Bıçak taşıyan Eskişehirli’yi adamdan saymıyorum!

Şinasi Kula

27 Ocak 2015 23:59
A
a
İstediğiniz kadar kostaklanın, istediğiniz kadar kollarınızı yana açıp poponuzu geriye doğru çıkarıp kasım kasım gezin! Kaşık havası ya da çiftetelli eşliğinde külhan tavırlarla, “Polat Alemdar” tripleri ile istediğiniz kadar ortalarda döktürün fark etmez! Değil mi ki belinizde veya zulanızda o bıçağı taşıyorsunuz, değil mi ki en ufak bir olayda elinizi belinize atıyorsunuz, değil mi ki ağzınızla değil de başka yerinizle içki içip o içkinin arkasına sığınarak can yakıyorsunuz; bilesiniz ki sizi değil adamdan, EŞEKTEN bile saymıyorum…  

Durun daha bitmedi size saydıracağım hakaretler! Hani sizlere öğretilen “erkek adam silah taşır” veya “at avrat silah” gibi bu devirde ancak marabaların, lümpenlerin kanacağı öğretiler var ya?   İşte o öğretiler sayesinde ancak sizin gibi zavallıları kandırıp hayal âlemine daldırıp mahpushanelere tıkıştırırlar. “Bu sistem düşünen adamı sevmez biliyor musun hacım?”  Çünkü düşünen adam yargılamayı bilir, sorgulamayı bilir. Sığır gibi her istenilen yere güdülmez. Ayakkabı kutularının içerisine yarınlığını yaparak senin ve çocuklarının geleceğini çalanlar, senin gibi güdülen türlerin çoğalmasını canı gönülden arzular. Çünkü onların ikbali senin gibi ucuz yaşam biçimini kanıksamış “kaderci” türlere bağlıdır. Senin gibiler bolca olacak ki, onlar devranlarını her daim sürdürebilsinler. Senin gibi karısını dövmeyi ve darp etmeyi erkeklik sanan, en yakın arkadaşını püfürükten sebeplerle bıçaklayan, senin gibi güçsüz ve günahsızların canını yakan ucuz efeler çoğalsın ister düzenin sahipleri. Emek mücadelesi, vatan ve bağımsızlık mücadelesi gibi onurlu insanların tercih edeceği yöntemler size göre değildir. İşte düzenin sahipleri dediğimiz mutlu azınlığın işine bunun için gelirsiniz zaten. Hak mücadelesinden bihaber şekilde, belden aşağı organınız için yaşamayı adamlık sayarsınız ya! Hani beyin denen organınız da o malum organınıza monte edilmiştir ya! İşte bu yüzden muhakeme ve vicdan yetisinden yoksun bir şekilde ot gibi yaşamaya devam edeceksiniz ne yazık ki! Lakin sonunuz bağlar gazeli biçiminde noktalanıp, kendinizi “kader kurbanı” nakaratları ile teselli etmeye çok devam edersiniz…

 

Adem Ünal yazılarımızı ve ES TV’deki programlarımızı sürekli takip eden duyarlı bir yürektir. Emine Ülker Tarhan ile ilgili yazıma bir yorum yapıp ileti ile yollamış. Gerek sosyal paylaşımdan, gerek e-posta yolu ile gelen iletilerden anladığım net bir sonuç var. Sonu hüsranla bitecek bir 7 Haziran gecesine doğru hızla gittiğimize inananların sayısı hızla artıyor ne yazık ki! Zerre kadar bir umut ışığı ne CHP, ne de MHP cephesinde görülmüyor an itibarı ile. Bireysel çıkarlar peşinde çekirge misali zıplayanlar toplumu daha da karamsar ediyor…

Adem Ünal’ın yorumu ile sizleri baş başa bırakıyorum…

“Çekip gitmek ne kadar kolay. İnandığın şeylerin sonuna kadar parti içinde mücadelesini vermek varken. Partililere düşüncelerini kabul ettirse, kendi tarafına çekmiş olsa!

Ne oldu? Ayrılıp gidip yeni bir parti kurdu da Türkiye'de tek parti olarak iktidara gelebilecek potansiyel mi yarattı? Yaratabilir mi sizce? Bu ne kadar mümkün? Türkiye birçok adı sanı duyulmamış partiyle dolu. Aklı başında bir insan olarak görüyordum Emine hanımı. Türkiye'de yeni kuruluna bir partinin iktidara gelebilmesi sadece emperyalistlerin desteği ile olabileceğini görmemiş herhalde?

Olan benim memleketime, memleketimin geleceğine oluyor. Birileri makam ve mevki uğruna seçim arifesinde partisine ihanet ediyor. Tam ihanet içinde olanlardan kurtulacağız umuduna kapılıyoruz, aklı evvelin biri çıkıyor, bir oyun bile kıymetli olduğu bir ortamda partinin oylarının bölünmesine neden oluyor. Yazık…”

 

OZANCA

Akrep gibisin kardeşim,

Korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.

Serçe gibisin kardeşim, serçenin telaşı içindesin.

Midye gibisin kardeşim, midye gibi kapalı, rahat.

Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.

Bir değil, beş değil, yüz milyonlarlasın maalesef.

Koyun gibisin kardeşim,

Gocuklu celep kaldırınca sopasını

Sürüye katılıverirsin hemen

Ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.

Dünyanın en tuhaf mahlûkusun yani,

Hani şu derya içre olup

Deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf.

Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende… Nazım Hikmet RAN
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi