Prof.Dr. Alper Çabuk

Bir düşün hele, Koca Yusuf...

Prof. Dr. Alper Çabuk yazdı

17 Ağustos 2015 00:05
A
a
Yedi, sekiz yıl kadar önce Üniversitede odamda kapım çalındı. Babacan biri geldi, kendini tanıttı. O dönemki Alpagut Belediye Başkanıydı kapımı çalan. Yusuf Koca... Ben ona koca Yusuf diyorum. Gerçekten de küçük bir beldenin koca yürekli başkanıydı o...


Koca Yusuf, nasıl yardımcı olabileceğimi sormadan söze girdi. “Hocam, bizim beldede bir Camimiz var. Koruma Kurulu tescilledi. Yıkıldı, yıkılacak… Yapmak, onarmak  istiyoruz, Kurul Kararı var, yapamıyoruz. Bize yardım etseniz. Ben Rektör Beyle konuştum, beni o yönlendirdi size.” Son derece samimi, içten şekilde dökülüverdi aklında ne varsa Başkanın. Bir bakalım dedim… Koca Cami, kolay iş değil projelerinin yapılması. Ne yalan söyleyeyim başlangıçta bir süre bu yükün altına girmeyelim diye de düşündüm, onca işin arasında. Bir kaç ay boyunca Başkan hiç yılmadı. Geldi, gitti… “Sayın profesörüm, Beldenin nüfusu az. Giderek de azalıyor. Herkes kente gidiyor. Nüfus az olduğu için gelen ödenek personel maaşlarını, zaruri harcamaları bile zor karşılıyor. Bu işi yapmamız lazım”.  Sadece benim kapımı değil, o dönem Anadolu Üniversitesi Rektörü olan Prof.Dr.Fevzi Sürmeli, Mühendislik Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Hasan Mandal’ın kapısını da aşındırdı… Peki dedim sonunda.. “Yapalım, yapalım da sonrasında restorasyonu yapacak parayı nereden bulacaksın Başkan. Boyacı küpü değil ki bu. Ödenek yok diyorsun. Bir dünya para gider bu işe”. Ben bulacağım dedi Başkan. “Sen projeleri yaptır, ben bulacağım. Camiyi yaptırmaya gönüllü olacak hayırseverler olur mutlaka”.


Yapacak bir şey yoktu. Mimarlık Bölümünden Yüksek Mimar Öğretim Görevlisi Feray Ergincan hoca mimari projeleri hazırladı, Yer ve Uzay Bilimleri Enstitüsünden Harita Mühendisi  Yrd.Doç.Dr.Uğur Avdan mimari projelerin hazırlanması için gerekli olan ölçüm işlemlerini yürüttü, yine Enstitüden İnşaat Mühendisi Prof.Dr.Yücel Güney, yapının statik durumunu ve yapılması gereken iyileştirmeleri değerlendirdi. Hatır işi, işler yoğun olunca projelerin hazırlanması da uzadı doğal olarak biraz. Ama Başkan hiç vaz geçmedi, yorulmadı peşinden koşmaktan bu işin. Yine geldi, gitti, geldi, gitti… Sayın profesörüm, inşaatı yapacak bir gönüllü buldum dedi bir gün. “Hadi bitirin projeyi, sunalım kurula, alalım izinleri başlayalım inşaata”…  Bitirdik projeleri, sunduk Kurula. Bizdeki Kurullar malum… Bilen bilir, fazla yorum yapıp, hır çıkarmayacağım. Tam dört kerede girdi Kurula projeler. Dört kerede girdi, ama ilk sunduğumuzdan ne fark etti projede derseniz, yok fark eden bir şey… Bu süreçte de hiç yılmadı Başkan. Yılmadı ama, süreç öylesine uzadı ki, Caminin yapımı için gönüllü olan hayırseverin ömrü yetmedi bu süreçte. Elde var onaylı proje, ama para yok Belediyede… İşte bir süre de bu yüzden bekledi proje. Bu sürede de hiç yılmadı Başkan. Herhalde ulaşabildiği herkese, tüm siyasilere destek için gitti. Sonunda Eskişehir’in Türk Dünyası Kültür Başkenti olması sayesinde, bu kapsamda yapılacak faaliyetlerden birisi olmasını sağladı Caminin restorasyonun.. Bu arada Alpagut Belediye olma vasfını kaybetti, Mihalgazi’ye bağlandı… Ve her şeye rağmen Başkanın kararlılığıyla yapıldı Cami nihayet. Bilmem niye, yapılalı epeyce de oldu aslında ama, açılmamıştı bugüne kadar. Perşembe akşamı şu anki Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep hanım aradı beni. Hocam açıyoruz Camimizi yarın, bekleriz açılışına… Cuma günü açılışı yapıldı Caminin. Kaymakam Bey, Başkan Hanım, Prof.Dr.Emine Nur Günay, Koca Yusuf, protokolden başka kişiler ve yerel halkın neredeyse tamamı gelmişti açılışa. Biz de Caminin inşaat mühendisliği ile ilgili değerlendirmelerini yapan Rektör Yardımcımız Prof.Dr.Yücel Güney, mimari projelerini yapan Feray hoca, ölçüm işlerini yapan Uğur hocayla katıldık açılışa. İnanılmaz bir gurur ve mutluluktu bizim için. Üniversite hocası  dediğin sadece öğrenci yetiştirmez, sadece bilimsel çalışmalar yapmaz ya... Önemli görevlerinden biri toplumun ihtiyaçlarını karşılamak, sorunlarına çözüm bulmaktır ya... İşte bunun en güzel örneğiydi bu hikaye. Başkanın o inanılmaz azmiyle bizi devreye soktuğu ve sonunda Üniversitenin – Akademinin önemli görevlerinden birini hayata geçirmemizi sağlayan bir başarı hikayesi...


Orada hala çok güzel ve önemli yapılar var kurtarılmayı bekleyen... Bir konak var mesela. Yaklaşık iki yüz kusur yıllık. Belki de Eskişehir’deki en özel sivil mimarlık örneklerinden biri... Bir tarihi hamam var... Belki birkaç bin yıllık tarih var Alpagut’ta...


Ben de bir dönem çok arzu ettim, Alpagut Eskişehir’den çıkan bir başarı hikayesine dönüşsün, ülkeme örnek olsun, kentten kırsala tekrar geri dönüşün yaşandığı bir örnek. Bir de yüksek lisans tezi yaptırdım bu konuda. Mimarlık Bölümünde Hicran Halaç hoca, çok güzel bir çalıştay düzenledi bu amaçla. Canlandırmakla başlayalım o tarihi dokuyu, sonra kırsal kalkınmayı teşvik edecek dokunuşlar yapalım, bırakıp gidenler köylerini geri gelsinler köylerine... Tutsunlar işin ucundan, kaldırsınlar ayağa... O bölge öylesine güzel bir iklime sahip ki, tarımı teşvik edebilseniz, hane halkının tarımsal gelirini, kırsal turizm ile destekleyebilseniz, Eskişehir’i besler tarımsal açıdan belki de... Bu başarı hikayesi hayata geçebilseydi belki de, örnek olabilseydi bu belde ülkeme, bu gün ne et bu kadar pahalı olurdu, ne de tarımsal ürünlerde dışa bağımlılık bu kadar artmış olurdu... Bir düşün hele... Kırsalın kalkınmadığı bir ülkede kentlerde kırdan köye göç nedeniyle çarpık kentleşme de olur, gıda üretiminde artan talebi karşılamak da, gıda fiyatlarındaki artışı düşürmek de mümkün olmaz... İstihdamı kentlerde yeterince sağlayamayacağın için işsizin de artar...


Bir düşün hele... Yılmadan azimle mücadele edecek, ne çok Koca Yusuf lazım bu memlekete... İyi haftalar...
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi