Buna benzer binlerce olaya tanıklık etti bu millet. Son on üç yılda yüzde bin beş yüz oranında artan ve “kadına şiddet” diye adeta kanıksanan bu barbarlık iliklerimize işledi. Kurbanlık koyun gibi sokak ortasında gırtlaklanan kadınlar bile artık bunun bir kader olduğunu kabullendiler. “Kocamdır, döver de söver de” ya da “dinimizin gereğidir” avuntuları içerisinde beşinci sınıf varlıklar olarak kabullendiler kendi yazgılarını. Bakmayın bir avuç çağdaş kadının feryat figanına! And olsun ki ülkemdeki kadınların büyük bir bölümü; dört duvar arasına kapatılarak sadece çocuk doğuran ve kocasının her türlü ihtiyacını karşılayan birer robottan öte hiçbir şey değiller artık! Arap kültürünün kadını hiçe sayan, tutsak eden her türlü geleneğini, erkeklerden önce iliklerine kadar kanıksadı kadınlar adeta. Hep söylüyorum ve yiğitçe söyleyeceğim kardeşim. Kendi üzerine getirilen kumayı ve o aklı uçkurunda sözde kocayı kabul edip; hiçbir şey yokmuşçasına hayatını sürdüren kadına kadın deseniz de ot deseniz de fark etmez! Arap ülkelerinde kadının adı yoktur bu net! Ama artık Anadolu kadını da cehaletinin ve yazgısının kurbanındır bundan sonraki süreçlerde…
Eskişehir’de bir kişi ailevi problemleri olduğunu öne sürdüğü karısını, üç yaşındaki minicik kızının gözü önünde vurarak silahla öldürdükten sonra kendi kafasına da ateş ederek intihar etti…
Bir süredir de ayrı yaşadıkları öğrenilen eşiyle ve elinden tutup yürüdüğü kızı ile karşılaştı. Daha yeni kargodan geldiği öne sürülen pompalı tüfeğini aracının bagajından çıkartarak, kızının gözü önünde anneyi kafasından vurdu. Sonra da kendi kafasına ateş ederek intihar etti…
Bu sahneyi sadece on saniye kafalarınızda yaşatın, empati kurun ne olur. Kendisine insanım diyen, yüreğimde vicdan ve merhamet gibi insani donatıra sahibim diyen herkesten ricamdır. Sadece on saniye empati kurup, o minicik yavrunun bilinç altına kazılan kara bir lekeyi oluşturan bu ortaçağ görüntüsünü yaşatın belleğinizde!
Şimdi bir daha soralım o zaman;
Bu ayıp, bu günah kimin?
Milletvekillerim, Valim, Emniyet Müdürüm diyerek…
Yasa yapanlardan başlayalım hemen. Bu ülkeyi 13 yıldır yöneten ve iktidardan indirildiği halde hala yönetmeye devam edenlerden başlayalım. İktidarlarınız döneminde kadına yönelik şiddetin, vahşetin inanılmaz biçimde artışında sizlerin rolü nedir? Bu ülkede bir kısım topluluğu hatipliğinizle ikna edersiniz de, gönül aynanıza bakarak kendinizi de ikna edebilir misiniz? Kadının beşinci sınıf bir varlık olarak algılatılmasında bizim hiçbir günahımız yok diyebilir misiniz? Namusu sadece cinsel organlara indirgeyen bu toplumun cehaletinde bizim hiç payımız yok diyebilir misiniz? Söylesenize ey yasa yapanlar diyebilir misiniz?
Bakın üç yaşındaki minicik yavrusunun elini tutup sokakta yürüyen bir annenin hayatı pompalı tüfekle karartıldı. Ve o pompalı tüfek kargo yolu ile daha yeni temin edilmiş öldürmeyi kafasına koyan kişi tarafından. Peynir ekmek gibi artık aleni biçimde alınıp satılan, ruhsata bile gerek görülmeyen ve insanların katil olması için adeta teşvik edilen o ölüm makinelerinden ötürü de günahınız yok mu ey yasa yapanlar? “Gelenekleriniz batsın” diye bir yazı yazdım daha yeni. Bu kenti yöneten hangi makam, hangi merci yazımla ilgili bilgi sorma gereği duydu? Düğünlerde her mahallede artık hayasızca ve gayet normalmiş gibi patlatılan havai fişeklerle ilgili, havaya sıkılan yüzlerce mermilerle ilgili hangi sorumluluk sahibi görevini yaptı söyler misiniz? Kardeşim bu havai fişekler de, ruhsatsız onlarca silahtan çıkan yüzlerce mermi de bizim kaderimiz ya da geleneğimiz midir? Yerin dibine batsın bu iğrenç ve korkakça geleneğiniz o zaman! Bu kadar yürekliyseniz çektirin gidin dedik o ucuz kabadayılara, o mermilerinizi hazırlanmakta olduğumuz Suriye savaşında ülkemize göz koyanlara sıkın dedik. Ve siz yasa yapanlar, siz bu kentin merkezi yöneticileri size ne demek lazım daha? Nasıl bir yazı nasıl bir yaklaşımla görmezden geldiğiniz tabloyu görmenizi sağlamalıyım! O havai fişekten ya da magandaların kurşunlarından günahsız canların yanmasını mı bekliyorsunuz, söyleyin bunu mu bekliyorsunuz? Ruhsatsız silah taşıyor yurdum insanları, yüzlerce binlerce. Kimi kuru sıkı, kimi hakikisi fark etmez! Bakın haberde olduğu gibi insanlar kargo yolu ile temin ediyorlar bu vahşetin ölüm makinelerini. İnsanların silahlandığını söyleyen ve bunu gazetelerinde yazanlar var artık. Neden seyircisiniz? Sonucun ne olacağını devletin yetkilileri olarak sizler biliyorsunuz o zaman! Ve bildiğiniz kadarı ile de müdahale gereği duymuyorsanız bunun bir açıklamasını yapacaksınızdır eminim!
Bir kez daha soruyorum vicdan sahiplerine;
Bu ayıp, bu günah kimin?
Milletvekilleri, Vali, Emniyet Müdürü?
Bu kadar değil göreve davet ettiklerimiz bilesiniz. Eskişehir İl Jandarma Komutanlığını da ivedi biçimde hareket ederek, Eskişehir’i bu çağdışı görüntülerden arındırmalarını söylüyorum. Hafta sonları bizim duyduğumuz havai fişek ve mermi seslerini duymuyorlarsa davet edelim kendilerini bu üçüncü dünya ülkelerini anımsatan görüntülerinin olduğu bölgelere!
Ve en önemlisi de bu ayıbın, bu günahın en büyük pay sahibine sesleniyorum yazımın sonunda. Sen ey seyirci halkım! Sen ey zorlukları daima başkalarına yükleyen kolaycı halkım! Senin hiç suçun günahın yok mu bu karanlık tabloda söyler misin?
OZANCA
Dünyanın en tuhaf mahlûku!
Akrep gibisin kardeşim,
Korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
Serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
Midye gibi kapalı, rahat!
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi
Korkunçsun, kardeşim.
Bir değil, beş değil,
Yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
Gocuklu celep kaldırınca sopasını
Sürüye katılıverirsin hemen
Ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlûkusun yani,
Hani şu derya içre olup
Deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf
Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende!
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
Ve hâlâ şarabımızı vermek için
Üzüm gibi eziliyorsak kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —
Kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!
Nâzım Hikmet
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Eskişehir’in 7 olan milletvekili sayısında ibre kimden yana?
Tarkan Demir
İl Emniyet müdürü hesap versin
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy