Biraz dedi biraz kodu, alın size dedikodu!

Biraz dedi biraz kodu, alın size dedikodu!

22 Aralık 2014 21:14
A
a
“Hani senin tarzın değildi bu tür köşe yazıları” diyeniniz olabilir. İnanın kendim için değil, toplum için yapıyorum bunu bilesiniz. İşi bir fıkra ile tatlıya bağlayıp yazımın devamını getirmek istiyorum… Tren kompartımanında hamile bir bayan ve üç erkek uzun bir yolculukta yol arkadaşlığı yapmaktalar. İçlerinden bir sigarasını tam yakmak üzereyken bayan mini bir çığlık atarak karşısındakine seslenir; beyefendi ne yapıyorsunuz Allah aşkına? Beni düşünmüyorsanız (karnını göstererek)şunu bari düşünün! Yolcu mahcup bir biçimde yakmak üzere hazırladığı sigarasını fırlatıp atar. Aradan geçen zaman sonrasında bir başka yolcu çıkınından çıkardığı güzelim köftelere yumulmak üzereyken kadın yine basar çığlığı; beyefendi insanın canını çektirdiniz. Hadi beni düşünmüyorsanız (karnını göstererek) bunu düşünün! Adam mahcup çıkınını sararak uyuklama vaziyeti alır. Diğer erkek yolcu da tam ayakkabısını çıkarıp rahatlamanın hayalini bile kurmadan o çığlık yine yükselir; beyefendi çorap ve ayak kokunuzla bizi bayıltacak mısınız? Beni düşünmüyorsanız (karnını göstererek) bari şunu düşünün yahu! O adam mahcubiyetinden çıkarmak üzere olduğu ayakkabısını geri giyer. Saatler sonra hamile bayan yorgunluktan ters gelip uykuya dalar. Uyku bu, insanı sersem eder tabii. Kadıncağızın uyku sersemliğinden etekleri biraz açılmıştır! Canları yanan üç erkek, bayanı dürtükleyip uyandırır ve şöyle der; hanımefendi etekleriniz açılmış. Hadi bizi düşünmüyorsunuz ama…

Bu genel seçimlerin Türkiye Cumhuriyetinin geleceği ya da maruz kalacağı tehlikeler bağlamında en önemli seçim olduğuna inananların sayısı çok. Durum böylesine vahim iken, bireylerin hala kişisel gelecekleri üzerine planlar yapmasına hiç birimizin aklı ermiyor gerçekten. Garip ülkemin 81 vilayeti için de durum benzer vaziyetlerde, yok birbirinden farkı! Eskişehir için özele indirgeyecek olursak en önemli duyum şu, sıkı durun! CHP İl Başkanı Nihat Çuhadar’ın gönlünde yatan aslanı yakında dillendireceği haberini duyduğumda hiç şaşırmadım inanın. CHP İl Teşkilatındaki bu ölüm sessizliğinin nedenlerinden biri buymuş yani! İkinci haber de önseçimle ilgili olanı. Kentimizde halkın güvenini ve sevgisini kazanmış önemli isimlerin de önseçim olmazsa olmazı. Ama alışageldik biçimde delege esaslı bir seçim değil bu. Hani tabir caiz ise kapalı kapılar ardında yapılan çıkar esaslı ve kokuşmuş olan bu biçim istenmiyor. Partili tüm üyelerin esas alındığı bir önseçim dillendiriliyor artık. Örneğin CHP’deki 3500 üyenin tamamı da oy kullanarak kentinin milletvekili adaylarını belirleyip, 6 kişilik listeyi genel merkeze yollayacak. Adil olanı da bu değil mi zaten? Varsa yüreğine güvenen çıksın bakalım! Bir başka duyum da, il genel meclisi sıralamasında tercihlerin yanlış olmasının dillendirilmeye başlanması. İşte bu yüzden, işte bu hayati seçimlerde artık kişilerin müdahil olmaması (genel merkezi etkilemeyip) belirleyici olmaması! Genel merkezin geçmişte yaptığı hatayı tekrar etmemesini, paraşütle alakasız adayları liste başı yapmaması için de temennide bulunanlar çok. Temenniden öte bunu dillendirip Eskişehirlilerin bu konuda hassasiyetinin bilinmesini istiyorlar. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yapılan dayatmanın ve sonundaki hayal kırıklığının unutulmamasını istiyorlar. Bu tablo sonrasında, yani CHP’li tüm üyelerin aday belirlemesi gerçek olursa; sıralama çok net belli! Büyükşehir Belediyesinin AKP’ye geçme olasılığına karşı kamuoyu Büyükerşen’in görevden ayrılmasını istemeyeceğine göre; Ahmet Ataç, Gaye Usluer kesin olmak üzere, altı aday belirlenecektir. CHP’nin üç milletvekili çıkarması hiç ama hiç zor olmayacaktır. Velev ki her zaman olduğu gibi paraşütlük bir durum olduğunu düşünürsek, CHP ancak 1 milletvekili çıkararak olanaksızı başaracaktır…

 

Şu an her yerden şiir fışkırmalı!

Bu söz bana ait değil, ülkemizin(ve İsveç’in) önemli şairlerinden Özkan Mert’e aittir. Nasıl oluyor da hem ülkemizin, hem İsveç’in önemli şairi oluyor dediğinizi hissettim ve kısa bir açıklama yapayım hemen. 12 Mart 1970 askeri darbesinde özgürlüğü elinden alınacağı için, ülkesini terk etmek zorunda kalan Özkan Mert çok uzun yıllar yaşadığı İsveç’in de vatandaşı aynı zamanda. Ne ilginçtir ki daha ilk şiir kitabı olan  "Kuracağız Her Şeyi Yeniden" adlı şiir kitabı çıkar çıkmaz hakkında tutuklama emri çıkarılmıştır. Daha sonra sürgün yaşamın gereği olarak gurbeti, hasretliği içselleştirmiştir. “Diren ey kalbim, diren yenilme” en bilindik ve insanlara adeta umut aşılayan şiiridir…

Sevgili Özkan Mert’in şair kimliği hakkında yorum yapmak benim haddim değil. Ama insan kimliği hakkında aynen Atatol Behramoğlu için düşündüklerimi söyleyebilirim. İnsan kokan insan…

 

OZANCA

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var

Yaşadın mı büyük yaşayacaksın,

Irmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına   

Çünkü ömür dediğimiz şey

Hayata sunulmuş bir armağandır

Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana…

                                        Ataol BEHRAMOĞLU
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi