Ben Gazeteci Değilim…

Şinasi Kula

12 Ocak 2015 00:35
A
a
Birkaç yıl önce “ben gazeteci değilim” başlıklı bir yazımdan dolayı yargılandığımı biliyor muydunuz? Değişik kişi ve guruplar tarafından açılan üç ayrı davanın ikisini kazanıp, birini kaybettiğimi de ekleyeyim hemen!

Gerçekten samimi söylüyorum ve yazdıklarım içtendir bilesiniz. Ben gazeteci değilim derken birilerine gönderme yapmak, ders vermek niyetinde değilim. Her mesleğin kendine has hazzı ve zorlukları vardır bu kesin. Hani dünyaya bir daha gelsem diye başlayan temenni sözcüğü vardır ya? İşte ben de dünyaya bir daha gelsem yine öğretmenliği tercih ederim. Bu sözün altında yatan mesaj gazeteciliği hafife almak asla değil. Gazetecilik yeryüzünde geçerli binlerce mesleğin en zor olanlarındandır bu böyle biline! Emekli olduğum on iki yılı aşkın süre boyunca yazılı ve görsel medyanın aktif biçimde içerisindeyim. Şaka maka, az değildir emeğim bu sektörde. Ne kadar başarılı, ya da tam tersine başarısız olduğumu öncelikle Eskişehirliler değerlendirip dillendiriyorlar zaten. Benim duyduklarımı (ki daha duyamadıklarımı) başkaları da duyup değerlendiriyordur eminim…

Düşünsenize bu ülkede bir Osman Nevres (Hasan Tahsin) adında gözü kara bir gazeteci yaşamış. Kutsal saydığımız Anadolu’muza emperyalist güçlerin ayak basması ile belindeki silahı çıkarıp ateşlemiş işgalci gücün askerlerine! Cumhuriyetin kurulmasında “ilk kurşun” olarak tarihe adını kazımış…

Uğur Mumcu adında, gözünü budaktan sakınmayan koca yürekli bir gazeteci daha varmış ülkemde. Anadolu topraklarında zaman içerisinde türeyen bütün kirli insanların ve örgütlerin baş belası olmuş. Kalemlerini ve ruhları satan nice meslektaşı onu gördüklerinde altlarını ıslatırmış adeta! Yanına salâvat ile yaklaşırlarmış. “PKK denen Amerikan maşası pisliklerin” tüm kirli tezgâhlarını sergilermiş. 12 Eylül faşist darbecilerinin gerici güruh ile rabıtasını sermiş gözler önüne. “Mafya-PKK ve Din” bezirgânlarının ortak menfaatler doğrultusundaki kirli işbirliklerini açıklamış. Mustafa Kemal’in neferiyim demiş üstüne üstlük!

Sadece iki örnek verdim, ikisi de sonsuzluğa göç etmiş cesur gazeteci bunlar. Siz söyleyin şimdi ey güzel insanlar. Bizler kendimize gazeteci yakıştırması yapıp kasım kasım gezersek, bu iki isim başta olmak üzere katledilmiş tüm gazetecilerimize hakaret etmiş olmaz mıyız?

“Biz gazeteci isek onlar nedir o halde? Ya da tersini soralım, onlar gazeteci ise biz neyiz kardeşim? Yılmaz Büyükerşen geçtiğimiz yıllarda (hem de tam çalışan gazeteciler günü kutlamasında) ne dedi herkesin gözünün içerisine bakarak anımsayalım! “Siyasi dedikodular yazan, sığ konularda sıkışıp kalan köşe kadılarısınız” demişti. Ben üzerime hiç alınmamıştım, alınmıyorum da! Çünkü ben gazeteci değilim diye zaten köşemde aleni yazdım ve bedel olarak üç kez hâkim karşısına çıktım!

Şimdi siz söyleyin a dostlar “Osman Nevres ile Uğur Mumcu” gazeteci ise biz neyiz?


Sizlerden gelen iletiler!

Serdar Ünver:1970'li yıllarda Polatlı'da müzik yapmaya çalışan,  saçlarımız, tavrımız vs. her şeyimizle o zamanların Polatlı'sında çoğu gençlere müziği sevdiren özendiren birisi olarak sizi öyle takdir ediyorum ki; ne zaman ES TV’de görsem veya yazınızı okusam tekrar mücadele hırsım kabarıyor…   Çünkü artık bu düzene de itimadım kalmadığı için çabuk pes ediyor oldum.      Bu vesileyle,  kutsal görevinizin bu kutsal gününü kutluyorum...  Rab; enerjinizi daim etsin…

Arif Dede: Çalışan gazeteciler gününüzü kutlar Milletin Müşterek Sesi yolunda çalışmalarınızda başarılar dilerim, saygılarımla…(Değerli Milli Eğitim Müdürümüz şu an İstanbul’da yaşam sürdürse de, biz Eskişehirliler insan ayrımı yapmayan bu candan kişiyi asla unutmadık. Hep yanımızda hissediyoruz)

Müzeyyen Uzun Çakır: Şahsen tanışmasak ta yaptığınız tv programlarını ve hayvanlar için yaptıklarınızı yakın takip ediyor ve çok takdir ediyoruz. Eskişehir Besleme Grubu olarak arkadaşlarla kırsal bölgedeki hayvanları şu soğuk havada her gün giderek beslemeye ve onları hayatta kalmalarını sağlamaya çalışıyoruz. Sizin de tam bir can dostu olduğunuzu biliyorum. Gününüzü kutlarım.

Muammer Öztay: Şinasi Bey, her türlü şart ve koşullarda yılmadan usanmadan halkımızı bilinçlendirmeye çalışan tek sermayesi kalemi ve fotoğraf makinesi olan çilekeş, fedakâr " çalışan gazetecilerin " günlerini canı gönülden tebrik ederim. Selamlar, saygılar basın emekçileri. Beylikova ve köyleri sosyal kültür ve dayanışma dernek başkanı…

Ercan Özturk: Şinasi kardeşim, seni sevmeyen ölsün demiyorum ama seven sevsin. Sevmeyen gölge etmesin yeter, günün kutlu olsun…

Suzan Karaş Yalçın: Şimdiye kadar yaşananlardaki tepkiler emsal olursa maalesef değerli hocam, toplumsal duyarsızlık devam edeceklerdir. Karanlık sonuçları gördüklerinde de çok geç kaldıklarını anlayacaklar (bugünkü duyarsızlık sürerse, o gün de anlayacakların zannetmiyorum). Aslında en büyük tehlike toplumsal duyarsızlık! Gazeteciler gününüz kutlu olsun…

Ferdağ İlker: İnsan her gün bir parça müzik dinlemeli, iyi bir şiir okumalı, güzel bir tablo görmeli ve mümkünse birkaç mantıklı cümle söylemelidir. Gazeteci bunların hepsini tadıp, ülke sevgisi ile yoğurup yazıları ile kitlelere öncülük edip ışık olmalıdır. Bu doğrultuda gününüzü kutlarım…


OZANCA 

Bankada parası olan kulları yazma

Onlara aldanıp yolundan azma

Şehirden asfalt geçen yolları yazma

Bir de bizim köyden

Eşek geçmeyen yolları

Yaz gazeteci yaz, yaz efendi yaz…
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi