Soner Yüksel yazdı
Birileri için gazetecilik yapıyorsan ya muhalif taraftasın ya da İktidar da. Yanlış ve doğruların da durduğun tarafa göre değişecek. Aynı anda Volkan Doğan ve Kazım Kurt’un yaptığı icraatlara olumlu ya da olumsuz görüş getirirsen olmaz.
İlla ki senin yakın olduğun taraf iyi, diğeri kötüdür. Ne yaparsa yapsın eleştirilecek taraf karşısıdır ve bu eleştiri hep olumsuzdur. Bunu da mesleğimizin amacı muhalefet olarak açıklarlar. Amma velâkin ağız dolusu övgüler yaptıkları, yakın oldukları kişiler de bu meslek amacına rastlamayız. Ve ne yazık ki kendine bunu şiar edinmiş birileri, gölgeden başını çıkarıp ses verirken bir de mesleği öğretme telaşına düşüyor.
Birini daha ziyade herhangi bir projeyi savunan, fikren ve mantıksal gerekçelerle bunu izah etmeye çalışan insanlara dalkavuk yakıştırması yapacak kadar kaba, nobran ve lümpen bu insanlar, yalakalık dersem kaba kaçar diyecek kadar da incelik peşine düşme çelişkisinde.
Bu arkadaşlar bilsinler ki, öncelikle yalakalığın temel şartı birini savunmaktan ziyade birini ısrarla övmektir. Akabinde yalakalık yaptığın kişinin karşıt düşüncesinde olanlara her gün incir çekirdeğini doldurmayacak gerekçeleri mübalağa ederek saldırmaktır.
Bu 2 temel şartı sık sık yazı ve haberden ziyade yorum haberlerinde gördüğümüz kraldan çok kralcı olan bu atik eller fikrinden ötürü meslektaşlarını dalkavuk ilan edince muradına ermiş midir bilemem ama ağabeyleri ya da Kazım Kurt düşmanlarının gözüne girdiği kesin.
Her şeyi geçtim de bu çok çevreci, hayvansever, fazlaca hassas, Hamamyolu’ndaki ağaçları kafaya taktığını iddia eden zatı muhterem acep Halk Kütüphanesi önündeki ağaçları neden dert edinmedi kendine. Her gün var olan ve açıklaması yapılan bir durumu defalarca aşağı yukarı büken, niyet okuyan, sürekli tekrar yapan, bir kere alanı gezmediğini düşündüğüm sevgili arkadaşım buradan “mesele birkaç ağaç meselesi değil” cevabı mı bekliyor! Devşirmek istediği gerçekten ne?
Belediye bu projeyi değiştirse “kaynaklar israf oldu”, iptal etse “biz demiştik” başlıklarının düşüne yatıp da, engellemek için elinden geleni yapan bu zihniyetin parçası olmayı, birkaç masum ağacın gölgesine saklanarak yaptığının görülmediğini mi zannediyor!
Herkesten akıllı, zeki ve farklı olduğunu düşünmenin teşhisi dâhilik değil cahilliktir farkında değil mi?
Bence fikir ve vicdanı hür olmadan ve gazeteciliği illa bir taraftan olmak zanneden bu arkadaş herhalde bazı yazılarımızı da atlamış. Her ne kadar kendisi İktidar partisine yakın olup muhalif duruşu olanları yandaş diye algılatma gafletine düşse de, bilsin isterim ki ben ya da biz Odunpazarı Belediyesi ve Kazım Kurt, AK Parti ve Volkan Doğan hakkında da doğru olmadığını düşündüğümüz konularda en sert eleştirileri yazar, çizer, söyleriz. Biraz okursan zaten yakın geçmişte örnekleri vardır. Bu yüzden kanalı değiştir, buradan gitme, burası çıkmaz sokak. Ve hatta zaten muhatapları arasında yazılıp, fikirleri beyan edilmiş bir konuya dâhil olup devam ettirme telaşını başka baharlara sakla. Her ne kadar cevap hakkı doğduğunu düşündüğüm için yazsam da, bu satırları kişisel ithamlardan ziyade şehre ayırmak istiyorum. Ve okuyanlarımın bu hakkını onlardan çalmak istemiyorum.
30 Ağustos ZAFER bayramımız kutlu olsun sevgili meslektaşım.