Birkaç hafta önce yazdığım “Eyocan” başlıklı yazımda enerjiyi tasarruflu kullanmamız gerektiğini, enerji verimliliğinin önemini vurgulamış ve ülkemizin bugünlerde yaşadığı kuraklığın enerji üretimimizde bir azalmaya ve enerji fiyatlarında bir artışa yol açabileceğini belirtmiştim. Geçen hafta Enerji Bakanımızdan ‘kuraklık nedeniyle enerji üretimimizde bir azalma beklendiği, Gürcistan, İran ve Bulgaristan’dan yaz aylarında ilave elektrik alınabileceği’ açıklaması geldi. Enerji verimliliği çok önemli konu; öncelikle enerji eldesinde birincil kaynak fosil yakıtlar. Fosil yakıtların yakılması neticesinde ortaya çıkan sera gazları küresel iklim değişikliklerine yol açıyor, küresel iklim değişikliklerinin etkisiyle ülkemizde yaşanan kuraklık da hidroelektrikten elde edilen enerjinin azalmasına ve enerjinin ithalatının artmasına... Enerji temini için ödediğimiz bedeller, cari açığımızın artmasındaki en etkili hususların başında geliyor. Aslında bir bedel daha ödüyoruz ve bunun farkında bile değiliz. İklim değişikliklerine bağlı afetler; bugünlerde yaşadığımız bir yandan kuraklık, erozyon ve çölleşme, diğer yandan bazı bölgelerde artan fırtına zararları, seller, taşkınlar vb... Bu bakımdan ülkemizin daha fazla enerji üretimi için güneş, rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından etkin yararlanmasına ve bu konuda çok daha fazla yatırıma ve kamu kuruluşlarının teşviğine ve desteğine, diğer taraftan da ülkemizdeki sanayiinin ve tüm evsel ve ticari kullanımlarda enerji verimliliği konularına azami ölçüde dikkat edilmesine ihtiyaç var. Ben ne yapabilirim sorusunun yanıtı çok açık: Daha az tüket, geri dönüşüme dikkat et, enerji verimli ampüller kullan, enerji verimliliği yüksek evsel elektrikli araçları tercih et, aracını daha az kullan, mevsim sebze ve meyvesi tüket, ısıtma sisteminde enerji verimliliğine dikkat et. Bu tedbirleri alman, hem kişisel harcamalarını da azaltacak...
......................................
Söylemiştim demiş olmaktan üzüntü duyduğum bir başka husus daha maalesef bugünlerde etkisini gösteriyor... Geçtiğimiz aylarda yazdığım bir yazımda iklim değişikliğine bağlı mevsim normallerinin üzerinde geçen kışın sonrasında erken çiçeklenen ağaçların yaşanacak don nedeniyle zarar göreceğini, kuraklığa bağlı tarımsal üretimde rekolte azalması olacağını belirtmiştim. Bugünlerde Türkiye’nin dört bir yanından buna dair haberler geliyor... Önümüzdeki yaz döneminde tarımsal üretimde bazı ürünlerde önemli bir düşüş yaşanacak gibi görülüyor...
..........................................
Leyleği bırakın havada, yerde görsem de gözümü kapatıyorum artık... Ayağım bir yere basamıyor, çok sık seyahat etmek zorunda kalıyorum. Geçen hafta içinde de önce Ankara’ya, ardından Afyon’a ve İzmir’e, hafta sonuna doğru ise Elazığ ve Tunceli’ye gidip geldim... Her yerde kuraklığın izlerini görmek mümkün ancak en üzücüsü, bu mevsimde her yerden su fışkıran Tunceli’de, Elazığ’da yüzey sularının miktarındaki önemli azalmayı görmek oldu. Tunceli ve Elazığ’da üniversite öğrencileriyle, akademisyenlerle, yerel halkla, bazı belediye başkanlarıyla görüşme şansım oldu. Gelecek hafta gözlemlerimi aktaracağım. Ancak bu hafta kuraklık ile ilgili olan gözlemlerimle şunu söyleyebilirim, bunu da geçtiğimiz yıl NASA’nın kuraklıkla ilgili yedi yıl süren bir çalışmasına bağlı hazırladığı bir rapora bağlı olarak bu köşeden söylemiştim... Raporda ülkemizin Doğu ve Güneydoğusunda kuraklığın alarm düzeyinde olduğu ifade ediliyordu...
Benden söylemesi...
Herkese bol yağışlı bir hafta dilerim....