“Twenysix 26 Saloon Buzz Ateşi işletmesi yasaları açık açık çiğnemeye devam ediyor. İskânı ve işletme ruhsatı olmadığı için mühürlenen mekânda yine mühür söküldü, yine düğün yapıldı. Kanun tanımazlık karşısında çaresiz kalan zabıta sadece tutanak tutabiliyor. Gözler savcılıkta…”
Anadolu Gazetesi günlerdir bu mekânla ilgili haber üstüne haber yapıyor. En son haber ise başlıkta tırnak içerisine aldığım haberdir. Batıkent’te bulunan Ket Twentysix Eğlence Düğün ve Davet Tesisleri’nin “Yangın merdiveni” skandalı haberin hemen akabinde bir bomba daha patlatıyor malum kişi! Hem de yasaları hiç umursamazcasına, mühürlü bir başka mekânındaki mührü söktürerek salonunda düğün yaptırıyor. Söz konusu mekânda mühür sökülerek düğün yapıldığını ihbarını alan zabıta, salona gidip yine tutanak tutuyor. Zabıta Müdürü Bahri Ağaoğlu “Mührün söküldüğü ve yeniden düğün yapıldığı tespit edildi. Olay savcılığa bildirilecek ve yasal süreç uygulanacak” diyebiliyor ancak!
Bu olay Türkiye’nin en çağdaş, en yaşanılır sayılan illerin başında gelen Eskişehir’de yaşanıyor dikkat ediniz. Ne demişti bizi yöneten zirvedeki adamlardan birisi; “yasalar bir kez çiğnenmekle bir şey olmaz…” Yani imam yellenirse, cemaat dellenir anlamına gelmekteydi bu talihsiz açıklama. Zaten bu sözden sonra “benim memurum işini bildi” her daim. Paçasını kendi yöntemleriyle kurtarmayı kar saydı, her daim kuralların ırzına geçmeyi de ar saydı. Doğruları yazmak görevi olanlar da, yeri geldi üç maymunu oynayarak tarihi görevlerini sürdürmeye devam ettiler yaşam içerisinde…
“Mühür üç kez söküldü” diyor haberde, inanılır gibi değil öyle değil mi? Her sökülüşte de “bir mumdur, iki mumdur, üç mumdur” halayı eşliğinde açılması sakıncalı olan mekânlarında paralarını kazanmaya devam ettiler. İyi de soruyorum kamuoyuna şimdi; açılması sakıncalı sayılmış ve mühürlenmiş bir mekânda korkusuzca mühürler sökülerek kazanılan bu para helal paramıdır? Bu yöntemle kazanılmış paralar çoluk çocuğumuzun boğazından geçerken, gönül rahatlığı söz konusu mudur? Bunu bir başka, hani sıradan dediğimiz vatandaş yapma cesaretinde bulunabilir mi? Velev ki bu kural tanımazlığı denedi, o sıradan vatandaşın akıbetini tahmin edebilir misiniz? Şimdi sorum yasa yapanlara, bunları uygulayan veya uygulatanlaradır. Üç kez mühür sökerek “ben sizin yasalarınızı iplemiyorum” postasını koyanlar bu cesareti kimlerden almaktadırlar? Sadece düşüncelerinden ötürü yıllarını demir parmaklıklar arkasında geçiren insanların olduğu bu ülkede, bir mührün üç kez sökülmesine suskun ya da seyirci kalan adalet, kamuoyunun vicdanını kanatmaz mı? Benzeri olaylardan örnek verecek olursak; geçmişte Eskişehir’de yaşanmış bir olayda(ki böylesi hukuksuzluğun milyonda biri yapılmamışken), mekân sahibinin parmak izini kriminalce inceleten Emniyet, Eskişehir Valiliği bu olayın kahramanını(!)sessiz kalıp görmezden ve duymazdan mı gelecek? Yarın bu kötü örneği örnek göstererek, yasaları hiçe sayıp mühürleri söken yüzlerce insanın çoğalması durumunda olabilecekleri kim tahmin eder? Adalet, hukuk, yasa gereği yapıldığında anlamlı kelimelerdir. Yapılmadığında, kişilere, kurum ve kuruluşlara göre farklı uygulandığında ise inandırıcılığını yitirir. Adalet kurumlarına toplumun güveni sarsılmaya görsün! Herkes kendi adaletini kendi yaratmaya kalktığında ise ülke üçüncü dünya ülkeleri gibi yaşanmaz bir hal alır.
Her halükarda “yaşasın adalet” diye avazımca bağırarak adalete olan güvenimi bir kez daha paylaşmak istiyorum. Hiç kimselere karşı farklı muamele olmayacağına inanmak istiyorum! Bu farklılığı kullananlar kimlerden güç alır bilemem! Ama ben gücümü adaletten almaya devam ederek gereğinin yapılacağı inancımı korumak istiyorum!
DIŞARDAN GAZEL
Terör yalanıyla 370 bin lira dolandırdı!
Ne yazık ki bu olay da çağdaş kentimiz Eskişehir’de yaşanıyor. Emekli bir bayan öğretmenin 370 bin lirasını telefonla dolandırdığı iddia edilen şüpheli, jandarma ekiplerince düzenlenen operasyonla yakalanıyor. 62 yaşındaki emekli öğretmen kendisini telefonla arayan bir kişinin “Hesabınız terör örgütünün eline geçmiş. Seni kurtarmamız için parayı çekip talimatlarımızı bekle” dediğini ve bu kişilere 370 bin lira vererek dolandırıldığını söylüyor.
28 yaşındaki şüpheli “nitelikli dolandırıcılık” suçlamasıyla adliyeye sevk edilip mahkemece tutuklanıyor. Mutlu sonla bitiyor diye alkışlamayalım hemen Türk Filmlerinde olduğu gibi! Ben koskoca öğretmenime çok görüyorum bu gafletini! Evet, ağzımı doldurarak bir kez daha yineliyorum; öğretmenime yakıştıramıyorum…” Bir öğretmen bu tür tuzaklara düşecek kadar ne denli korkar ki? Ne hata işlemiş olabilir de söylenen her talimatı kuzu kuzu yerine getirir? Aydını korkan bir Ulusun geleceğini tahayyül etmeye gerek var mıdır? Hesap ortada!