okurlarımıza minik bir anımsatma yapayım. “Atatürk ve temsil heyetinin üyeleri 27 Aralık 1919’da saat 14.00’de Dikmen sırtlarından Ankara’ya geldi. Atatürk’ün Ankara’ya gelişi, Kurtuluş Savaşı dönemindeki en önemli olaylardan biridir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşu, Türk ordusunun kurulup hazırlanması çalışmaları Ankara’da yapıldı. Ankara milli mücadelenin merkezi haline geldi…” İşte her yıl bu tarihlerde “Atatürk kır koşusu” geleneksel biçimde düzenlendi başkentte daha sonraları. Ve Polatlı İstiklal Ortaokulunda öğretmenlik yaptığım yıllarda canım öğrencilerimle unutulmaz güzellikler yaşadık bu yarışmalarda. Okullar arası nice müsabakalarda derecelere girerek unutulmaz hazlar yaşadık…

 

(Bize mesaj ve ihbarda bulunmak için, sitenin üst ve alt kısmında bulunan mesaj gönder bölümünü kullanabilirsiniz.

Herhangi bir haber ya da köşeye yorum yapmak için ise haberin altında bulunan mesaj bölümünü doldurmanız yeterli olacaktır)
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi