Bu imamın ardında namaz kılmam!

Şinasi Kula yazdı

14 Ocak 2016 23:14
A
a
Özellikle birkaç gün geçsin de bu yazıyı sonra paylaşayım istedim.

Öfkeden, sinirden, önyargıdan arınmak en doğrusudur diye düşündüm. Malumunuz geçtiğimiz günlerde Eskişehirlilerin yakından tanıdığı Jale Nur Süllü’nün ağabeyi hakkın rahmetine kavuştu. Cenaze namazını kıldırılan Alaaddin Camisi imamının yaptığı konuşma bir utanç abidesi gibi kaldı kulaklarımızda. Ne dediğini, neler konuştuğunu bir anımsayalım izninizle…

 “Malum hepimiz bu tabutun içine girmekle mükellefiz. Az yaşa çok yaşa Allah hepimize iman nasip etsin. Değerli kardeşlerimiz, merhum kardeşimiz Eskişehir’in yerlilerinden, çarşı esnafından çiçekçi. Vakti de gelmiş aşağı yukarı 75- 78 yaşlarında böyle bir kardeşimizdi…”

Merhumun yakınları bu saçmalık üzerine spontane tepki ile “yok öyle 75 yaşında değil, 69 yaşındaydı. Vakti gelmişti de yanlış. Sonra, vakti de gelmedi” diyerek tepki gösterdi. İmam ise bu gafının üzerine “Tamam 69 yaşında, ben birine sordum yanlış söyledi. Vakti gelmedi, tamam, vakti gelmeden öldü” diyerek saçmalığına saçmalık kattı.

İmamın insanları inciten, tepeden bakan, hatta bazılarına ima edercesine kızım sana söylüyorum gelinim sen anla türünden imalı göndermeleri tüm Türkiye’de konuşuluyor günlerdir…

Bununla bağlantılı olarak bir başka örnek daha vereceğim şimdi. Diyanet İşleri Başkanlığı adına fetva veren kurum olarak bilinen “Din İşleri Yüksek Kurulu Dini Bilgilendirme Platformu” resmi internet sitesine gelen bir soruyu, sosyal medyada sert tepkilere neden olmasının ardından kaldırdı. Gelen ahlaksızca ve sapıkça soru şu; “Öz kızını öperken şehvet duymanın nikâha etkisi olur mu?”

Birgün Gazetesi’nin olayı haberleştirmesiyle başlayan tepkilerin ardından, siteden bu soruya verilen yanıt kaldırıldı. Ancak Google’ın önbelleği kullanılarak Diyanet sitesinde verilen yanıt hala görülebiliyor. Buna göre Diyanet’in soruyla ilgili fetvası şöyle…

“Babanın kendi öz kızını öperken şehvet duyması durumunda nikahının ne olacağı konusunda görüş ayrılığı vardır. Bazı mezheplere göre, babanın şehvetle kızını öpmesi ya da şehvetle ona sarılmasının nikâha bir etkisi yoktur (bkz. İbn Rüşd, Bidayetü’l-Müctehid, Mısır 1975, II, 33; İbn Kudame, el-Muğni, VII, 486; İbn Cüzey, el-Kavaninü’l-Fıkhiyye, 138). Hanefilere göre ise; babanın, kızını şehvetle öpmesi, kızına şehvetle sarılması durumunda, kızın annesi bu babaya haram olur. Ancak bu tür sonuç doğuracak tutmanın, teni tenine değerek olması, ya da altının sıcaklığını iletecek kadar ince bir örtüden olması gerekir. Kalın elbisesinden tutarak, ya da vücuduna bakıp düşünerek şehvet duymak, bu tür bir haramlık oluşturmaz. Ayrıca kızın, 9 yaşından büyük olması gerekir. Şehvet duymanın işareti, erkeğin organında bir uyanma, uyanıksa uyanışının artması, kadının da kalbinin heyecanla çarpmasıdır (Merğinani, el-Hidaye, I, 192; Mevsıli, el-İhtiyar, III, 109).”

Diyanet’in soruyu soran kişi hakkında suç duyurusunda bulunmak yerine bu cevabı vermesi geniş kitlelerce protesto edildi tabii…

Bu ülkenin yıllık bütçesinden en büyük payı alan teşekkül Diyanet İşleri! Ve Mercedes haberleri gibi inanılmaz fetvaları ile her geçen gün bir yurttaş olarak, bir Müslüman olarak benim güvenimi yitiren bu kurumun beni temsil ettiğini sanmıyorum. Hatta beni temsil etmediğini açıkça söylüyorum özgürlük hakkım doğrultusunda. İslamiyeti ile önce Allah sevgisi olarak, saygı olarak, insan eşitliği olarak bizlerin yüreğine kazıyan en başta rahmetlik annem babam olmak üzere; bizlere emeği geçen o zamanların tüm nur yüzlü din adamlarını inanılmaz özlüyorum. Bayram sabahlarında küsleri barıştıran, cenaze merasimlerinde yüreği yanan merhum yakınlarının yüreklerini rahatlatan saygıdeğer imamları özlüyorum. Allah’tan gayrı hiçbir kişi ve nesneye kulluk-kölelik etmeyen o din adamlarını her geçen gün daha da sevgi ve saygıyla anıyorum. Milletini ve vatanını seven, ulusal değerlerimiz paydasında insanlarımızı bir hamurda yoğuran o bilge din öncülerini hasretle anıyorum…

Sünni bir anne ve babanın çocuğuyum ben.

Bana orucu, namazı, zekâtı, günahı ya da sevabı şu son on yılda öğrettiğini sananlar şunu iyi bilsinler. Yazımda da net vurguladığım gibi o güzel günlerin o güzel din adamları ve ailem öğretti altmış yıl öncesinden şimdiye. Dindarlık-kindarlık kategorileri ile insanların Diyarbakır karpuzu gibi ayrıştığı yıllardan bahsetmiyorum sizlere!

Alevilerle evlenilir mi sorusunu yanıta değer gören ve fetva veren Diyanet de, yazımın başlığındaki söz konusu imam da şunu başardıklarından emin olabilirler artık. Evet, Sünni bir anne ve babanın çocuğuyum ben. Lakin ne bu imamın ardında saf tutarım, ne de öldüğümde bunun gibilerce hafife alınırım!

En başta yârim olmak üzere beni bu kentte tanıyıp seven tüm insanlara vasiyetimdir. Benim defnedilmemi, dünyadaki son noktaya (toprağa) kavuşmamı CEM EVİ önünden yapınız!

 

 

SİZİN AVAZINIZ

 

İki okurumun dileği…

Öncelikle Atila Kısa isimli okurumuzun iletisini paylaşıp sorununun çözümü adına katkı sunmak isterim…

Şinasi Hocam, 2012 yılında oğlum Deniz Astsubay MYO mülakatına katılmış, sağlık kurulundan (...) numaralı kararı ile askeri öğrenci olur kararını almış ve yedeklerde kalmıştır. Oğlum 2013 yılında, Deniz Astsubay MYO mülakatına katılmış olup, mülakat aşamasında elenmiştir. 2012 yılında askeri öğrenci olur kararını alan oğlum 2013 yılında hangi nedenden dolayı mülakat aşamasında elenmiştir. Oğlumun elenme sebebini öğrenebilmek için defalarca Deniz Kuvvetleri ve TBMM Dilekçe Komisyonu’na başvurmama rağmen, oğlumun elenme nedenini öğrenemedim. Bana verilen cevap, mülakatın ilgili yönergelere göre yapıldığı, yeterli puanı alamadığı yönündedir. Tarafıma mantıklı bir açıklama yapılmadı, sesimi duyurur musunuz?

                                      ***

İsmini açıklamamı istemeyen okurum da telefonla arayarak “Sokak Müzisyenleri zabıtalarca kovuldu mu” başlıklı yazım için düşüncelerini paylaştı. Kendisi anlattığı biçimi ile net bir müziksever ve sokak müzisyenlerine kesinlikle karşı değil. Verdiği örnekler de samimiyetini gösteriyor zaten… Örneğin Doktorlar Caddesi’ndeki Şekerbank önünde müzik yapan gurubun alkışa değer olduğunu, işlerini icra eden bu gurubun asla gürültü yapmadığını ve müziklerini icra edip harçlıklarını kazanır kazanmaz sessizce dağıldıklarını vurguladı. Hatta şarkı repertuarı ve guruptaki enstrümanları bile açıkladı. Lakin bir de Şamdan adlı bir işyerinin yakınlarında müzik yapan guruptan bahsederken üzüntü ile bahsetti. Gecenin (sabahın desek daha doğru) üçüne dek gürültülü biçimde ve guruptaki çalanların ve yanında kızlı erkekli gelenlerin uyuşmuş vaziyetlerde ses ve görüntü kirliliğinden başka bir şey yapmadıklarını vurguladı…

Barlar Sokağı’nda, gece 01.00 sonrasında mekân gürültülerinin dışarıya taşmaması dileğinde bulundu…

 

 

OZANCA

 

Ne yapsan faydasız bunu böyle bil

İnsanlık yoluna olsan da sebil

Habil'i ne için öldürdü Kabil

Nankörlük insanın mayasında var…

                                   Hasan Basri Özgen

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi