Ben Uğur Mumcu olamam ki!

Şinasi Kula yazdı

25 Ocak 2016 08:33
A
a
Kolay mıdır bir Mustafa Kemal olmak.

Yedi düvele posta koymak.

Ülkesini gözden çıkarmış bir padişaha rağmen!

İngiliz emperyalizminin boyunduruğuna girerek, bağımsızlık yanlısı yurtseverlere karşı dini kullanmaktan zerre kadar çekinmeyen bir padişaha karşı; Anadolu insanını birleştirip “Kurtuluş Savaşı Destanı” yazdıran bir Atatürk olmak ne denli zor ise Uğur Mumcu olmak da kolay değildir öyle…

Atatürk devrimlerinin devamı ve tamamlanması, cumhuriyet değerlerinin korunması uğruna verdiği onurlu bir yaşam mücadelesine tanıklık edip de hayran olmamak olası mıdır bu yiğit gazeteciye?

Gözlerimin önünde hala televizyon programlarının her karesi... Duruşu, tavrı, donanımı, kararlılığı ve kendine olan güveni ile yobazların, pkk’nin, mafya bozuntularının, darbeci generallerin korkulu rüyası olmuş bu korkusuz yüreği kelimelerle nasıl anlatabilirim ki?

Tartışma programlarında onun karşısına çıkıp ecel terleri döken Mehmet Barlas’ın, Abdurrahman Dilipak’ın, Nazlı Ilıcak’ın, Hasan Mezarcı’ların şu an aklıma gelmeyen daha nice yanardönerin o komik hallerini unutmamız olası mıdır?

Girdiği her tartışmada ortaya koyduğu dokümanlarla, tarih bilgisi ile kararlı ses tonu ile izleyenleri kendisine hayran bırakan bu yiğit kalem sadece bir biçimde susturulabilirdi! Korku tanımayan, dalkavukluğu, yardakçılığı asla yaşam biçimi olarak kabullenmeyen Uğur Mumcu 24 Ocak 1993 Pazar sabahı kahpe maşalarca katledildi. Evinin önünde, ailesinin ve çocuklarının gözleri önünde hem de…

Pkk’lı maşalar sevmezdi onu.

Amerikancı mandacılar sevmezdi onu.

Atatürk düşmanları sevmezdi.

Padişah yalakaları sevmezdi.

Yobaz güruh sevmezdi.

Mafya bozuntuları sevmezdi onu…

Yani kısaca memleketimizin altına dinamit yerleştirmek üzere kodlanmış ne kadar hain varsa sevmezdi gazeteci Uğur Mumcu’yu…

Bu kadar çok düşmanı olup böylesine dik duran, bilgisini ve ideolojisini en etkin bir silaha dönüştüren bağımsızlık yanlısı bu aydın karşısında sadece gevelerdi tüm bu haşereler…

Ne onu katleden katil çakallar bulundu, ne de azmettirenler.

Çünkü derinliği okyanus ötelerine varan; “Kemalizm’i tasfiye edin” emrini veren emperyal gücün kaynağına ulaşmak olası değildi. Görünen yüz, sadece sembolik de olsa yerli taşeronlardı…

Benim hüznüm şudur saygın okurlarım.

Başbakanlığı “bana sağcılar adam öldürdü dedirtemezsiniz” diyen Süleyman Demirel’in yaptığı bir hükümette,  Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı da sosyal demokrat kimliği ile Erdal İnönü idi! Adalet Bakanı Mehmet Seyfi Oktay idi!

Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin idi!

Kültür Bakanı Fikri Sağlar idi!

Turizm Bakanı Abdülkadir Ateş idi!

Sanayi ve Ticaret Bakanı Tahir Köse idi!

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Moğultay idi!

Bayındırlık ve İskân Bakanı Onur Kumbaracıbaşı idi!

Devlet Bakanları Güler İleri, Erman Şahin, Türkan Akyol ve İbrahim Tez idi!

Ve bir devletin en üst kademelerinden birinde bulunan Erdal İnönü, “Uğur Mumcunun katillerini bulmak bizim şeref borcumuzdur” demişti. Ne acıdır ki Sivas katliamında aydınlar cayır cayır yakılırken yine aynı isim, Erdal İnönü bu kez Tansu Çiller’in Başbakan yardımcılığı görevindeydi. 33 aydının diri diri yakılmasını sadece televizyon kanallarından izlemek zorunda kalmış, yardım çığlıkları karşısında(telefonlarla arandığında) hiçbir varlık gösterememişti…

Demem şudur, bu yazımın hemen ana fikrini sunayım.

“Atatürkçü” olmak, demokrat olmak, ilerici olmak da kolay değildir.

Ama Uğur Mumcu olmak hiç de kolay değildir.

Bunun için çift başlı bir yürek gerek önce.

Kaya gibi bir ideoloji ve kişilik.

Kütüphane gibi bilgi birikimi ve en önemlisi de bireysel beklentilerden arınmış, aşktan öte memleket sevdası gerek memleket sevdası…

 

 

 

SİZİN SESİNİZ

 

 

Doğal Yaşam Merkezi emekçilerini seviyorum…

Tepebaşı Belediyesi, kış şartlarında sokak hayvanlarını unutmuyor diye bir paylaşım yollamış arkadaşlarım. Veteriner İşleri Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, kışın sokak hayvanlarının yaşamlarını sürdürebilmesi için yemek artıkları kuru mamaları ilçenin değişik yerlerinde oluşturulan beslenme noktalarına bırakıyorlarmış...

Yoğun kar yağışı ile birlikte, durumdan olumsuz etkilenen sokak hayvanlarının imdadına yetişiyor yine bu arkadaşlarımız. Çeşitli fabrika ve marketlerden alınan son kullanma tarihi dolmak üzere olan yiyecekleri kullanıyorlarmış bunun için. Sokak hayvanlarının aç kalmaması ve soğuktan etkilenmemeleri için de belirli aralıklarla, kış mevsimi boyunca sokak hayvanlarını beslemeye devam edeceklermiş. Vardiya sayısını mart sonuna kadar üçe çıkaran ekip, 7 gün 24 saat boyunca istek öneri ve şikâyetlere koşturacaklarının açık beyanını veriyorlarmış…

Göz boyamadan; işini aşk ile yapan bu emekçilerden ve onları organize eden yüreklerden Allah razı olsun, daha ne diyeyim…

 

 

 

 

OZANCA

 

 

Kamer Genç’e

 

 

O bir demokrattı yurduna âşık

Yüzü hep gülerdi kalbi barışık

Kamer Genç’te göçüp gitti dünyadan

Toprağı bol olsun mezarı ışık... Fikret DİKMEN

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi